Hz. Meryem'in Hamile Kalışındaki Mucize

Konusu 'İslam büyüklerinin hayatları' forumundadır ve Lasey tarafından 27 Eylül 2018 başlatılmıştır.

  1. Lasey

    Lasey Admin


    Hz. İsa'nın Annesi Meryem Nasıl Hamile Kaldı?

    Hz. İsa (a.s.), Kur’an-ı Kerim’de kendisinden Meryem oğlu İsa veya Mesîh olarak bahsedilen, İncil verilen ve İsrailoğullarına gönderilen peygamberdir. İsa (a.s.), mucize olarak babasız dünyaya gelmiştir. Hz. İsa (a.s.)’ın annesi Meryem, Kur’an-ı Kerim’de övgüyle bahsedilen İmran ailesindendir. Kudüs’te yaşayan bu aile sağlam bir inanca ve temiz bir ahlâka sahipti. İmran’ın eşi Hanne ile Hz. Zekeriyya (a.s.)’ın eşi Elisa iki kız kardeştiler. Hanne Vâlidemiz, kızı Meryem’e hâmile iken kocası İmran vefât etmişti. Sâliha bir hanım olan Hanne vâlidemiz doğacak yavrusunu dünyaya gelmeden önce Allah’a adamıştı. Kur’an-ı Kerim onun adanmışlığını ve dünyaya gelişini şöyle anlatır: “İmrân’ın karısı şöyle demişti: “Rabbim! Karnımdakini sadece sana hizmet etmek üzere sana
    adadım. Adağımı kabul buyur. Şüphesiz niyazımı hakkıyla işiten ve niyetimi bilen sensin” dedi. (Al-i İmran suresi, 35. ayet.)

    Bir kız çocuğu dünyaya getiren Hz. Hanne: “ (Rabbim!) … Ona Meryem adını verdim. Kovulmuş şeytana karşı onu ve soyunu senin korumanı diliyorum” diye dua etti. (Al-i İmran suresi, 36. ayet.) O dönemde Allah’ın dinine hizmet için adanan çocuklar Mabed (Beyt-i Makdis)’te kalır ve orada yetiştirilirdi. Hz. Meryem’in doğumuyla onunla kimin ilgileneceğine dair anlaşmazlık çıkınca bir kur’a çekildi ve kur’a sonucunda
    Hz. Zekeriyya (a.s.) çıktı. Onun velisi artık Hz. Zekeriyya idi ve onun sorumluluğunu üzerine alacaktı. Zaten, Zekeriyya peygamberin eşi de Hz. Meryem’in teyzesi olurdu.


    Hz. Meryem için Beyt-i Makdis’te, doğu tarafta “Mihrap” adı verilen özel bir bölme tahsis edildi. Çocukluk çağından itibaren kendisi orada kalır Allah’a ibadette bulunurdu. Allah’ın lütuf ve yardımına mazhar oluyordu. Bu ikramlardan biri Kur’an’da anlatılır: “Rabbi onu güzel bir kabulle karşıladı, güzel bir bitki gibi yetiştirdi; onu Zekeriya’nın himayesine bıraktı. Zekeriya mabedde onun yanına
    her girişinde, yanında bir yiyecek bulurdu. «Ey Meryem! Bu sana nereden geldi?” demiş, o da: Bu, Allah’ın katındandır» cevabını vermişti. Doğrusu Allah dilediğini hesapsız rızıklandırır.” (Al-i İmran suresi, 37. ayet.

    Hz. Meryem, temiz bir ahlâka sahip olarak yetişiyordu. Melekler gelip kendisini tebrik ediyor, Allah’ın lütuf ve ikramlarını ona hatırlatıyorlardı: “Hani melekler demişlerdi: Ey Meryem! Allah seni seçti; seni tertemiz yarattı ve seni bütün dünya kadınlarından üstün eyledi. Ey Meryem! Rabbine gönülden boyun eğ, secde et, rüku’ edenlerle birlikte rüku’ et.” (Al-i İmran suresi, 42-43. ayetler)
    Hz. Meryem’e ileride dünyaya getireceği bir mübarek çocuğu müjdeliyorlardı: “Melekler demişlerdi ki: Ey Meryem! Allah sana kendisinden bir Kelime’yi müjdeliyor. Adı Meryem oğlu İsa’dır. Mesîh’tir; dünyada da, ahirette de itibarlı ve Allah’ın kendisine yakın kıldıklarındandır. O, sâlihlerden olacak, beşikte iken ve yetişkinlik halindeyken insanlara konuşacaktır.” Meryem: “Rabbim! Bana bir erkek eli değmediği halde nasıl çocuğum olur? dedi. Allah şöyle buyurdu: İşte böyledir, Allah dilediğini yaratır. Bir işe hükmedince ona sadece “Ol!” der; o da oluverir.” (Al-i İmran suresi, 45-47. ayetler.)


