Duanın Kabul edilmesinin şartları

Konusu 'Dua hazinesi' forumundadır ve Lasey tarafından 4 Kasım 2016 başlatılmıştır.

  1. Lasey

    Lasey Admin

    DUANIN KABUL EDİLMESİNİN ŞARTLARI



    1- Düzgün bir imana, Ehli sünnet itikadına sahip olmalıdır.

    Ehli sünnete göre; Îman artmaz ve azalmaz. Büyük günah işlemekle îman gitmez.Gayba îman esastır. Allahü teala Cennette görülecektir. Ameller (İbadetler) îmandan parça değildir. Amelde dört mezhebe birine tabi olmak şarttır. Eshab-ı kiramın ve ehl-i beytin ve Peygamberimizin zevcelerinin hepsini sevmek şarttır. Dört halîfenin üstünlükleri, hilafet sırasına göredir.Namaz, oruç, sadaka gibi nafile ibadetlerin sevabını başkasına hediye etmek caizdir. Mîraç; ruh ve beden olarak yapılmıştır. Evliyanın kerameti haktır. Şefaat haktır. Mest üzerine mesh caizdir. Kabir suali vardır. Kabir azabı ruh ve bedene olacaktır.İnsanları ve işlerini de Allahü teala yaratır. İnsanda irade-i cüz'iyye vardır. Rızık, helaldan da olur, haramdan da olur. Velîlerin ruhları ile tevessül edilir ve onların hatırına dua edilir. Hadis-i şerifte, “Bid'at ehlinin duası ve ibadetleri kabul olmaz.” buyuruldu.

    2- Farzları yapıp haramlardan, kul hakkından sakınmalıdır!

    İbrahîm-i Edhem hazretlerine sordular : “ Allahü teala, “Ey kullarım! Benden isteyiniz! Kabûl ederim, veririm” buyuruyor. Halbuki, istiyoruz, vermiyor? “

    Bunlara şöyle cevap verdi: “ Allahü tealayı çağırırsınız, Ona itaat etmezsiniz. Peygamberini tanırsınız, Ona uymazsınız. Kur'an-ı kerimi okursunuz, gösterdiği yolda gitmezsiniz. Cenab-ı Hakkın nîmetlerinden faydalanırsınız, Ona Şükretmezsiniz. Cennetin, ibadet edenler için olduğunu bilirsiniz, hazırlıkta bulunmazsınız. Cehennemi, asîler için yarattığını bilirsiniz, Ondan sakınmazsınız.

    Babalarınızın, dedelerinizin ne olduklarını görür, ibret almazsınız. Aybınıza bakmayıp, başkalarının ayıblarını araştırırsınız. Böyle olan kimseler, üzerlerine taş yağmadığına, yere batmadıklarına, gökten ateş yağmadığına Şükretsin! Daha ne isterler? Dualarının netîcesi, yalnız bu olursa, yetmez mi?

    Evet, Allahü teala, Mümin sûresinin altmışıncı ayetinde, “Dua ediniz, kabûl ederim”, isteyiniz, veririm buyuruyor. Fakat, duanın kabul olması için, beş şart vardır: Dua edenin müslüman olması, Ehl-i sünnet îtikatında olması, haram işlemekten, bilhassa haram yimekten, içmekten sakınması, farzları yapması, bilhassa beş vakit namaz kılması, Ramazan oruclarını tutması, zekat vermesi, Allahü tealadan istediği şeyin sebebini öğrenip, bunu araması lazımdır.

    Allahü teala, herşeyi bir sebep ile yaratmaktadır. Birşey istenince, o şeyin sebebini gönderir ve bu sebebe tesîr ihsan eder. İnsan bu sebebi kullanıp, o şeye kavuşur. Evliyasının hatırı için, adetini bozarak, bunlar dua edince veya Evliyayı kiram vesîle edilerek dua edilince, bunlara “Keramet” olarak, sebebe hacet kalmadan, doğruca istenileni verir.”

