Endülüs'lü Ebu Hamid Girnati

Konusu 'Biyografiler' forumundadır ve saadet tarafından 9 Kasım 2016 başlatılmıştır.

  1. saadet

    saadet Moderatör Admin

    Ebu Hamid Girnati

    Endülüs’te yetişen coğrafya âlimlerinden, ismi, Muhammed bin Abdurrahîm (Abdurrahmân) el-Mâzinî el-Endülüsî olup, künyesi Ebû Abdullah ve Ebû Hâmid’dir. 1080 (H. 473) senesinde Endülüs’ün Gırnata şehrinde doğdu. Bu yüzden Gırnatî nisbeti ile tanındı. 1169 (H. 565) senesinde Şam’da vefat etti.

    Gırnatî, Endülüs’te bulunan bir çok âlimden ders aldı ve 1117 (H. 511) senesinde deniz yoluyla İskenderiye’ye gitti. Burada Ebû Bekrî Artûşî ile tanışıp derslerini tâkib etti. Daha sonra Kahıre ve Bağdâd’a gitti. İran’ı, Kafkasları ve Volga civarındaki ülkeleri gezip gördükten sonra Bağdâd’a döndü. Hac farizasını yerine getirdikten sonra, Şam’a yerleşerek eser yazmağa ve talebe yetiştirmeye başladı.

    Bir çok eser yazan Gırnatî, kendisinden sonra gelen Kazvînî gibi müslüman kozmografyacılara te’sir etmiştir. En önemli ve meşhûr iki eseri El-Mu’rib ve Et-Tuhfe’dir. Diğer bilinen eserleri ise Nuhbet-ül-Ezhân fi Acâib-il-büldân ve Acâib-ül-Mahlûkât’dır.

    El-Mu’rib diye tanınan El-Mu’rib an ba’zı-acâyib-il-mağrib adlı eserinde devrine ait İspanya ile ilgili birçok garip hâdiselere yer vermiştir. Özellikle, astronomi, astroloji ve kronoloji ile ilgili mes’eleler üzerinde durmuştur.

    Tuhfe diye tanınan Tuhfet-ül-elbâb ve Nuhbet-ül-i’câb, adlı eseri konu itibariyle, aşağı yukarı El-Mu’rib’in aynısıdır. Fakat El-Mu’rib daha güvenilir malûmat ihtiva etmektedir. Öte yandan bâzı hayvan masal ve hikâyelerine de yer vermiştir. Dört bölümden meydana gelen eserin birinci kısmında; yeryüzünde yaşıyan insan ırklarının ve mahlûkların tasnifini yapmakta, Sudan’da yapılan altın ve tuz ticâreti ile ilgili bilgiler verilmekte, sahra boyunca yol alıp yıldızlara göre yön tâyin eden tacirlerin seyahat hikâyelerini anlatmakta ve gördüğü bâzı garîb yaratıklardan söz etmektedir.

    İkinci kısımda müellif, gezip gördüğü ülkeleri ve oralardaki enterasan âbideleri anlatmaktadır.

    Üçüncü kısımda denizleri ve bunlarda yaşıyan canlıları, tam ilmî bir tasvirle tanıtmakta ve yelkenli gemi yönetimi, ahtapotlar, hind kâğıdı v.b. şeylerden söz etmektedir.

    Son kısımda ise, mağaralar ve türbeler hakkında bilgi vermekte, bu arada tesadüf ettiği bâzı fosillerden, Sibirya’da yaşıyan dev hayvanlardan söz etmekte ve fil dişinden nasıl faydalanılabileceğini anlatmaktadır.