Hz Muhammedin İsimleri ve Anlamları

Konusu 'Dini islami isimler' forumundadır ve Lasey tarafından 30 Ağustos 2018 başlatılmıştır.

  1. Lasey

    Lasey Admin


    Peygamber efendimizin isimleri nelerdir?

    İsim denilince, tek başına kullanıldığında müsemmasını, yani o ismin alem olarak verildiği kişiyi ya da şeyi akla getiren simge ve semboldür. Bir varlığın genellikle bir tek ismi olur. Bu anlamda elbette Allah Resulünün tartışmasız tek ismi Muhammed’dir (s.a.v). Bununla beraber onun belirleyici bir mahiyeti olup ismi olarak bilinen pek çok özelliği vardır. Bunun yanı sıra tek başına/mutlak olarak zikredildiğinde onu akla getirmese bile onun için kullanıldığında onun bir özelliğini anlatan ve yine isim denmiş olan vasıfları vardır. Bazıları Kur’an-ı Kerim’de zikredilen bu vasıfların çoğu onun ismi olarak anılagelmiştir. Oysaki onlara isim denmesi mecazdır, çünkü hakikatte bunlar vasıf tırlar.

    Sırf Resulullah'ın (s.a.v) isimleri konusunda onlarca kitap yazılmıştır. Pek çok kitap içerisinde de onun isimleri için özel bölümler vardır.


    Muhammed

    Allah Resulünün asıl ve tek ismidir. O Kur’an-ı Kerim’de dört yerde bu isimle anılır. Övülecek pek çok vasfı olan demektir.

    Ahmed

    Yine Kur’an-ı Kerim’de zikredilen ve Hz. İsa’nın (a.s) ‘ben, benden sonra gelecek Ahmed isimli peygamberin müjdecisiyim’ dediği ismidir. Bu nedenle Ahmed onun İncil’deki ismi sayılır. Anlamı; Allah’ı en çok hamd eden, ya da insanların onu övdüğünden daha çok Allah’ı öven, veya insanlar içeresinde övgüye en layık olan demektir. Muhammed ile aynı köktendir. Aralarındaki fark şudur. Muhammed kendi içinde övülmeye layık pek çok haslet bulunduran, Ahmed ise diğer insanlardan daha çok övülendir.

    Mahî

    Küfrün imhası için gönderilmiş elçi.

    Haşir

    İnsanların ayakucunda haşr olunacağı zat. Ya da ondan sonra artık haşr vardır, başka peygamber yoktur. Bazıları bunu Allah’ın isimlerinden sayarlar ama bu doğru değildir. İnsanları haşredecek olan Allah olsa bile O’nun her fiilinden O’na bir isim üretmek caiz olmaz. Mesela ‘güldüren Allah’tır, ağlatan da’ ayetinden Allah’ın güldüren demek olan Mudhik ya da ağlatan demek olan Mübkî diye bir ismi vardır denemez.

    Akıb

    Peygamberlik silsilesinin sonu. Hatemü’l-enbiya ile aynı anlamdadır. Bu beş ismi bizzat Resulullah Efendimiz zikreder. Bununla en meşhur olan isimlerini kast etmiş olmalıdır. Çünkü yine o kendisi için başka isimlerden/vasıflardan da söz eder.

    Mesela diğer sahih bir hadisi şeriflerinde de buna şunları da ekler:

    Mukaffî

    Peygamberlerin sonu, sanki son kafiye.

    Nebiyyü’t-tevbe

    Hem kendisi çok tövbe ve istiğfar eden, hem de bütün insanlara tövbe kapısının açık olduğunu bildiren.

    Nebiyyu’r-rahme

    Sadece insanlara değil, bütün alemlere rahmet olarak gönderilen.

    Nebiyyü’l-melhame

    Melhame savaş ve cihat demektir. Gerektiğinde zalimlere karşı savaşmasına izin verilen.

    Mustafa

    Sanıldığı gibi Resulullah’ın bir ismi değil, isim haline gelmiş bir vasfıdır, seçilmiş demektir.

