Dua adabı nasıl olmalıdır?

Konusu 'Manevi Hayatımız' forumundadır ve Lasey tarafından 14 Aralık 2018 başlatılmıştır.

  1. Lasey

    Lasey Admin


    DUANIN USUL VE ADABI

    duanın-adabı-ve-usuü.


    Ebu Hüreyre -radıyallahu anh-’dan rivayete göre Hazreti Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz buyurmuşlardır ki:

    “Sakın sizden biriniz dua ederken «Ya Rabb, dilersen beni mağfiret eyle, dilersen bana merhamet eyle» demesin. İstediğini sağlamca ve kat’ıyyetle istesin. Çünkü Allah’ı şu veya bu işe zorlayabilecek hiçbir kudret yoktur.” (Buhari, Deavat, 21)

    Yine Ebu Hüreyre -radıyallahu anh-’dan rivayet edildiğine göre Nebiyy-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz buyurmuşlardır ki: “Sizden herhangi biriniz «Dua ettim de kabul olunmadı» diyerek acele etmedikçe duası kabul olunur.” (Tirmizi, Deavat, 21)

    Dua eden duasında ısrar etmeli, devam etmelidir. Herhalde er veya geç Müstecab olur.

    Bir de dünyada müstecab olmasa bile kul bunu yine kendi lehine bilip Allah’tan ümidini kesmemelidir. Dua büyük bir ibadet olduğu için ahirette de bir ecir ve sevabı olur. Duanın adabı pek çoktur. Bu cümleden olarak:

    1- Evvela abdestli bulunmak,
    2- Bir namazdan sonra yapılmak,
    3- Tevbe ve istiğfarını ve kemal-i ihlasını arz eylemek,
    4- Kıbleye yönelmek,
    5- Duadan evvel Allah’a çokça hamdü sena etmek,
    6- Rasul-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz Hazretleri’ne çokça salat ve selam eylemek,
    7- Duanın nihayetini amin ile bitirmek,
    8- Duada yalnız kendisini düşünmeyip bütün salihleri ve bütün mü’minleri duaya katmak,
    9- Bir hacetini isterken ellerini semaya kaldırıp avuçlarını açarak dua etmek,
    10- Kıtlık; umumi sıkıntı ve felaketlerin def’i için ise ellerinin dışını semaya çevirerek dua etmek ve Allah’a sığınmak,
    11- Celb-i menfaat için yapılan duaların nihayetinde ellerinin avuçlarını yüzüne mesh eylemek. Def’-i mazarrat için yapılan dualarda mesh edilmez.
    12- Duanın asıl anahtarı ise helal lokma yemektir.

    Ebu Musa el-Eş’ari -radıyallahu anh-’dan rivayete göre Resulullah (s.a.v) Efendimiz Hazretleri Hayber Gazası’n na giderken maiyyetinde bulunan ashab-ı kir ram bir vadiye vardıkta yüksek sesle tekbir ve tehlil ederek bağıra bağıra zikrullah etmeye başladılar. Rasulullah -sallallahu ve sellem- Hazretleri: “– Kendinize rıfku merhamet ediniz. Zira siz ne sağıra, ne de gaibe dua ediyorsunuz. Ancak her şeyi hakkıyle işiten ve size sizden yakin olan Allah’a dua ediyorsunuz. Ve Allahü Teala Hazretleri siz nerede olursanız beraberinizdedir” buyurdu. (Buhari, Cih had, 131; Müslim, Zikir, 44)

    Nebiyy-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve selllem- Efendimiz’e ve ehl-i Beyt’ine salat ve sel lam da duanın en mühim adabındandır. Hadis-i şerifte:

    “Yapılan bir duada, Muhammed -aleyh hi’s-salatü ve’s-selam- ve Ehl-i Beyt’ine salat ve selam edilmedikce o dua, makam-ı icab bete vasıl olamaz.” buyurulmuştur. (Suyuti, elCami, no: 4266) Dua eden kimse, duanın başında, ortasınd da ve sonunda Peygamber Efendimize salat ve selamı tekrar etmeli. Hulus-i kalb, nezaffet, taharet, istikbal-i kıble, izhar-ı tezellül, tazarru, enbiya ve evliya ile tevessül, günahkar ve mücrim olduğunu ikrar ile tevbe ve istiğfar edip haram lokmadan ictinab etmelidir. Bu suretle yapılacak hayır duaların kabulü hakkında şüphe etmemelidir. Şunu da ilave edelim ki: Nasın bazısı her ne kadar Cenab-ı Hakkın kaza ve kaderine rıza gösterip sükut eylemey yi duaya tercih etmişlerse de, muhakkık alimlerin ekserisi, dünya ve ahiret işlerinin esbabdan müretteb olduğunu, müstecab duaların ise sebeblerden biri bulunduğunu beyan ile, duayı terketmek, kazaya rıza göstermek fikriyle bir şey yememek, şiddetli kışta elbise giymemek, hasta olunduğunda ilaç, muharebede silah kullanmamak gibi bir takım meşru olmayan harek ketleri irtikab etmek gibidir, demişlerdir. Hususiyle dua izhar-ı ihtiyac, Cenab-ı Hakk’a iltica olduğundan müstakıllen bir ibad det makamına kaim olacağından, şu halde lisanen dua eylemek ve kalben tazarruda bulunmak gerekmektedir.