    Bir gün, Beyt-i Makdis’in doğu tarafında kendisi için tahsis edilen özel yerde bulunduğu bir sırada Melek Cebrail (a.s.), Hz. Meryem’e göründü ve aralarında şu konuşma geçti: Cebrail (a.s.): “Ben, yalnızca, sana tertemiz bir erkek çocuk bağışlamam için Rabbinin gönderdiği bir elçiyim” dedi. Hz. Meryem: “Bana hiç bir insan eli değmediği gibi, iffetsiz biri de olmadığım halde benim nasıl
    çocuğum olabilir ki?” dedi. Bunun üzerine Melek Cebrail şöyle cevap verdi: “Bu böyledir, çünkü Rabbin: ‘Bu bana kolaydır, onu insanlar için bir mucize ve katımızdan da bir rahmet kılacağız; hem bu önceden kararlaştırılmış bir iştir’ buyurdu.” (Meryem suresi, 19-21. ayetler.) Cebrail (a.s.) Hz. İsa’nın özelliklerini de müjdelemişti: “Allah ona yazmayı, hikmeti, Tevrat’ı, İncil’i öğretecek. O, İsrailoğullarına bir elçi olacak (ve onlara şöyle diyecek:) Size Rabbinizden bir mucize getirdim. Ben size çamurdan kuş gibi bir şey yapar, ona üflerim ve Allah’ın izni ile o kuş oluverir. Yine Allah’ın izni ile körü ve alacalıyı iyileştirir, ölüleri diriltirim. Ayrıca evlerinizde ne yiyip neyi biriktirdiğinizi de size haber veririm. Eğer inanan kimseler iseniz, bunda sizin için bir ibret vardır.” (Al-i İmran suresi, 48-49. ayetler.)

    Artık hüküm verilmişti. Allah’ın takdiri gerçekleşecekti. Her şeyi yoktan var eden Allah’ın güç ve kuvvetinin üstünlüğü ortaya çıkacaktı. Çünkü kâinattaki kanunları belirleyen Allah Teâlâ, bu kanunların dışında da her şeyi yaratabilirdi. O’nun için sadece “ol!” demek yeterliydi. Kur’an’ın ifadesi ile: “Allah’ın katında İsa’nın durumu kendisini topraktan yaratıp sonra “ol!” demesiyle olmuş olan
    Adem’in durumu gibidir. Gerçek Rabb’indendir, o halde şüphelenenlerden olma!” (Al-i İmran suresi, 59-60. ayetler.)

    Bunlar tabiat kanunlarının dışındaki olaylardı. Hz. Adem’i anasız ve babasız yaratan, büyük bir kayanın içinden Salih (a.s.)’ın devesini çıkaran, Hz. İbrahim’i ateşin içinde yakmayan, Hz. Mûsâ’nın âsâsını ejderhâya çeviren, âsâsını vurduğunda denizin ortasından yol açan Yüce Rabbimiz şimdi de Hz. İsa’nın babasız dünyaya gelmesini takdir etmişti. Doğadaki kanunların dışında bir olayın gerçekleşemeyeceğine inananlar için Hz. İsa’nın hayatı bir ibrettir. Babasız dünyaya gelmesi, beşikte iken konuşması ve Allah katına yükseltilmesi gibi olaylar, her şeyi kapsayan ve üstün olan ilâhî kudretin varlığını ortaya koymaktadır. Allah’ın bilgisi ve iradesi dışında gerçekleşen bir şey yoktur. Fiziki kanunlar çerçevesinde gerçekleşen hususlar da yine O’nun iradesi ve ilmi ile olmaktadır. Çünkü “insana bilmediğini öğreten O’dur.” (Alak suresi, 5. ayet)