    Mahmud

    Mahmud da böyle bir vasıftır. Onun Tevrat’taki isminin de Mahmud olduğu söylenir. Muhammed ile aynı anlamdadır, ancak Muhammed ismi övgüde daha ileridir.

    Kur’an-ı Kerim’de zikredilen isimleri

    Nur


    “Size Allah’tan bir nur ve apaçık bir kitap geldi” (Maide 5/15) dendiğine göre demek ki NurResulullah’tır. Çünkü insanların yollarını aydınlatır.

    Şu ayeti kerime onun altı vasfını/ismini birden zikreder, ayrıca onun nur olduğuna işaret eder: “Ey Nebi, biz seni Şahit, Mübeşşir, Nezir (Uyarıcı),Daiile’llah/ Allah’a O’nun izni ile davet eden bir davetçi, SiracenMüniran/ Nur saçan bir kandil olarak gönderdik” (Ahzab 33/45, 46).

    Münir kelimesi daha çok Ay için kullanılır. Sanki Resulullah da nurunu ve bilgisini Allah’tan aldığı için ışığını Güneşten alan Ay gibi bir aydınlatıcıdır.

    Beşîr

    Beşîr ismi de Mübeşşir anlamındadır: Müjdeleyici, Allah’a inananları cennetle müjdeleyen demektir.

    Münzir

    Münzir de Nezîr ile aynı anlamdadır, her ikisi de uyarıcı, Allah’ı inkar edenleri cehennemle korkutup uyaran demektir.

    Şehit ve Şahit

    İkisi de yaklaşık aynı manadadır. İnanan ve inanmayan ümmetin durumunu gözetip onların şahidi olacak olan, ya da onlara İslam’ın canlı bir örneği olan demektir.

    Habîr

    Bilerek konuşan, haberdar olan (Furkan 25/59).

    Rauf ve Rahîm

    Ümmetinin şefkatle üzerine titreyen, çok merhametli (Tevbe 9/128). Bu iki isim aynı zamanda Allah’ın isimlerindendir. Allah onu kendi isimleriyle bizzat kendisi isimlendirmiştir.

    Hadi

    Hidayete vesile olan (Şura 42/52). Kur’an-ı Kerim’deki kullanılışına göre hidayetin iki anlamı vardır: Hidayeti bizzat yaratan, veren. Bu anlamda Hadi sadece Allah’tır. Hidayete vesile olan. İşte bu anlamda Resulullah da Hadi’dir.

    Zikr

    Hatırlama vesilesi olan (Talak 65/10-11). Bu ayette geçen ‘zikir’, rasul’den bedel olarak aynı şeydir diye anlayanlar; Kerim ve Mekîn (Tekvîr 81/19) vasıflarının da zikr gibi bir teville Resulullah için kullanıldığını söyleyenler vardır.

    Müzekkir

    Çokça hatırlatan (Ğaşiye 88/21). Zikr ile aynı köktendir.

    Resul ve Nebi

    Her ikisi de peygamber/elçi demektir. Kur’an-ı Kerim’de pek çok ayette geçerler (Mesela: Araf 7/157). Aralarında şöyle bir fark vardır: Resul, bir risaletle, yani yeni bir kitapla gelen ve aynı zamanda nebi olan peygamberdir. Nebi, ise, yeni bir kitap getirmese bile Allah’tan bir görevlendirme, bir nebe’/haber ile gelen peygamberdir. Böyle olunca bütün resuller aynı zamanda nebidirler, ama her nebi resul değildir. ResulullahKur’an-ı Kerim’de ‘nebilerin sonu’ diye vasıflandığına göre aynı zamanda resullerin de sonu olmuş olur.

    Müzzemmil

    (Müzzemmil 73/1), ve Müddessir (Müddessir 74/1), Bu iki kelime de peş peşe gelen iki surede Resulullah için birer vasıf/isim olarak kullanılmıştır. Müddessir, disar, yani kaftan gibi bir dış elbiseye bürünen, Müzzemmil ise her hangi bir örtüye bürünen demektir. Vahyin ilk günlerinde Resulullah Efendimiz (sa) örtüsüne büründüğü için ona ‘ey Müzzemmil, ey Müddesir’, yani ey örtüye bürünen diye hitap edilmişti.