    Abdülhalık Goncdüvanî hazretleri, duası makbûl bir zat idi. İnsanlar, duasını alabilmek için uzak yerlerden gelirlerdi. Birgün birisi gelip:

    - Efendim, son nefeste selametle gidebilmemiz için dua buyurun, dediğinde;

    - Her kim farzları eda ettikten sonra, dua ederse duası kabûl olur. Sen farzdan sonra dua ederken bizi de hatırlarsan biz de seni hatırlarız. Bu durum hem sizin, hem de bizim için duanın kabûl olmasına vesîle olur, buyurdu.

    Allahü teala, evliyasının dualarını kabûl edeceğini Kur'an-ı kerîmde bildirmektedir. Hadîs-i şerîfte de, “Saçları dağınık ve kapılardan kovulan öyle kimseler vardır ki, bir şey için yemin etseler, Allahü teala onları doğrulamak için o şeyi yaratır” buyuruldu.

    Sa'd bin Ebi Vakkas hazretleri Peygamber efendimize dedi ki:

    - Ya Resûlallah, dua buyur da, Allahü teala, benim her duamı kabûl etsin. Cevabında buyurdu ki:

    - Duanızın kabûl olması için helal lokma yiyiniz! Çok kimse vardır ki, yedikleri ve giydikleri haramdır. Sonra ellerini kaldırıp dua ederler. Böyle dua nasıl kabûl olunur?

    Diğer hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

    “Haramdan sakının! Midesine haram lokma girenin kırk gün duası kabul olmaz.)

    “On dirhemlik elbisenin bir dirhemlik kısmı haram kazançtan gelse, o elbise ile kılınan namaz kabul olmaz.”

    “Şarap içenin namazı kırk gün kabul olmaz.”

    “Haramdan sakının! Çünkü midesine haram lokma giren kimsenin kırk gün duası kabûl olmaz.”

    “Çok kimse vardır ki, yedikleri ve giydikleri haramdır, sonra ellerini kaldırıp dua ederler. Böyle dua nasıl kabûl edilir?”



    3- Kıymetli vakitlerde dua etmelidir

    Cum'a günü ve gecesi, ezan vakti, ezan ve ikamet arası, her günün seher vakti, gecenin ikinci yarısı, Receb'in ilk gecesi, Şa'ban'ın onbeşinci gecesi, Bayram geceleri, Arefe günü, Ramazan gün ve geceleri, iftar zamanı, her günün zeval vakti, Cum'a günü öğle ile ikindi arası kıymetli vakitlerdir. Bu vakitleri ganimet bilmelidir.

    Hastalık hali, aile ve vatanınından uzak kalındığı zaman, farz namazlardan sonra, İhlas sûresi okunduktan sonra, yağmur yağarken, düşmanla karşı karşıya gelince, oruçlu olduğu zaman, kalbinde incelik hissettiği anda dua etmelidir. Çünkü kalbdeki incelik rahmet kapısının açık olduğuna işarettir.

    Rabbimiz, seher vakti, “Dua eden yok mu kabul edeyim!” buyurur. Şerefli hallerde, mesela yağmur yağarken, oruçlu veya hasta iken dua etmeli!

    Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

    “Dertli müminin duasını ganimet bilin!” .

    “Beş vakt farz nemazdan sonra yapılan dua kabûl olur”

    “Gecenin son üçte birinde, dünya semasını rahmetiyle dolduran Allahü teala buyurur ki: İstiğfar eden yok mu, onu mağfiret edeyim. İsteyen yok mu, istediğini vereyim, duasını kabûl edeyim.”

    “Oruçlunun duası reddolunmaz.”

    “Üç dua vardır ki, Bunların kabul edileceğinden şüphe yoktur. Mazlumun duası, misafirin duası ve babanın evladına duası “



    4- Kabûl edileceğine inanarak dua etmelidir.

    Allahü teala, Kur'an-ı kerîmde “Dua edin, kabûl edeyim” buyuruyor. Duanın kabûl edileceğinden şüphe etmemelidir. Şartlarına riayet edilip edilmediğinden şüphe etmelidir.

    Peygamber efendimiz:

    “Allahü tealaya, kabûl edileceğine tam inanarak dua ediniz! Biliniz ki, Allahü teala gafil bir kalb ile yapılan duayı kabûl etmez.”

    “Dua ettim kabul edilmedi demedikçe, dua kabul edilir” buyurdu.

