Ebdal Kumral

Konusu 'Eğitim Konuları' forumundadır ve Adile tarafından 19 Ekim 2013 başlatılmıştır.

  1. Adile

    Adile Admin

    Ebdal Kumral Osmanlı Devletinin kuruluş yıllarında yaşamış mücâhid vede akıncı bir derviş.
    Doğum târihi ve yeri bilinmemektedir.
    Asıl adı Turgut olup Şeyh Edebâlîhazretlerinin müridlerindendir.

    Şeyh Edebâlî hazretleri Eskişehiryakınlarındaki İtburnu adlı köyde ikâmet eder, tâliblerine ilimöğretmek, insanlara huzur dağıtmakla meşgûl olurdu.

    Talebelerini dahaçok kâfirlerle cihâda sevk ederdi. Nitekim sohbetlerinde kemâle gelenEbdal Kumral`ı da hem talebe yetiştirmek ve hem de Allahü teâlânındînini yaymak için kâfirlerle harbetmek üzere vazîfelendirdi.

    Ebdal Kumral, İslâmiyetin yayılması içinpekçok gayret gösterdi.
    Zaman zaman Hızır aleyhisselâm ile görüşüpsohbet ederlerdi. Yine bir defâsında Ermeni derbendi denilen yerdedinlenirken Hızır aleyhisselâma rastgeldi.

    Tatlı tatlı konuştular.Hızır aleyhisselâm, Ebdal Kumral`a Osman Bey`den söz etti. Onundağılmış olan müslümanları bir bayrak altında toplayacağından vekurduğu devletin üç kıtaya yayılacağından bahsetti. Ebdal Kumralhazretleri bu genç beyi tanımıyordu.

    Ancak, birçok gazâda bulunduğunuve zaman zaman gelip Şeyh Edebâlî`nin zâviyesinde misâfir kaldığınıduymuştu. Hızır aleyhisselâm; O genç erin, geleceği çok ümitlidir.Kendisine bu müjdemizi ulaştır dedi.

    Kumral Ebdal kendisinitanımadığını söyleyince, Hızır aleyhisselâm; Onu, Edebâlîhazretlerinin yanında bulacaksın. Şeyhe bu mevzuda bir rüyâsınınakledecektir. buyurdu.

    Kumral Ebdal, Hızır aleyhisselâmdanayrılınca, içini bir ateş ve özlem sardı. Büyük doğuşun müjdesiniiçinde hissediyordu. Doğruca şeyhi Edebâlî hazretlerinin huzurunavarmak üzere yola çıktı.

    Bu sırada Osman Gâzi Şeyh Edebâlî`ninBilecik`teki zâviyesinde misâfir bulunuyordu.

    Osman Gâzi o gece birrüyâ gördü. Rüyâsında, Edebâlî hazretlerinin koltuğu altından çıkan birnûr, gelip Osman Beyin koltuk altına girdi. O nûrun girmesiyle, OsmanBeyin karnından bir ağaç peyda oldu.

    Birden dallanıp budaklandı.Dalları çok yükseklere ulaştı. Altındaki nice dağlar ve nehirlerigölgeledi. Onun gölgesindeki dağ ve nehirlerden birçok insan gelipistifâde etmeye başladı, Osman Bey uyandı. Hemen abdest alıp şeyhininhuzûruna vardı. Baktı ki şeyhi birkaç derviş ile sohbet etmekte.Bunlardan biri de Ebdal Kumral`dı.

    Ebdal Kumral Osman Gâzinin rüyâsınıdinlerken heyecandan kalbinin duracak gibi olduğunu hissetti. İşteHızır aleyhisselâmın bahsettiği genç. İşte muazzam İslâm devletinikuracak genç mîmâr.

    Bu sıradaOsman Gâzinin rüyâsını dinleyen ŞeyhEdebâlî tebessüm edip, ruhları okşayan tatlı bir sesle şöyle tâbir etti:

    Ey Osman! Sana müjdeler olsun. Sana vesenin evlâdına Hak teâlâ saltanat verdi. Ve dünyâ âlem, evlâdınınsaltanat güneşi altında ola. Ve hem kızım Mal Hâtun sana helâl oldu.

    İşte şeyhi ile Hızır aleyhisselâmınsöyledikleri de birbirini doğruladı. Ebdal Kumral hazretleri artık dahafazla dayanamayıp şeyhi ile mürid arasına girdi.

    Osman Gâziye Hızıraleyhisselâmın müjdesini de söyledikten sonra; Ey Osman! Sanapâdişâhlık verildi. Bize şükrâne ne verirsin? diye sordu. Osman Gâziise;

    Ne vakit pâdişâh olursam sana bir şar,şehir vereyim. dedi. Ancak Ebdal Kumral`ın gözü öyle yükseklerdeolmadığından; Bize şu köyceğiz yeter. Şehirden vazgeçtik. dedi. OsmanGâzi kabûl etti.

    Ama Ebdal Kumral, ileride bu vaadi Osman Gâzininçocuklarına karşı ispat etmek için yazılı bir belge istiyordu. Bumaksatla;Öyleyse bize bir kâğıt ver. dedi. Osman Gâzi ise; Kâğıtyerine işte bir kılıcım var.

    Babamdan ve dedemden kalmıştır. Onunlabirlikte bir de maşrapa vereyim. Birlikte senin elinde olsunlar. Neslinbu nişanı saklasın. Eğer Hak teâlâ beni pâdişâhlığa eriştirirse benimneslim dahi bu alâmeti görüp kabûl etsinler, köyünü almasınlar. deyipverdi.

    Böylece Osman Gâzinin kılıcı Ebdal Kumralve onun nesli eline geçti. Ancak Kumral Ebdal hazretleri Osman Gâzinintahta çıktığını göremedi. 1288`de Osman Gâzi, babası Ertuğrul Gâzininyerine baş seçildiğinde o vefât etmişti.

    Osman Gâzi ise bu mücâhid şeyhhazretlerini unutmadı. Ona Ermeni Derbendinde güzel bir zâviyeyaptırdı. Birçok köy ve tarlalar vakfetti.

    Çünkü o, günün birinderüyâsı her anlamıyla gerçekleşir ve Osmanlı Devleti cihânı kaplayan birdevlet olursa, bunda îmânlı kılıç sâhipleri kadar, îmân sâhibidervişlerin de payı olacağına yürekten inanıyordu.

    Bu arada her Osmanlı pâdişâhı, EbdalKumral neslinden gelen dervişler elinde o kılıcı görünce pekçokihsânlar ettiler ve o kılıcın kınını yenilediler.

    1- Âşıkpaşazâde Târihi; s. 12-13
    2- Hammer, Osmanlı Devleti Târihi;c.1, s.68
     
Manevi hayat Benzer Konular
Yüklüyor...