Biyografi Hz Ömer (r.a) Kimdir? Hz. Ömer'in Hayatı Hakkında Bilgi

Konusu 'İslam büyüklerinin hayatları' forumundadır ve Lasey tarafından 29 Aralık 2018 başlatılmıştır.

  1. Lasey

    Lasey Admin


    Hz Ömer (r.a) Kimdir? Hz. Ömer'in Hayatı Hakkında Bilgi

    Hz. Ömer (r.a.) Fil Vakası’ndan on üç yıl kadar sonra Mekke’de doğdu. Baba tarafından soyu, Kureyş kabilesinin sefaret (elçilik) işlerine bakan Adi b. Ka‘b kabilesine ulaşır. Hz. Ömer’in soyu, Hz. Peygamber’in nesebiyle Ka‘b b. Lüey’de birleşir. Annesi Mahzum kabilesinden Hanteme b. Haşim’dir. Hz. Ömer’in (r.a.); babasının develerini güttüğü, iyi ata bindiği, iyi silah kullandığı ve pehlivan yapılı olduğu belirtilmektedir. Aynı zamanda şiire meraklı olduğu, güzel konuştuğu, okuma yazma bildiği, ensab (soy kütüğü) bilgisini öğrendiği bilinmektedir. Ticaret yaptığı ve bu maksatla Suriye, Irak ve Mısır’a gittiği, ayrıca Kureyş kabilesi adına elçilik görevinde bulunduğu bilinmektedir. Hz. Ömer (r.a.) uzun boylu, gür sesli ve heybetli bir yapıya sahipti. Hz. Ömer (r.a.) Müslüman olmadan önce kavminin dini üzere putlara taptı. Hz. Peygamber’e ve İslamiyet’e karşı düşmanlık gösterdi. Kendi kabilesinden Müslüman olanlara işkence yaptı. İslam’ı açıktan tebliğ etmesiyle atalarının dininden döndüğü ve Mekkeliler arasına ayrılık soktuğu gerekçesiyle Sevgili Peygamberimizi öldürmeye karar verdi. Kılıcını kuşanıp Peygamber Efendimizi öldürmek için giderken yolda Nuaym’a (r.a.) rastladı. Nuaym’dan (r.a.) kız kardeşinin ve eniştesinin Müslüman olduğunu öğrenince onların evine gitti. Kız kardeşi ve eniştesi o sırada Kur’an öğreniyorlardı.

    Hz. Ömer’in (r.a.) geldiğini fark ettiklerinde önce korktular ve okudukları Kur’an nüshasını sakladılar. Hz. Ömer (r.a.), kendilerinden okuduklarını istedi. Onlar vermek istemeyince aralarında münakaşa yaşandı. Bunun üzerine kız kardeşi kararlı bir şekilde şöyle haykırdı: “Evet ben ve eşim Müslüman olduk. Ne yaparsan yap dinimizden dönmeyeceğiz.” Kız kardeşinin kararlı tutumu Hz. Ömer’in (r.a.) kalbinin yumuşamasına vesile oldu. Temizlendikten sonra Kur’an ayetlerini okuyan Ömer (r.a.) okuduklarının da tesiriyle Müslüman olmaya karar verdi. Peygamberimizin nerede olduğunu öğrenip onun huzuruna giderek 616 yılında Müslümanlığını ilan etti. Böylece Peygamber Efendimizin “Allah’ım! İslam’ı Ebu Cehil b. Hişam veya Ömer b. Hattab’la kuvvetlendir.”70 duası da Hz. Ömer’in (r.a.) hakkında kabul oldu. Hz. Ömer (r.a.) cesareti ve korkusuzluğu ile bilinirdi. Doğru bildiğini yaparken kimseden korkmaz, çekingenlik göstermezdi. Onun bu cesareti Müslüman olduktan sonra; Müslümanlara güven, müşriklere ise korku verdi. İslam’ın gür sesi olarak insanları dine davet etti.