    Rahmetenli’l-alemîn

    Bütün alemlere rahmet (Enbiya 21/107)

    Bu vasıflar bizzat Kur’an-ı Kerim’de açıkça Resulullah (sa) için vasıf olarak kullanılmış, ya da ‘zikir’ gibi yine Kur’an-ı Kerim’de bulunup, bununla onun kastedildiği anlaşılmış ve meşhur oldukları için bunlara onun isimleri denmiştir. Yoksa Nevevî’nin dediği gibi bunların hepsi aslında onun birer vasfından ibarettir. Ama isim denmesinde de bir sakınca görülmemiştir. Çünkü bu vasıflar onda adeta somutlaşmıştır. Onu bu vasıflarıyla tanımak aynı zamanda olduğu gibi tanımak demektir. Yani bunları bilen Resulullah’ı büyük ölçüde tanımış olur.

    Bir kısmı Hadisi Şeriflerde de bulunan ve ümmetin onun için uygun gördüğü diğer isimleri

    Seyyidüveled-i adem

    O, ‘övünmek için söylemiyorum, ben ademoğlunun efendisiyim’, buyurmuştur (İbnHibban, sahih).

    Mütevekkil

    Allah’a hakkıyla tevekkül edip güvenen.

    Fatih

    İnsanların gözünü gönlünü, aklını açan, cennete giden yolu ve de ülkeleri İslam’a açan.

    Emîn

    Allah’ın güvenip vahiy verdiği, yerde ve gökte herkesin güvendiği, kendisinden bir kötülük gelmeyeceğinden emin olunduğu kimse. Bu vasıf Kur’an-ı Kerim’de pek çok peygamber için kullanılır ve bütün peygamberlerin ortak özelliğidir.

    O ayrıca şu vasıflarla da isimlenir

    Ebul Kasım : Bu onun lakabıdır, Kasım’ın babası demektir. Tevrat’ta Ebu’l-eramil, dul kadınların babası diye bir lakabının daha olduğundan bahsedilir.
    Er-Rahmetü’l-mühtad : Allah’ın lütfu ile rahmet kılınan
    Habibu’r-Rahman : Rahman olan Allah’ın sevdiği elçi
    Muhtar : Allah’ın seçtiği elçi.
    Mücteba : Allah’ın seçtiği elçi.
    Mustafa : Mustafa da aynı anlamdadır.
    Sadık : Sözünde ve özünde doğru ve dürüst, sadakat sahibi.
    Masduk : Doğru ve dürüst kılınan, dürüstlüğü müsellem.
    Musaddık : Allah’tan aldığı bilgileri kendisi hemen tasdik eden.
    Bürhan : Allah’tan gelen mukni delil
    Sahibu’ş-şefaa : Şefaat etme hakkı verilecek olan
    Şefî : Aynı anlamda
    Müşeffa’ : Aynı anlamda
    Sahibu’l-makami’l-mahmud : Kıyamette yüce şefaat makamının sahibi.
    Sahibu’l-vesile : Cennetteki en üstün makamın, ya da şefaat makamının sahibi
    İmamü’l-müttekîn : Takvalıların imamı, en önde olanı
    Seyyidü’l-mürselin : Peygamberlerin efendisi
    Kaidü’l-ğurri’l-muhaccelin : Kıyamette yüzleri nurlu müminlerin öncüsü
    Hatemu’n-nebiyyin : Nebilerin sonuncusu
    Kademu-sıdk : Her işi sadakat üzre olan
    El-Urvetü’l-vüska : Tutunulacak en sağlam kulp
    Es-Sıratü’l-müstakîm : Doğru yolun ölçüsü
    En-Necmü’s-sakıb : Küfrü yarıp dağıtan yıldız
    Muslih : Islah eden, düzeltmek için gönderilen
    Tahir : Günahlardan ve kirlerden arınmış
    Halilü’r-Rahman : Allah’ın dostu
    Sahibu’l-Liva : Kıyametteki Liva adlı sancağın sancaktarı, sahibi.