Hz.Muhammedin güvenirliği ile ilgili hikayeler

Konusu 'Hikayeler' forumundadır ve Beyza tarafından 2 Kasım 2013 başlatılmıştır.

  1. Beyza

    Beyza Moderatör

    Hz.Muhammedin güvenirliği ile ilgili hikayeler

    Hz. Muhammed (s.a.v.) Güvenilir Bir İnsandı

    Olgun yüce bir insanın en büyük özelliklerinden birisi, onun güvenilir olmasıdır. Sürekli yalan söyleyen, verdiği sözleri yerine getirmeyen insanlar, diğerlerinin güvenlerini yitirirler; sevilmeyen, daima kuşku ile bakılan biri olurlar.

    Asr-ı Saadet döneminde yaşayan insanlar Peygamberimizin güvenilirliği konusunda acaba ne düşünüyorlardı? Onu özü sözü doğru biri olarak mı görüyorlardı yoksa yalan söyleyen, verdiği sözde durmayan yalancı biri olarak mı?

    Peygamberimizin çocukluğu, gençliği, orta yaş dönemi bütünüyle Mekke’de geçti. Abdulmuttalip’in bu yetim torununu Mekke’de bulunan herkes tanır, nasıl biri olduğunu çok iyi bilirlerdi. Orada yaşayan hemen herkesin bir lakabı vardı. Peygamberimize de bir lakap vermişlerdi: “el-Emîn” Bu kelime “İnsana güven veren, güvenilir kişi” demektir. Peygamberimiz bu lakabı fazlasıyla hak ediyordu. Çünkü ne peygamberlikle görevlendirilmeden önce ne de sonra bir kez olsun yalan söylememişti. Buna, Müslümanlığı kabul etmiş olsun olmasın herkes şahitlik ederdi. Onun peygamberliğine şiddetle karşı çıkan putperestler, insanların Hz. Muhammed’e (s.a.v.) yönelmesini önlemek amacıyla çeşitli iftiralar atmışlar, ama ona asla “O bir yalancıdır!” diyememişlerdir. Çünkü herkes Hz. Muhammed’i (s.a.v.) çok iyi tanıdığından böyle bir iftiranın tutmayacağını çok iyi biliyorlardı.

    Putperestlerin baskı ve eziyetlerinden kurtulmak için bir grup Müslüman Habeşistan’a (Bugünkü Etiyopya) hicret ettiklerinde, o zaman henüz İslam’la şereflenmemiş olan Ebu Süfyan ve adamları Müslüman muhacirlerin peşinden oralara kadar gitmiş ve Habeş kralının huzuruna çıkıp, ülkesine sığınan Müslümanları kötüleyerek, onların iadesini istemişti. Sonradan Müslüman olma şerefine ulaşacak olan bu adil kral, işin gerçek yüzünü anlamak için Ebu Süfyan’a çeşitli sorular sordu. Bu sorulardan biri de şuydu:

    “– Onun yalan söylediğine daha önce hiç şahit oldunuz mu?”

    Ebu Süfyan doğruyu söylemek zorundaydı:

    “–Hayır!” dedi. “Daha önce onun yalan söylediğini hiç görmedik.”

    Peygamberimiz çok zor şartlarda dahi emaneti iade etme sorumluluğunu asla ihmal etmezdi. Evi, onu öldürmek isteyen putperestler tarafından kuşatıldığında o, Hz. Ali’ye (r.a.) şöyle diyordu:

    “–Bu gece yatağımda sen yatacaksın; ben hicret ediyorum. Bende bulunan emanetleri yarın sahiplerine ver, sonra sen de yola çık!”

    Hz. Peygamber’in kısa süre içinde yüzbinlerce insanın sevgisini ve bağlılığını kazanmasındaki sırlardan birisi, onun güvenilir bir insan olmasıydı. Biz de Allah’ın ve insanların sevdiği biri olmak istediğimize göre, güvenilirliğimize gölge düşürecek davranışlardan uzak durmalıyız.

    Hz Ömerle Peygamberimizin Bir Anısı

    Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) birgün Kureyş kabilesinin hanımlarına sohbet vermekteymiş. Sohbet esnasında kapı çalınmış ve Efendimiz (s.a.v) kimdir gelen diye sormuş. Bunun üzerine gelenin Hz. Ömer olduğu söylenmiş ve hemen sonrasında Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) içeri almayın çünkü yanımda Kureyş kabilesinin kadınları vardır demiş. Bundan sonra dakika sonra gene kapı çalmış ve kapıyı çalan gene Hz. Ömer'miş, ve Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) tekrar kimin olduğunu sormuş? Gelen gene Hz. Ömer'miş ve Efendimiz (s.a.v) tekrar içeri alınmamasını buyurmuş. Aradan bir 10 dakika daha geçmiş ve kapı tekrar çalınmış. Belliki gelen gene Hz. Ömer'di söyleceği şey önemliydi. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) Hz. Ömer'in içeri alınmasına izin vermiş. Efendimiz (s.a.v)in izin vermesiyle birlikte Kureyş kadınları yerlerinden fırladığı gibi odada ki perdelerin arkasına saklanmaya başlamışlar. Bu olay üzerine Peygamber Efendimiz (s.a.v)'i birden bir kahkaha tutmuş, öyle güzel gülüyormuş ki... Hz. Ömer ise bu durumu görünce birden yüzü kızarmış ve;
    -Ya Allah'ın Resulu seni utandıracak ya da kalbini kıracak birşey mi yaptım, eğer öyle yaptıysam affet beni demiş.
    Bu cümle üzerine Efendimiz (s.a.v);
    -Hayır ya Ömer, Kureyş kadınları senin geldiğini duyunca korkularından perdelerin arkasına saklandılar demiş. Halbuki ben Allah'ın peygamberiyim benden bu kadar korkmuyorlar. demiş...
    Bunun üzerine Hz. Ömer;
    -Ya Kureyş kadınları ben ki Allah'ın bir kulu Ömer'im neyimden korkarsınız benim demiş.
    Bu söz üzerine hemen lafa giren Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v);
    - Öyle deme ya Ömer, şeytan bile senin olduğun sokağa girmeye korkuyor, demiş...