    Hak ile batılı açıkça ortaya koyduğundan dolayı “Faruk” unvanını aldı. Müslüman olduktan sonra onun teklifi üzerine Müslümanların toplu halde Kabe’ye gidip namaz kılmaları da cesaretini ve yiğitliğini ortaya koymaktadır. Aynı zamanda hicret yolculuğuna çıkarken müşriklerden çekinmedi. Kabe’yi tavaf etti ve “İşte ben de dinim için hicret ediyorum. Anasını ağlatmak, karısını dul, çocuklarını yetim bırakmak isteyen varsa karşıma çıksın!” diyerek müşriklere meydan okudu. Ömeru’l-Faruk (r.a.), Peygamberimizin müşriklere karşı yaptığı bütün savaşlara katıldı ve büyük kahramanlıklar gösterdi. İslam’dan önce cahiliye alışkanlıkları olan Hz. Ömer (r.a.), Müslüman olduktan sonra İslam ahlakı ile donandı. Örnek bir insan, rehber bir Müslüman oldu.

    Hz. Ömer (r.a.) görüşlerini açık bir şekilde ortaya koyardı. Hatır ve gönül ilişkisine bakmadan fikrini söylerdi. Hakkında açık hüküm olmayan meselelerde görüşlerini Peygamber Efendimizle (s.a.v.) paylaşırdı. İsabetli görüşleri dolayısıyla Resul-i Ekrem kendisiyle birçok konuda istişare ederdi.

    Hz. Ömer (r.a.) ile Hz. Ebu Bekir (r.a.) “şeyhayn” diye anılmıştır. Bazı fakih sahabiler onların ittifak ettikleri hususları diğer görüşlere tercih etmiştir. Resul-i Ekrem onun hakkında, “Allah, gerçeği Ömer’in lisanı ve kalbi üzere yarattı.”, “Allah’ın emirleri konusunda ümmetimin en kuvvetlisi Ömer’dir.” ve “Muhakkak ki şeytan senden korkar, ya Ömer!” demiştir. Peygamberimizin vefatından sonra Hz. Ebu Bekir’in (r.a.) halife seçilmesinde Hz. Ömer’in (r.a.) büyük katkısı oldu. Herkesten önce kendisi ona biat ettiği gibi ashabın da ona biat etmesini sağladı.73 Yalancı peygamberler ve dinden dönenlerle yapılan mücadelede Hz. Ebu Bekir’in (r.a.) en büyük destekçisi oldu. Hz. Ebu Bekir (r.a.) Medine’de hukuk ile ilgili konularda onu görevlendirirdi. Hz. Ebu Bekir (r.a.) kendisinden sonra Hz. Ömer’in (r.a.) halife olmasını vasiyet etti. Hz. Ömer (r.a.) halifeliğe layık olduğu için aynı zamanda İslam’a olan hizmetleri dolayısıyla istişare sonucunda halife seçildi. Hz. Ömer (r.a.) halife olduğunda insanlara şöyle bir hutbe okudu: “Cenab-ı Hak, beni işlerinize vekil tayin etti. Yüce Allah’tan, sizin haklarınızı korumak hususunda bana yardımcı olmasını niyaz ediyorum. Halifelik vazifesini üzerime almış olmam, inşallah ahlakımdan hiçbir şeyi değiştirmeyecektir…” Bundan sonra ellerini açıp şöyle dua etti: “Allah’ım ben sert ve şiddetliyim. Bana yumuşaklık ihsan et. Ben güçsüzüm, bana kuvvet ver. Ey Rabbim! İdaresini üzerime aldığım bu ümmeti, doğru yola irşat etmek için bana güç ve kuvvet ver!”

    Hz. Ömer (r.a.) de Hz. Ebu Bekir (r.a.) gibi içtihatlarını çok defa şura usulüyle yapardı. Onun; Hz. Ali (r.a.) başta olmak üzere, Hz. Osman (r.a.), Hz. Abdurrahman b. Avf (r.a.), Hz. Muaz b. Cebel (r.a.), Hz. Übey b. Ka‘b (r.a.) ve Hz. Zeyd b. Sabit (r.a.) gibi sahabenin ileri gelenlerinden oluşan bir istişare meclisi bulunmaktaydı. Bu meclis, onun yöneticiliğinde halkının görüşlerine değer verdiğini, iyi ve güzel olanı bulmak maksadında olduğunu göstermektedir. Onun bu tavrı, yönetiminin adaletle işlemesini sağlamıştır. Hz. Ömer (r.a.) halifeliği süresince devlet hazinesinden ihtiyacı dışında hiçbir şey almamış, orta halli bir hayat sürmüştür.76 Halifenin örnek yaşantısı insanların da İslamiyet’e olan bağlılığını arttırmıştır. Böylece halkın ona olan sevgisini ve güvenini canlı tutmuştur. Onun döneminde devletin ekonomik gücü artmış, halkın refah düzeyi yükselmiştir.

