Hıfzıssıhza (Hıfz-ı Sıhha) nedir? Hıfzıssıhza ne iş yapar?

Konusu 'Dini Sorular Ve Cevapları' forumundadır ve Eylül tarafından 13 Kasım 2013 başlatılmıştır.

  1. Eylül

    Eylül Moderatör



    HIFZISSIHHA NEDİR?

    Hıfzıssıhza (Hıfz-ı Sıhha) nedir? Hıfzıssıhza ne iş yapar?


    Hıfzıssıhha: İnsan sağlığını korumak için vücûdun ve içinde yaşanan çevrenin sağlık şartlarını inceleyen, buna göre tedbirler alan ve bu çalışmalardan bahseden hekimlik kolu, sağlık koruma, sağlık bilgisi, hijyen demektir.(lugatim.com)

    Kur’an-ı Kerîm’de, pek çok açıdan olduğu gibi hıfzıssıhha açısından da önemli olan; örtünme, elbise temizliği, yeteri derecede istirahat etmek, iyi ve ölçülü bir şekilde beslenmek, kötü ve bozulmuş yiyecekleri yememek gibi konulara dikkat çekilmiştir.

    Bilhassa nebatî yiyeceklerden ve bunların faydalarından bahsedilmekte, iyi ve kötü içecekler hakkında bilgi verilmekte ve sarhoşluk veren içkiler yasaklanmaktadır. Beslenme ile tedavî ve genel sağlık kaidelerinden biri olan ölülerin defnedilmesi[1] de, Kur’an-ı Kerîm’in zikrettiği konular arasındadır.

    ÖLÜLERİN GÖMÜLMESİ

    Kur’an’ın ölülerin gömülmesi husûsundaki işaretine en güzel şekilde riayet eden Resûlullah Efendimiz’in şu hali ne kadar ibretlidir:

    Yala bin Mürre (r.a.) şöyle der:

    “Nebiyy-i Ekrem Efendimiz’in yanında pek çok defa seferlere katıldım. Allah Resûlü herhangi bir insan ölüsüne rastladığında, derhal defnedilmesini emreder, onun Müslüman mı, kafir mi olduğunu sormazdı.” (Hakim, I, 526/1374)

    O devirdeki müşrikler ise Bedir’de ve Uhud’da kendi ölülerini bile defnetmeden olduğu gibi bırakıp gitmişlerdi. Efendimiz, onları da defnettirdi.

    Uhud’da müşrikler, Müslümanların şehidlerine işkence etmiş, onları parçalamışlardı. Buna karşılık ellerindeki müşrik cesetlerine de aynı şeyi yapmak isteyen sahabîlere Resûlullah Efendimiz:

    “–Sabredin ve sevabını Allah’tan bekleyin!..” buyurarak manî olmuştur. (Vakıdî, I, 290)

    KUR’AN’DA HASTALIK VE SAĞLIK

    Yeme-içmede ifrat ve tefritten uzak durmayı, îtidal üzere bulunmayı emreden Kur’an-ı Kerîm[2], tıbbın yarısını hulasa etmiş; zinayı yasaklamakla zührevî hastalıkların önünü kesip, nesillerin maddî ve manevî bakımdan güzel bir şekilde korunmasını sağlamıştır.

    Hadîs-i şerîfte buyrulur:

    “Fuhuş (diğer bir ifadeyle ailevî ihanet ile başkalarına yönelik cinsî sapmalar ve azgınlıklar), bir toplum içerisinde gözle görülür bir şekilde alenî olarak işlenmeye başladığında, yani iyice yaygınlaştığında, ortalığı taûn (hastalığı gibi bulaşıcı ve perişan edici hastalıklar) sarar. Ve daha önce hiç görülmeyen hastalıklar zuhûr eder.” (İbn-i Mace, Fiten, 22; Hakim, IV, 583/8623)

    Bu hadîs-i şerîften çok etkilenen Amerikalı deniz uzmanı Prof. Dr. Heyy, mevzu üzerinde uzun bir çalışma yaparak şu beyanatta bulunur:

    “–Bugünkü ilmî tespitler de nihayet bu noktaya gelmiştir. İşte AIDS!.. Hıyanet ve cinsî sapmaların neticesi… Gerçekten Avrupa, zinayı ve cinsî serbestliği îlan ettiği an, birçok bulaşıcı hastalık etrafı sardı ve ismi bile bilinmeyen türlü türlü mikroplar ortalığı kasıp kavurdu. İnsanları aciz bırakan nice dertler zuhûr etti. Elbette bu, fuhuş ile hastalık arasında, hadîs-i şerîfin bildirdiği ibret dolu bir irtibatın müthiş bir tezahürüdür.

    Artık ben, Hazret-i Peygamber’in son derece doğru değerlendirmelerde bulunup kendisinden asırlar sonra meydana gelecek hadiseleri haber vermesini asla bir tesadüf eseri olarak kabûl edemem! Bir de O’nun ümmîliği hesaba katılırsa, bu bilgileri kendiliğinden haber verebilmesi asla mümkün değildir! Ben de dostum üstad Keith gibi düşünüyor ve bunların ilahî kaynaklı malûmatlar olduğunu kabûl ediyorum!.. Bu derin hakîkatler, öyle beşer gayreti ile elde edilecek şeyler olamaz! İşte ben, bunca yıldır çalışıp çabalıyorum, ancak yapabildiklerim ortada… Şu dev hakîkatler karşısında kocaman bir hiç!..”

    Kur’an-ı Kerîm, leş, kan ve domuz etinin yenmesini de yasaklamıştır ki, tıbben bunların zararları, artık îzahtan varestedir. Beden ve ağız temizliğinin, abdest, namaz ve orucun, rûhî olduğu kadar bedenî faydalarını da inkar etmek mümkün değildir.

