Hicretten sonra Medine'nin siyasi hayatında ne gibi değişiklikler meydana gelmiştir?

Konusu 'Hz.Muhammedin hayatı' forumundadır ve saadet tarafından 10 Şubat 2021 başlatılmıştır.

  1. saadet

    saadet Moderatör

    Peygamberimizin medine'ye hicretinden sonra gerçekleşen olaylar

    Peygamber efendimiz (s.a.v) Medine sözleşmesi ile toplumda hukuksal ve askeri alanda bir birlik sağlamıştır. Ve sağlam bir zemin meydana gelmiştir. Her ne kadar Medine de başka kavimlerin kendi dinlerini rahatça yaşaması öngörüldüyse de yinede İslamiyet'in diğer toplumlarla da tanışması gerekiyordu. Zira Peygamber Efendimiz Hz Muhammed (s.a.v) her ne kadar Medine de devlet başkanı konumunda olsa da herşeyden önce o Allah'ın elçisiydi yani peygamberdi.

    Peygamber Efendimizin öncelikli amaçlarından biriside Müslümanlara düşmanca bakan, düşmanlık duyguları besleyen topluluklarla dostane ilişkiler kurarak bir nebze olsun bir yol aramaktı. Ancak bu topluluklar her zaman dostane ilişkilere soğuk bakan taraf oldular. Örnek olarak vermek gerekirse Mekkeli müşrikler. Onlar ilk vahiy geldiği andan itibaren her zaman Müslümanlara karşı baskı, zulüm ve eziyetler uyguladı. Bundan dolayı Medine'ye göç eden Müslümanlar ile Mekkeli müşrikler arasında fiili savaş durumu vardı. Bununla da yetinmeyen Mekkeli müşrikler , Medinenin ileri gelenlerine Müslümanlara baskı yapmaları için de sürekli mektuplar yazıyordu. Eğer böyle yapmazlarsa Medine'ye talan edeceklerini belirttiler.

    Müslümanların tek düşmanları tabiki de sadece Mekkeli müşrikler değildi. Mekke ve Medine dışında yaşayan Araplar da onlara düşmanlık besliyordu. Özellikle Kureyşli müşrikler müslümanlara saldırmak için her anı fırsat kolluyordu. Müslümanlar için bir diğer tehdit unsuru da Yahudiledi. Her ne kadar anlaşma ve sözleşmeler yapılsa da Yahudiler hiç bir zaman Müslümanlara samimi olarak yaklaşmadi ve güven vermemiştir. Ve zamanla yapılan sözleşmelerde rağmen bu Yahudi kabileler sıra sıra Medineyi terk ettiler.

    Müslümanlar için doğrudan olmasa da dolaylı olarak düşman olan bir diğer önemli tehdit ise Kuzey Arabistan da yer alan Hristiyan Araplar ve onları kollayan Doğu Roma imparatorluğuydu.
    Tüm bunlar bir yana dursun Müslümanlar için en önemli tehtid asıl Medine'de ki münafıklardır. Çünkü bunlar müslüman gibi görünüp, müslümanlar ile bir arada yaşıyordu. Ve Medine'de ki müslüman birliğinin dağılmasına en çok zararı verecek olan da Medine'de ki münafıklardır. Çünkü Medineli münafıklar hem iç bütünlüğü sarsmak hemde Medine'de ki müslümanlara düşmanlık gösteren doğrudan veya dolaylı bütün toplumları Medine'ye saldırmak için sürekli faaliyete bulunmuşlardır.