Her şeyin bir zamanı olduğu gibi duanın da bir vakti vardır. Yalnız dua neticesinde istenileni aynıyla Allah'u Teala nasip eder ya da etmez bu O’nun (cc) hikmetindendir. Edilen her dua makbuldür, Yüce Allah tarafından kabul edilir. Ama ya bu dünyada kabul edilir ya da ahirette. Bu sebeple dünyada kabul edilen dualar; Allahu Teala'nın rahmet hazinesinden kuluna gönderdiği bir ikramıdır. “İstediğimiz bir şey için dua etmeseydik Yüce Allah vermeyecekti ya da dua ettiğimiz için Allah gönderdi” gibi düşünmek veya böyle söylemek doğru değildir. Allahu Teala rahmet hazinesi geniştir ve Allah (cc) bizim dualarımıza muhtaç değildir. Belki biz dua etmeseydik de Yüce Allah istenilen şeyi bir ihsan olarak gönderirdi. Kur'an-ı Kerimde şöyle buyrulmuştur: وَإِذَا سَأَلَكَ عِبَادِي عَنِّي فَإِنِّي قَرِيبٌ أُجِيبُ دَعْوَةَ الدَّاعِ إِذَا دَعَانِ فَلْيَسْتَجِيبُواْ لِي وَلْيُؤْمِنُواْ بِي لَعَلَّهُمْ يَرْشُدُونَ Ve izâ seeleke ıbâdî annî fe innî karîb(karîbun) ucîbu da’veted dâi izâ deâni, fel yestecîbû lî vel yu’minû bî leallehum yerşudûn. Kullarım, beni senden sorarlarsa, (bilsinler ki), gerçekten ben (onlara çok) yakınım. Bana dua edince, dua edenin duasına cevap veririm. O hâlde, doğru yolu bulmaları için benim davetime uysunlar, bana iman etsinler. (Bakara, 186)