Biyografi Ebu Eyyub El-Ensari'nin hayatı hakkında bilgi verir misiniz?

Konusu 'İslam büyüklerinin hayatları' forumundadır ve Lasey tarafından 23 Ekim 2018 başlatılmıştır.

  1. Lasey

    Lasey Admin


    Ebû Eyyûb el-Ensârî Hazretleri ve İstanbul

    Peygamber Efendimiz 622 yılında Mekke’den Medine’ye göç etmişti. Medine’ye varınca bütün kabilelerin temsilcileri Hz. Peygamber’i evlerine davet etti. Hz. Muhammed (s.a.v.), devesinin kendi hâline bırakılmasını istedi. Deve, Ebu Eyyûb el-Ensari’nin (r.a.) evinin önüne çöktü. Peybamber Efendimiz (s.a.v.) bu evde yedi ay misafir edildi.45 Bundan dolayı Ebu Eyyûb (r.a.) “Mihmandar-ı Nebi” unvanıyla anıldı. Hz. Peygamber’i evinde misafir etme şerefine erişen Ebu Eyyûb el-Ensari (r.a.) bu sayede önemli sahabiler arasında yer aldı. Ebu Eyyûb el-Ensari’nin (r.a.) evini karargah edinen Hz. Peygamber ilk İslam devletini Medine' de kurdu. Eyyûb Sultan (r.a.), Resul-i Ekrem Efendimizin (s.a.v.) yanından hiç ayrılmamış, onun sancağını taşımıştır. Bu sayede “Alemdar-ı Resul” payesini kazanmıştır. İslam ordusu 668-669 senelerinde İstanbul’u kuşatmıştır. Ebu Eyyûb el-Ensari (r.a.) bu sefer
    sırasında İstanbul’da vefat etmiştir. Vasiyeti üzerine surlara en yakın bir yere defnedilmiştir.

    İstanbul’un fethi sonrasında Fatih Sultan Mehmet, büyük alim Akşemseddin’den Ebu Eyyûb el-Ensari’nin (r.a.) kabrini bulmasını istemiştir. Akşemseddin’in kerametiyle bulunan kabir, türbeye çevrilmiştir. Osmanlı padişahları tahta geçtikten sonra Eyüp Sultan Türbesi içinde kılıç kuşanırlardı. Burada kılıç kuşanma âdetini ilk önce Fatih Sultan Mehmet Han ihdas etmiş ve kendisine hocası
    Akşemseddin kılıç kuşandırmıştır. Kılıç kuşanma merasimi, okunan dualar ve kılınan namazlarla dinî-manevi bir özellik taşımış ve yeni padişaha makamının anlamını hatırlatmıştır. Osmanlı padişahları asırlar boyunca Eyüp Sultan Türbesi’nde kılıç kuşanarak Ebu Eyyûb el-Ensari’ye (r.a.) verdikleri önemi göstermişlerdir. Eyüp Sultan da kılıç kuşanma töreni 1918’e, son Osmanlı padişahı Vahdeddin’e kadar devam etmiştir. Kılıç kuşanma törenlerinde çok defa elli civarında kurban kesilmiştir. Bu kurbanlar cami ve türbe hademeleri ve fukaraya dağıtılmıştır. Hz. Muhammed dönemine ait kutsal sancak (sancak-ı şerif) ile Hz. Muhammed’in (s.a.v.) ayak izi (kadem-i şerif) uzun yıllar türbede korunmuştur. Bu kutsal emanetler 1703’teki Edirne Vaka‘ası sırasında isyancılar tarafından ele geçirilecek korkusuyla türbeden alınarak Topkapı Sarayı’na kaldırılmıştır. Söz konusu kutsal emanetlerin, Ebû Eyyûb’un (r.a.) türbesinde muhafazası, sahâbenin özellikle Hz. Peygamber’e evini açması ile yakından ilişkilidir. Nasıl Peygamberimiz (s.a.v.), Mekke’den Medine’ye göç ettikten sonra onun evinde konaklamışsa, Mekke-Medine’den gelen kutsal emanetler de türbede konaklamıştır. Bugün türbede yalnız iki adet sancak-ı şerif kılıfı vardır.48 Osmanlıda sadece iktidar değişikliklerinde değil, yerel yönetim değişiminde de Eyüp Sultan ziyareti yapılmıştır. Vali, komutan, yönetici olarak tayin edilenler o bölgenin en saygın manevi
    otoritesinin kabir ve makamlarını ziyeret ederlerdi. Bu ziyaretler, bölge halkıyla yeni yönetici arasında gönül bağı kurulmasını sağlamıştır.

    İstanbul’da yaşayan veya İstanbul’a gelen birçok kişi Eyüp Sultan Türbesi’ni ziyaret etmektedir. Burada yapılan duaların geri çevrilmediğine inanan bazı insanlar manevi hazza ulaşmaya çalışmaktadırlar. Ziyaret etmek için belirli gün ve saati bulunmayan Eyüp Sultan’ı isteyen istediği zaman ziyaret edebilmektedir. Cuma günleri, kadir gecesi, mübarek gün ve gecelerde ziyaretçiler artmaktadır. Ayrıca Ramazan ayında da büyük kalabalıkların Eyüp Sultan çevresinde iftar yapması gelenek hâline gelmiştir. Bunların yanı sıra yeni evlenenlerin, sünnet ettirilecek veya okula başlayacak çocukların buraya ziyarete getirilmesi gelenek olmuştur. Efendimizin müjdesini ulaştırmak için İstanbul’a gelen sahabenin en parlak yıldızlarından olan Eyyûb Sultan, burada şehit olarak manen İstanbul’u himayesi altına almıştır. Türbesi, Osmanlı ve torunlarının yaşadığı coğrafyanın kalbi olmuştur. Yüzyıllarca
    hacca gidenler Eyyûb Sultan’ın türbesini ziyaret etmeden yola çıkmamışlardır. Peygamber Efendimizden (s.a.v.), ecdadımızdan bize miras kalan Eyüb Sultan hazretlerinin aziz hatıraları bu topraklarda dünya durdukça yaşamaya devam edecektir.