Hz. Muhammed (sav)'in Mekke'den Medineye Hicreti

Konusu 'Hz.Muhammedin hayatı' forumundadır ve Lasey tarafından 13 Eylül 2018 başlatılmıştır.

  1. Lasey

    Lasey Admin

    Hz. Muhammed (sav)'in Mekke'den Medineye Hicreti

    Peygamberimiz (s.a.v.), İslam’ı Mekke’de olduğu gibi Mekke dışında da insanlara duyurmak istiyordu. Bu nedenle de o, Mekke’ye dışarıdan ziyaret için gelen insanlarla görüşme, konuşma fırsatı arıyordu. Bu imkânı bulduğu kimselere İslam’ı anlatıyordu. Hz. Muhammed (s.a.v.), 620 yılında Medine’den gelen altı kişilik bir grupla Akabe denilen yerde buluştu. Onlara İslam’ı anlattı. Kur’an’dan ayetler okudu. Bu kişiler de İslam’ı kabul ettiler ve bir yıl sonra tekrar aynı yerde buluşmak üzere Peygamberimizle (s.a.v.) sözleştiler. Medine’ye vardıklarında yeni dini oradaki insanlara da anlattılar ve ertesi yıl on iki kişilik bir grupla tekrar Mekke’ye geldiler. Akabe’de Peygamberimizle (s.a.v.) buluştular. Bu görüşmede Medineli Müslümanlar Allah’a (c.c.) ortak koşmayacaklarına, hırsızlık ve zina yapmayacaklarına, çocuklarını öldürmeyeceklerine vb. kötü davranışlarda bulunmayacaklarına dair
    Peygamberimize (s.a.v.) söz verdiler. Bu nedenle Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Medineli Müslümanlar arasındaki bu görüşmeye I. Akabe Biatı denilmektedir. 622 yılında, aralarında kadınların da olduğu yetmiş beş Müslüman Medine’den gelip Akabe’de Hz.
    Peygamber’le (s.a.v.) buluştu. Medine’den gelen Müslümanlar, Peygamberimizi (s.a.v.) ve Mekke’de baskılardan bunalan Müslümanları kendi şehirlerine davet ettiler. Her zaman Resulullah’a (s.a.v.) itaat edeceklerine, haktan ayrılmayacaklarına, Peygamberimizi (s.a.v.) kendi kadınlarını, çocuklarını korudukları gibi koruyacaklarına dair söz verdiler. Bu olaya II. Akabe Biatı denir. Mekkeli müşriklerin hem Peygamberimize (s.a.v.) hem de Müslümanlara karşı baskı ve eziyetleri çok artmıştı. Müslümanlar, çok güç durumlarda hayatlarını sürdürmeye çalışıyorlardı. Birçok kimsemüşriklerin işkencelerine maruz kalmıştı. Müşriklerin baskı ve eziyetleri artık dayanılmaz hâle gelmişti. Peygamberimiz (s.a.v.), II. Akabe Biatı sırasında bu durumu Medineli Müslümanlarla paylaşmış, onlar da Mekkeli Müslümanları Medine’ye davet etmişlerdi. Bu nedenle de Peygamberimiz (s.a.v.) Müslümanlara, Medine’ye hicret edebileceklerini bildirdi. Orada güvende olacaklarını söyledi. Bunun üzerine Müslümanlar, gruplar hâlinde Mekke’den Medine’ye hicret etmeye başladılar. Hicret etmek, bir yerden başka bir yere göç etmek demektir.

    Mekkeli müşrikler, İslam’ın Medine’de yayılıp daha da güçleneceğinden endişe ettiler. Bunu engellemenin tek yolunun da Hz. Muhammed’i (s.a.v.) öldürmek olduğuna karar verdiler. Bunun için her kabileden bir genç seçtiler. Bu gençler, bir gece yarısı Peygamberimizin (s.a.v.) evini kuşattılar. Peygamberimize (s.a.v.) bu durumu daha önceden Yüce Allah (c.c.), vahiyle haber vermişti. O, yanındaki emanetleri sahiplerine vermek üzere Hz. Ali’ye (r.a.) bıraktı ve onu kendi yatağına yatırdı. Yasin suresinin ilk ayetlerini
    okuyup dışarı çıktı. Yerden bir avuç toprak alıp suikastçıların üzerine attı. Onlar Peygamberimizi (s.a.v.) göremediler. Allah Resulü (s.a.v.) daha sonra arkadaşı Ebu Bekir’le (r.a.) birlikte Medine’ye hicret için yola çıktı. Mekkeli müşrikler sabahleyin Peygamberimizin (s.a.v.) evine girdiklerinde onun yatağında Hz. Ali’yi (r.a.) görünce çok şaşırdılar. Peygamberimizin (s.a.v.) evde olmadığını görünce kentten çıkabileceği yolları tuttular. Peygamberimizi (s.a.v.) yakalayıp getirene büyük ödüller vadettiler.Peygamberimiz (s.a.v.) ve Hz. Ebu Bekir (r.a.), Mekke’den çıktıktan sonra bir süre Sevr Mağarası’nda gizlendiler. Onları arayan Mekkelilerden bir grup, mağaranın önüne kadar geldiyse de mağaranın kapısına örümceğin ağ örmesi ve bir güvercinin yuva yapmış olmasından dolayı içeride kimsenin olmadığını zannedip geri döndü. Peygamberimiz (s.a.v.) ve Hz. Ebu Bekir (r.a.), Mekkelilerin takibinden
    kurtulduktan sonra tekrar yola çıktılar. Bir süre yolculuktan sonra Kuba denilen yere geldiler ve birkaç gün burada kaldılar. Bu sırada Peygamberimiz (s.a.v.) Kuba’da bir mescit yaptırdı. Daha sonra Peygamberimiz (s.a.v.), arkadaşı Ebu Bekir (r.a.) ile birlikte
    yola devam etti ve bir süre sonra Ranuna Vadisi’ne geldi. Hz. Peygamber (s.a.v.) burada Müslümanlara ilk cuma namazını kıldırdı. Tekrar yola koyulan Peygamberimiz (s.a.v.) 622 yılının Eylül ayında Medine’ye ulaştı.
    Medineliler Peygamberimizi (s.a.v.) büyük bir sevinçle karşıladılar. Onun Medine’ye gelmesinden mutluoldular. İslam tarihinde bu olaya Hicret adı verildi.

    Mekke’den Medine’ye göç edenlere muhacir; onlara her türlü desteği veren, yardımı yapan Medineli Müslümanlara
    da ensar denildi.

    Müslümanlar, Hicret’le birlikte Mekkeli müşriklerin baskı ve eziyetlerinden kurtuldular. Dinlerini daha rahat yaşama imkânı buldular. Hicret’ten sonra İslamiyet Arap Yarımadası’nda hızlı bir şekilde yayıldı. Çok sayıda insan Müslüman oldu. Mekke’de inançları nedeniyle baskı ve eziyet gören Müslümanlar, baskı ve işkencelerden kurtuldular. Dinlerinin gereği olan ibadetleri serbestçe yerine getirme imkânına kavuştular. İslamiyeti daha rahat yaşama ve yayma imkânı buldular. İslam tarihinde büyük önemi olan Hicret, Hz. Ömer’in (r.a.) halifeliği zamanında takvim başlangıcı kabul edildi.