Soru Hocalara Gitmeden Büyü Olup Olmadığı Nasıl Anlaşılır?

Konusu 'Dini Sorular Ve Cevapları' forumundadır ve Lasey tarafından 26 Aralık 2017 başlatılmıştır.

  1. Lasey

    Lasey Admin

    Büyüden korunmanın yolları nelerdir?

    Günlük hayatımızda dua ve ibadetlerimize dikkat eder, dualarla Allah Azze ve celle'ye sığınır ve gerektiği gibi yakın olursak, O’nun himayesine girer, büyüden ve büyüyü uygulayabilecek büyücülerden, habis ruhlardan korunmuş oluruz.

    Günümüzde birçok kişi ne yazık ki yalnızca çıkar ve para sızdırmak adına bu olayı kullanan hocalar ve kişilerle dolu.. Önemli olan burada ilim ve takva sahibi ve hiçbir menfaat gözetmeden size yardım edecek iyi bir din adamı bulmanız..

    SİHİR VE BÜYÜ NASIL ANLAŞILIR?

    Bunun içinde sihir ve büyü şüphesi olanlar şu metodu yapmalıdır. Önce bir bardak suya 101 defa “La İlahe İlla ente subhaneke inni küntü minez zalimin” okur ve 1 Ayetel Kürsi ve 1 Fatiha suresini okuyup içerse içinde yanma varsa anlayın ki o büyüdendir.

    Bir başka işlemse şöyledir. 7 adet defne yaprağı üzerine 3 Ayetel Kürsi ve 1 Fatiha okunup,
    demlenip içilirse o gece rüyanızda eğer büyü varsa çözüldüğünü gösterirler. Ama pratik ve hemen olsun derseniz o zaman kişi üzerine Rahman suresi, Cin suresi 1-13 ayetler okunur. Eğer kişide daralma sıkılma olursa onda büyü var demektir.


    NÂS SURESİ'NİN KARANLIK GÜÇLERE VE BÜYÜYE KARŞI OKUNMASI

    "De ki: Sığınırım ben insanların Rabbine, İnsanların hükümdarına, insanların ilahına, O sinsi vesvesecilerin şerrinden. O ki, insanların göğüslerine vesveseler fısıldar. Gerek cinlerden, gerek insanlardan." (Nas, 114/6.)

    Gerek görünüp bilinen, gerekse görünüp bilinmeyen gizli düşmanlarımıza karşı okunan ve kendisiyle Allah Azze ve celle'ye sığınılan dua makamında bulunan ve "Muavvizat" denilen, Kur'an-ı Kerim'in son üç suresi, yani "İhlas, Felak ve Nas" sureleri, her derde deva niteliğindedir ve (deyim yerindeyse) bu üç sure, "Kur'ân eczanesinin aspirinleri"dir. Bu nedenle, bunlarla Cenab-ı Allah'a sığınmalı ve gecenin karanlığından, şeytanların, cinlerin, büyücülerin, vesvesecilerin şerrinden bunlarla korunmalıdır.

    Malumdur ki, büyünün tesir etmesi, kişinin içinde bulunduğu psikolojik durumlarla, karamsarlık, evham ve şüphelerle de yakından ilgilidir. Felâk ve Nas Sûresi'nde ise bu noktalara işaretle, normal durumlarda olduğu gibi, insanın başına böyle bir hal geldiğinde de yine sadece Cenab-ı Allah'a sığınması istenmektedir. Nitekim, Kur'ân-ı Kerim'de,

    "Böylece biz, her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman yaptık. (Bunlar), aldatmak için birbirlerine yaldızlı sözler fısıldarlar." buyuruluyor. (En'am, 6/12.)

    Mealini verdiğimiz, bu ayete göre; insanın her türlü tehlikeye açık olduğu, cinlerden ve insanlardan olan düşmanlarının gerek muhatap olduğu yaldızlı ve sihirli sözlerle, gerekse kitaplara dökülen ve asıl niyetlerinin ne olduğu bilinmeyen kurgu dolu yazılarla rahatça kandırılabileceğini görmekteyiz. Bütün bunlara karşı da, dinlediği kimseyi Allah adına dinlemesi ve işine O'nun adıyla, "Euzü-Besmele" ile başlaması gerekliğini, okuduğu kitapları da hak namına okuyup, hakikate dair mesajlar almak kaydıyla ve yine "Euzü-Besmele" çekerek okuması gerektiğini anlıyoruz. Çünkü şeytan, Yüce Allah adına başlanılıp bitirilen işlerde çok rahat parmak oynatamaz. Büyücülerin ve insanı kandırmak amacı güden bir kısım edebiyatçı ve felsefecinin kötü niyetleri de ancak bu yolla akim kalır. Yoksa bunların bu yollarla insanları aldatması, okuyucularını ya da dinleyicilerini konunun ritmine kaptırıp büyülemeleri mümkündür. Zaten sapıtanların çoğu da böyle saptırılmaktadır. İşte, buna binaen, bu üç surede, önce İhlas Sûresi ile "Tevhid İnancı" telkin edilerek başlanması, Felâk ve Nâs Sûresi ile de Allah'a sığınılması istenmektedir.

    Nitekim, Yazır, bu sureyi genişçe tefsir etmiş ve bu surenin tefsirini yaparken Kurtubi'nin Ebu Zer'den naklettiği ilginç bir hadis-i şerifi de nakletmiştir. Ki, bu hadiste Resul-i Ekrem Efendimiz (s.a.v), "insan şeytanlarına" dikkat çekerek; "Sen insan şeytanından Allah'a sığındın mı?" (Hak Dini Kur'an Dili, X/191) buyurmuştur.

    Kısacası, günlük hayatımızda dua ve ibadetlerimize dikkat eder, dualarla Allah Azze ve celle'ye sığınır ve gerektiği gibi yakın olursak, O’nun himayesine girer, büyüden ve büyüyü uygulayabilecek büyücülerden, habis ruhlardan korunmuş oluruz.


    "Resul-i Ekrem Efendimiz (s.a.v), yatağına girdiği zaman, ellerine üfleyip Muavvizeteyn'i ( Felak ve Nas sureleri) ve Kul Hüvallahu Ehad'i okur, ellerini, yüzüne ve vücuduna sürer, bunu da üç kere tekrar ederdi. Hastalandığı zaman, aynı şeyi kendisine yapmamı emrederdi." (Buhari, Fedail-ul Kur’an, 14, Tıbb, 39)

    Allah Resulü (s.a.v), hastaları, tedavi etmek için büyücülere göndermemiştir. Ya tıbba havale edip hekimlere göndermiş, veya Kur'ân ve Sünnet eczahanesine göndermiştir. Böylece evrensel şifalardan faydalanmasını istemiştir. Hem zaten Allah Azze ve celle, Kur'ân'ın, müminler için bir rahmet ve bir şifa olduğunu bildirmiş (İsra, 17/82), manevi dertlerimiz için başvuru kaynağı olarak da Kur'ân'ı göstermiştir.