Fıtır (Ramazan) Bayramı Gecesi

Konusu 'Mübarek Günler ve Geceler' forumundadır ve Lasey tarafından 12 Haziran 2016 başlatılmıştır.

  1. Lasey

    Lasey Admin

    FITR (RAMAZAN) BAYRAMI GECESİ

    Ramazan-ı şerîf ayının son günü ile bayramın birinci günü arasındaki gecedir.

    Şevval ayının birinci günü fıtır yani Ramazan bayramının birinci günüdür. Iyd, bayram demektir. Her yıl, müslümanların sevinci, sürûru avdet ettiği, tekrar geldiği için, bu sevinçli günlere “Iyd” denildi.

    Bayram günü, karşılaştığı mü'minlere güler yüzle selam vermek, fakirlere çok sadaka vermek, İslamiyete doğru olarak hizmet edenlere yardım etmek, dargınları barıştırmak, akrabayı, din kardeşlerini ziyaret etmek, onlara hediye götürmek sünnettir.

    Bu geceyi ihya edenlerin büyük saadete kavuşacağı bildirilmiştir. Hadîs-i şerîfte rahmet kapılarının dört gece açıldığı, bu gecelerde yapılan dua ve tevbelerin reddedilmediği bildirilmiştir. Bu gecelerden birisi de Ramazan bayramı gecesidir.

    Yüce Peygamberimiz buyuruyor:

    “Ramazan Bayramı günü melekler yolların kenarında durarak bayram namazına gidenlere şu müjdeyi verirler: Ey mü'minler topluluğu, size mükafatlar, hayırlar ve bol bol ni'metler verecek olan Kerem ve İhsan sahibi Rabbinizden isteyiniz. Zîra O, size geceleri ihya etmenizi emretti, siz yaptınız. O size gündüz oruç tutmanızı emretti, siz tuttunuz. O size Rabbinize itaat etmenizi emretti, siz de itaat ettiniz. Öyle ise bahşişinizi, mükafatınızı alınız. Namazdan sonra bir melek de şöyle nida eder: Biliniz ey mü'minler bugün şüphesiz mükafat günüdür, günahlardan kurtuluş günüdür ve ayıplardan temizlenme günüdür.”

    Ömer bin Abdülaziz hazretleri buyurdu ki:

    “Senede dört geceye dikkat edip, ibadetle geçirmek lazımdır. Allahü teala o gecelerde rahmetini saçar. Bu geceler, Recebin ilk cum'a gecesi, Şa'banın onbeşinci gecesi, Ramazanın yirmi yedinci gecesi ve Ramazan bayramı gecesidir.”

    Hazret-i Ali yılda dört geceyi tamamen ibadetle geçirirdi.

    Bu geceler, Receb-i şerîfin ilk gecesi, Ramazan bayramı ve Kurban bayramı geceleri ve Şa'ban-ı şerîfin onbeşinci gecesidir.

    Bayram günü, akrabayı, dostları ziyaret etmeli, bayramlarını tebrik etmelidir. Çocuklar sevindirilmelidir. Bilhassa, yetim, kimsesiz çocuklar, aranıp bulunmalı, bayram sevincinden mahrum bırakılmamalıdır.

    Öksüzün bayram sevinci

    Bir bayram günü Peygamber efendimiz evinden çıkmış, mescide gidiyordu. Yolda bayram sevinci içinde oynayan çocuklara rastladı.

    Hepsi bayramlık yeni elbiseler giymiş, sevinç içinde sağa sola koşuyorlardı. İçlerinde zayıf ve çelimsiz bir çocuk vardı. Eski ve yırtık elbiseleri içinde melûl ve mahzûn bir kenara çekilmiş, neş'e ve sevinç içinde oynayan çocuklara bakıyordu.

    Peygamber efendimiz bu çocuğa buyurdu ki:

    - Yavrum, niye arkadaşlarınla gülüp oynamıyorsun da bir kenara çekilmiş böyle duruyorsun?

    Çocuk, Peygamber efendimizi tanıyamamıştı. Dedi ki:

    - Ben hem öksüzüm, hem de yetimim. Babam, şehîd oldu. Annem başka biriyle evlendi.

    Peygamber efendimiz çocuğun şefkatle elinden tuttu. Sevgiyle saçlarını okşadı.

    - Yavrum, Peygamber efendimiz baban, Aişe'nin annen, torunları Hasan ile Hüseyin'in de kadeşin olmasını ister misin?

    Yetim yavru, karşısındaki şefkat dolu, nûr yüzlü insanın Peygamber efendimiz olduğunu anlayınca sevinçle dedi ki:

    - Ya Resûlallah, nasıl istemem?

    Efendimiz çocuğun elinden tutarak evine götürdü. Yedirip, içirip, yeni elbiseler giydirdi. Çocuklar onu tanıyıp etrafına toplandılar. Durumundaki değişikliği görüp sordular:

    - Nedir sendeki bu hal?

    Yetim çocuk başından geçenleri anlattı. Diğer çocuklar, bu yetim yavrunun hazret-i Peygamber tarafından evlatlığa alındığını duyunca: "Keşke bizim babalarımız da, o savaşta şehîd düşselerdi de bizi de Peygamber efendimiz evlatlığa alsaydı." dediler.