    Bir meselede karar verirken kimsenin soy, ırk ve makamına bakmazdı. İslam devletinde yaşayan Yahudi ve Hristiyanlar kanunlara uyduğu müddetçe, onların can ve mal güvenliği devletin güvencesi altına alınmıştı. Hz. Ömer (r.a.) ile ihtiyar dilenci arasındaki şu hadise gayrimüslimlerin hakkını koruduğunu göstermektedir. Hz. Ömer (r.a.) gayrimüslim ihtiyar bir dilenci gördü ve yanına yaklaştı. Niçin dilendiğini sordu. İhtiyar, cizye verdiği için fakir düştüğünü, cizye verecek durumda olmadığını söyledi. Bunun üzerine Hz. Ömer (r.a.) hazineden o fakire maaş bağladı ve şöyle dedi: “Genç iken bunları çalıştırıp, yaşlandıkları zaman da sokağa atamayız.” Hz. Ömer’in (r.a.) adaleti gelecek asırlara da ışık tutmuştur.

    M. Akif Ersoy, Safahat’ta onun adalet anlayışını şu mısralarla ifade etmiştir: “Kenar-ı Dicle’de bir kurt aşırsa bir koyunu, /Gelir de adl- i İlahi sorar Ömer’den onu!..” Sevgili Peygamberimiz “Ömer içinizde oldukça fitneler zuhur etmez.” diyerek Hz. Ömer’in (r.a.) ferasetine işaret etmiştir. Halifeliği döneminde Hz. Ömer (r.a.) yönetimde hakkaniyet ölçülerine dikkat etmiştir. Zamanın büyük devletlerini yaptığı fetihlerle adeta titretmiştir. Adaletiyle zalimlerin zulmüne engel olmuştur. Irak, İran, Suriye ve Mısır gibi yerleri fethederek İslamiyet’in maddi ve manevi güzelliklerinin yayılmasına vesile olmuştur. Fethedilen yerlerde adaleti tesis etmiş ve mazlumları korumuştur. Görevini hakkıyla yerine getirmeyen valilerin görevlerine son vermiş, yerlerine halkla iç içe olan liyakatli kişileri atamıştır. Aynı zamanda mücahitlerin fethedilen ülkelerin iklimlerine alışması ve İslam kültürünün kendisine mahsus bir şekilde yaşanması için Kufe, Basra ve Musul gibi yeni şehirler kurarak buraları tanzim etmişti. Bu tutumu da fethedilen yerlerin korunmasını ve Müslümanların yabancı kültürlerden etkilenmelerini önlemiştir.

    Hz. Ömer ilmi yönüyle olduğu kadar hitabetiyle de güçlü biriydi. Onun yaptığı veciz nasihatlerden birkaçı şöyledir: “Allah’tan korkan kimse öfkesinin arkasına düşüp intikam peşinde koşmaz ve her istediğini yapmaz. Doğru sözlü ve yaşayışlı arkadaşlarından ayrılma! Her zaman için onlarla birlikte yaşa! Çünkü onlar senin için bollukta süs, darlıkta ise azıktır. Kesin bilgiye sahip olmadığın sürece Müslüman kardeşinin herhangi bir hareketini güzel şekilde yorumla!” Hz. Ömer (r.a.) halifeliği döneminde bir kısım yenilikler yaptı. Hicri takvimi kabul etti. Mahkemeler kurdu. Kadı atamaları gerçekleştirdi. Fethedilen bölgeler vilayetlere ayırdı. Düzenli bir ordu meydana getirdi. Mekke ve Medine arasında misafirhaneler inşa etti. Okullar yaptırdı. Vakıf sistemini kurdu. Hazinenin gelir ve giderler sistemini düzenledi. Teravih namazlarını cemaatle kıldırmaya başladı. Emniyet teşkilatını kurdu.81 Emirü’l-Müminin Ömer (r.a.) ödediği vergiyi çok gören Ebu Lülü adında bir Mecusi köle tarafından yaralandı. Üç gün sonra Medine’de 644 yılında şehit oldu. Hz. aişe annemizden izin alınarak cenazesi Mescid-i Nebi’ye, Peygamberimiz ve Hz. Ebu Bekir’in (r.a.) yanına defnedildi.