    Kur'an-ı kerimin ve duanın tesir etmesi için bazı şartların gözetilmesi gerekir. Okuyanın veya yazanın ve hastanın buna inanması, hastanın zararlı olan gıdalardan, şüpheli ilaçlardan perhiz etmesi, sıcaktan ve soğuktan sakınması gerekir. Okuyanın, itikadının bozuk olması, haram işlemekten, kul hakkından sakınması, haram ve habis şey yiyip içmemesi ve karşılık olarak ücret almaması şarttır.

    Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:

    “Allahü teala, duanızı kabûl eder. Dua ettim, hala duam kabûl olmadı diye acele etmeyiniz! Allah'tan çok isteyiniz! Çünkü kerem sahibinden istiyorsunuz.”

    “Dua ettim, duam kabul olmadı diye acele etmeyin! Allahtan çok isteyin! Çünkü kerem sahibinden istiyorsunuz.”

    “Dua eden, üç şeyden hali değildir: Ya günahı affolur veya hemen hayırlı karşılığını görür, Yahut ahırette mükafatını bulur.”

    “Rabbiniz, şüphesiz haya ve kerem sahibidir. Kulları ellerini kaldırıp kendisinden birşey istedikleri zaman, onların ellerini boş çevirmekten haya eder.”

    “Duada acele edilmezse, dua kabûl olur.”

    Duada acelenin nasıl olduğu sorulunca Peygamber Efendimiz “Dua ettim de kabûl edilmedi demektir” buyurdu.

    Allahü teala, dua edenleri, sağlık ve selamet isteyenleri sever. Dua edip de duası dünyada kabul edilmeyenlere, Kıyamet günü Allahü teala, “Bu senin falan zamanda ettiğin duadır. O duanın yerine sana şu sevabları veriyorum” buyuracak, o kadar çok sevab verecek ki, o kimse, “Keşke dünyada hiçbir duam kabul olmasaydı da, bugün onların karşılıklarını görseydim” diyecektir.



    5- Bela gelmeden önce çok dua etmelidir.

    Dua, sıkıntılı zamanlarda, bela geldiğinde değil her zaman edilmelidir. Sevgili

    Peygamberimiz, “Şiddet anında duasının kabûl edilmesini isteyen kimse, refah zamanında çok dua etsin!” buyurmuştur.

    Üstad Ebû İshak hazretlerinden dua istediler. Dua etti. Duasının kabûl edildiğini gören bir talebesi, “Efendim, bu duayı bana da öğretin, ihtiyaç halinde ben de edeyim” dedi. Üstad da, “Bu duanın kabûl edilmesinin sebebi, otuz yıldır kıldığım namazlar ve devamlı ettiğim dualar ve haram lokmadan sakınmamdır.” buyurdu.


    6- Sebeplere yapışmalıdır

    Allahü tealanın adet-i ilahiyyesine uymadan, sebeplere yapışmadan, çalışmadan dua etmek, Allahü tealadan mucize istemek demektir. Müslümanlıkta, hem çalışılır, hem de dua edilir. Önce sebebe yapışmak, sonra dua etmek lazımdır.

    Kur'an-ı kerimde Allahü teala daima çalışmağı emretmektedir. İnsan bütün gayreti ile çalışacak, bütün zahirî sebeplere yapışacak, ancak ondan sonra Allahü tealadan istiyecektir. Çalışmadan önce değil, çalışırken, başarabilmek, kazanmak için, Rabbine yalvararak, Ondan yardım bekliyecektir

    Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki:

    “Çalışmadan dua eden, silahsız harbe giden gibidir.”

    Adet-i ilahiyyeye uymak, sebeplerini aramak, bulmak için çalışmak lazımdır. Şartlarına uyarak çalışana, elbet verilir. Dilediğine, çalışmadan da, ihsan eder. Fakat sebeplere yapışmamızı emretmektedir.


    Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki:

    “Bir Müslüman Yûnüs aleyhisselamın balığın karnında iken ettiği duayı okuyup, onunla dua ederse, duası kabûl olur.”

    “Birinize derd ve bela gelince, Yûnüs Peygamberin duasını okusun! Allahü teala Onu muhakkak kurtarır. Dua şudur: “La ilahe illa ente sübhane- ke innî küntü minezzalimîn”