    Bunlar, örnek kabîlinden zikrettiğimiz hususlardır. Yoksa Kur’an-ı Kerîm’de nice sırlı konulara ışık tutan yüzlerce ayet vardır. Bunların manaları, zamanla ilim ve fen geliştikçe kısmen de olsa öğrenilmektedir. Bu sebeple, “Kur’an’ın en büyük müfessirinin zaman olduğu” söylenmektedir.

    Böyle, son derece belîğ ve fasîh bir üslûba sahip, içinde hiçbir tenakuz ve şüphe bulunmayan, kıyamete kadar vukûa gelecek nice hakîkatleri haber veren, bütün ins ve cin alemine meydan okumasına rağmen hiçbir sûrette benzeri, hatta en küçük bir sûresinin bile benzeri getirilemeyen ve getirilemeyecek olan bir Kitab’ın, cahil bir toplumun içinde yetişmiş ümmî bir beşerin sözü olması, akıl, idrak ve iz’anın kabûl edeceği bir durum değildir.

    Kur’an ve Sünnet, her devirde ilim ve fenne öncülük etmektedir. Kur’an ve Sünnet’in kat’î olarak haber verdiği bazı şeyleri, ilim henüz o mertebeye erişemediği için “ihtimal” olarak görmektedir. Zaman içinde bu ihtimaller hakîkate dönüşerek Kur’an’ın azametini ortaya koymaktadır.

    Sineklerin Sırrı
    Daha evvel ayetlerden birçok misal verdiğimiz için, bir de hadîs-i şerîften misal verelim:

    Allah Resûlü şöyle buyurur:

    “Birinizin kabına sinek düştüğünde, (önce) onu batırıp sonra çıkarsın! Zîra sineğin bir kanadında hastalık, diğerinde ise bunun ilaç ve tedavîsi vardır.” (Buharî, Bed’ü’l-Halk 16, Tıb 58; Ebû Davûd, Et‘ime, 48-49/3844; İbn-i Mace, Tıb, 31; Ahmed, II, 229, 246)

    Allah Resûlü, zarûret karşısında kaptaki yemek veya suyun zayî edilmeyip istifade edilmesini tavsiye buyurmaktadır. Yakın bir zamana kadar sineğin, tamamen mikrop taşıyan bir hayvan olduğu sanılmakta ve kendisinde panzehir olduğu bilinmemekteydi. Lakin bugün hakîkat, bir mûcize-i nebevî olarak tecellî etmiş bulunmaktadır.

    Nitekim 2002 senesinde Avustralyalı bilim adamları, her türlü şartlarda var olabilen sinek ve benzerlerinden antibiyotik ürettiklerini açıklamışlardır. Sydney’deki Macquarie Üniversitesi’nden Prof. Andy Beattie önderliğindeki ekip calib-i dikkat bir araştırmaya imza attı. Sinekler, böcekler ve her türlü haşerenin çürüyen et ve gübre dahil her pisliğe karşı dayanıklı olduğunu dikkate alan bilim adamları, “Bu tür canlıların enfeksiyonlara karşı kuvvetli bir mukavemeti olması îcab eder, aksi halde sağ kalamazlardı. Onlardan antibiyotik yapma tecrübelerimiz şimdilik müsbet neticeler verdi.” dediler.

    Sinekle ilgili bu hadîs-i şerîf, Sahîh-i Buharî başta olmak üzere diğer mühim hadis kitaplarımızda yer aldığı için müslümanlar ona inanmakta tereddüt etmediler. Her şeyi akılla ve müspet ilimle açıklamaya çalışanlar ise, bu hadis ve ravîsi Ebû Hüreyre Hazretleri hakkında ileri-geri konuştular. Lakin ilmî keşifler, Resûlullah Efendimiz’i ve O’na samimî olarak inanan mü’minleri bir defa daha tasdik etti.

    Köpek Necis Mi?

    Hazret-i Peygamber, bir diğer hadîs-i şerîflerinde de şöyle buyurmaktadırlar:

    “Şayet bir köpek ağzını bir kaba daldıracak olursa, insanlar tarafından bu kap kullanılmadan evvel, hatta ilki ince temiz toprak ile olmak üzere yedi defa su ile ovulup çalkalanması lazımdır.” (Müslim, Taharet, 91; Buharî, Vudû‘, 33)

    Bu hadîs-i şerîfte köpeğin ağzının pis olduğu ve bu pisliğin temizlenmesinde, ince-temiz toprağın rolü anlatılmaktadır.

    İlmin yeni tespit ettiği bu hakîkatleri Sünnet, bin dört yüz sene evvelden haber vermektedir.

    Fennin ve ilmin tevzî mecmûaları olan ansiklopediler, her sene ek nüsha çıkarmak sûretiyle, değişen ilmî gerçekleri yeniden yayınlayarak eskisini tashîh ederler. Kur’an ve Sünnet ise, bin dört yüz seneden beri bu tür bir tashîhe bir harf için bile ihtiyaç hissetmemiş olarak kıyamete kadar devam edecektir. Çünkü Allah Teala yüce Kitab’ında şöyle buyurmaktadır:

    “…Halbuki Kur’an pek değerli bir kitaptır. Ne geçmişte ne de gelecekte onu iptal edecek yoktur (batıl ona ne önünden ne de ardından yol bulamaz). O, mutlak hikmet sahibi, her durumda övülmeye layık olan Allah katından indirilmiştir.” (Fussılet, 41-42)

    [1] el-Maide, 31.

    [2] el-A’raf, 31.
     
    Son düzenleyen: Moderatör: 25 Ocak 2019