Hz. Muhammed nasıl namaz kılardı?

Konusu 'Namaz kılmak' forumundadır ve Beyza tarafından 22 Ekim 2013 başlatılmıştır.

  1. Beyza

    Beyza Moderatör


    Namaz; Peygamber Efendimiz’in gözünün nuru, miracının devamı idi. O, öncelikle farz namazlara karşı son derece hassas davranırdı. Allah Rasulü -sallallahu aleyhi ve sellem-’in günleri ve geceleri, farzların haricinde devam ettiği pek çok nafile namazla feyizlenmişti.

    Melik peygamber olmak yerine, kul peygamber olmayı tercih eden Rasulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz, Cenab-ı Hakk’a yaklaştıran ibadetlere ayrı bir ehemmiyet verirdi. Her an ibadet halinde olan Allah Rasulü -sallallahu aleyhi ve sellem-, Yüce Rabbimizin huzurunda daima temiz olmaya gayret ederdi. Bu sebeple devamlı abdestli bulunur, mü’minleri de, imkan nisbetinde abdestli olmaya teşvik ederdi.Her namaz için abdest alır, yatmadan evvel de abdest almayı tavsiye ederek gece gündüz daima temizliğe riayet ederdi. Zira zahiri temizlik, batıni temizliği de beraberinde getirir. Her bakımdan temizlenip arınmak ise Cenab-ı Hakk’ın dostluğunu kazandırır. Hak Teala Hazretleri, ancak hadesten ve necasetten temizlenenleri dost edinir.

    PEYGAMBER EFENDİMİZ’İN DEVAM ETTİĞİ NAFİLE NAMAZLAR

    Namaz; Peygamber Efendimiz’in gözünün nuru, miracının devamı idi. O, öncelikle farz namazlara karşı son derece hassas davranırdı. Namazlarını hemen ilk vaktinde ve cemaatle kılardı. Nübüvvetin gelmesiyle birlikte hemen namaz da emredilince, daha ilk günden itibaren Hazret-i Hatice ve Hazret-i Ali -radıyallahu anhuma- ile birlikte cemaat oluştururlardı. Namazlarını huzur içinde kılabilmek maksadıyla Mekke’den uzaklaşıp tenha vadilere gider, namazlarını oralarda eda ederlerdi. O’nun teşekkül ettirdiği bu küçük cemaat, her geçen gün büyüyerek kısa sürede bütün afakı sarıverdi.

    Allah Rasulü -sallallahu aleyhi ve sellem-’in günleri ve geceleri, farzların haricinde devam ettiği pek çok nafile namazla feyizlenmişti. Farzlardan önce ve sonra kıldığı sünnet namazları, geceleri devam ettiği Teheccüd namazı, güneşin doğuşundan 45 dakika sonra kıldığı İşrak namazı, güneşin harareti artmaya başlayınca kıldığı Duha namazı, akşam namazından sonra kıldığı Evvabin namazı, yatmadan evvel kıldığı dört rekat namaz, gün içinde abdest tazeledikçe kıldığı namazlar, her mescide girdiğinde kıldığı Tahiyyetü’l-mescid namazı, Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-’in kalb-i saadetlerinin daima namaz halinde olduğunun bir göstergesidir.

    NAFİLE NAMAZLARIN KILINIŞI İÇİN TIKLAYINIZ

    Fahr-i Kainat -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz, sefere çıkarken namaz kılar, yolculuk esnasında devesinin üzerinde uzun uzun nafile namaz kılar, dönünce de yine evvela mescide uğrayıp iki rekat namaz kıldıktan sonra hane-i saadetine giderdi.

    PEYGAMBER EFENDİMİZ’İN (S.A.V.) KILDIĞI NAMAZLAR

    Rasulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz, sevindiğinde, güzel bir haber aldığında veya duası kabul edildiğinde, Allah’ın bu ihsanına şükür için secdeye kapanır ve namaz kılardı. Kur’an-ı Kerim’de secdeden bahseden bir ayet-i kerime okuyunca hemen secdeye varırdı. Üzücü bir şeyle karşılaştığında veya kederlendiğinde, yine namaz ile teselli bulurdu. Güneş ve Ay tutulması, zelzele gibi fevkalade hadiseler, yani ilahi azametin müstesna tecellileri karşısında hemen namaza dururdu. Allah’tan bir hacetini taleb edeceğinde yine namaz kılardı. Kuraklık olduğunda istiskā namazı kılardı. Zaman zaman tesbih namazı kılardı. Bir işe karar vereceği zaman istihare namazı kılarak Cenab-ı Hak’tan her işin hayırlısını isterdi. Allah Rasulü -sallallahu aleyhi ve sellem- Ramazan-ı Şerif’te uzun uzun teravih namazı kılardı.

    Kur’an-ı Kerim’e nazar ettiğimizde, bütün bu namazlara işaret edildiğini görürüz.

    Rasulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz, namazlarını ağır ağır, büyük bir huşu ile ve tadil-i erkana riayet ederek kılardı. Kendini tamamen namaza verirdi. O’nu görenler, namazlarının güzelliğini tarif etmenin mümkün olmadığını ifade ederlerdi. Namaz kılarken ağlamaktan dolayı göğsünden, kaynayan kazan sesi gibi sesler gelirdi.

    Rasulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bir sefer esnasında, Dacnan ile Usfan arasında konaklamıştı. Müşrikler:

    “–Onların bir namazları vardır ki, onlar için babalarından ve evlatlarından daha kıymetlidir. Bu namaz ikindi namazıdır. Hazırlığınızı yapın, üzerlerine toptan hücum edin!” dediler.

    EFENDİMİZ VE ASHABI NAMAZLARINI VAKTİNDE VE CEMAATLE KILIYORLARDI

    Bunun üzerine Cebrail -aleyhisselam-, Allah Rasulü’ne gelerek savaş esnasında cemaatle namazın nasıl kılınacağını tarif eden Nisa Suresi’nin 102. ayetini getirdi.” (Tirmizi, Tefsir, 4/21)

    Yani Peygamber Efendimiz ve ashabı, harp esnasında dahi namazlarını vaktinde ve cemaat halinde kılıyorlardı.

    Ümmü Habibe -radıyallahu anha- anlatıyor:

    “Rasulullah -sallallahu aleyhi ve sellem-:

    «Kim her gün farzlar haricinde on iki rekat nafile namaz kılarsa Allah Teala onun için Cennet’te mutlaka bir ev inşa eder.» buyurmuştu. Bu müjdeyi Allah Rasulü’nden işittiğim günden beri bu namazları kılmaya devam ediyorum.”

    Bu hadis-i şerifi birbirinden rivayet eden diğer raviler de Ümmü Habibe validemizle aynı ifadeyi kullanarak bu namazlara devam ettiklerini ifade ederler. (Müslim, Müsafirin, 103)

    Ebu Katade -radıyallahu anh- şöyle anlatır:

    “Bir gün Mescid-i Nebevi’ye girdim. Rasul-i Ekrem Efendimiz’in, ashab-ı kiramın arasında oturduğunu gördüm. Ben de varıp yanlarına oturdum. Allah Rasulü -sallallahu aleyhi ve sellem-:

    “–Oturmadan önce iki rekat namaz kılmana mani olan şey nedir?” buyurdular. Ben de:

    “–Ya Rasulallah! Sizin ve insanların oturduğunu görünce ben de oturuverdim.” dedim. Rasulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz:

    “–Biriniz mescide girdiğinde, iki rekat namaz kılmadan oturmasın!” buyurdular. (Müslim, Müsafirin, 70)