Dedikodu gıybet etmenin günahı nedir?

Konusu 'Dini Sorular Ve Cevapları' forumundadır ve Lasey tarafından 13 Aralık 2018 başlatılmıştır.

  1. Lasey

    Lasey Admin

    Dedikodu gıybet etmenin günahı nedir?

    Gıybet sözlükte bir kimsenin arkasından aleyhinde bulunma, duyacağı zaman üzüleceği bir sözü arkasından söyleme, çekiştirme, koğuculuk olarak geçer.

    Gıybet, bir kimseyi gıyabında hoşlanmayacağı şekilde anmaktır. Gıybet, Kurʼan ve Sünnetʼin şiddetle nehyettiği çok ağır bir cürümdür.

    GIYBET NEDİR?

    Gıybet, İslam kardeşliğini bozan, toplum düzenini altüst eden, birlik ve beraberlik rûhunu öldürerek kalplere kin ve husûmet tohumları saçan büyük günahlardan biridir. Böyle olmakla beraber birçok kimse, cahilane bir düşünce ile, söylediğinin gerçek olmasıyla kendisini avutur. Halbuki gıybet, zaten gerçek olan bir kusurun, sahibinin gıyabında söylenmesidir. Gerçek olmayanı söylemek ise iftiradır. Bunu düşünmeyerek, bir kişinin, sözlerinin doğru olmasıyla teselli bulması ve yanlış yolda devam edip gitmesi, ne büyük bir gaflettir!

    EN KÖTÜ HUY

    Nitekim Rasûlullah bir gün:

    “–Gıybet nedir, bilir misiniz?” diye sormuştu. Ashab-ı kiram:

    “–Allah ve Rasûlü daha iyi bilir.” dediler. Hazret-i Peygamber:

    “–Gıybet, din kardeşini hoşlanmadığı bir şeyle anmandır.” buyurdu.

    “–Söylenen ayıp, eğer o kardeşimde varsa, ne dersiniz?” diye soruldu.

    “–Eğer söylediğin şey onda varsa gıybet ettin; yoksa ona iftira ettin demektir.” buyurdu. (Müslim, Birr, 70; Ebû Davûd, Edeb, 40/4874)

    ayet-i kerimede şöyle buyrulmuştur:

    “…Birbirinizin kusurunu araştırmayın. Biriniz diğerinizi arkasından çekiştirmesin. Biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz. O halde Allah’tan korkun…” (el-Hucurat, 12)

    ATEŞE SÜRÜKLEYEN FELAKET

    ayet-i kerimede gıybetin; “ölmüş kardeşinin etini yemek” şeklinde tasvir edilmesi, bu cürmün ne kadar ağır olduğunu çok açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Bir insanın eti, diriyken dahi murdar ve haramdır. Ölmüş kardeşinin kokuşmuş etini, üstelik bir de iştahla yiyebilmek, ne kadar dehşetli bir akli, kalbi ve ahlaki bozulmanın ifadesidir.

    Velhasıl gıybet, nefse mağlûb olmanın, kalpteki yanlış duyguların ve kötü ahlakın bir göstergesidir. Bu sebeple dildeki en zehirli hançer olan gıybetten de şiddetle sakınmak icab eder.] (İhsan Muhammed Dahlan, Siracü’t-Talibin, Beyrut 1421, I, 344)

    Kaynak: Osman Nûri Topbaş, 40 Soru 40 Cevap, Erkam Yayınları

    GIYBET EDENLERİ BAĞIŞLADI SADAKA SEVABI KAZANDI

    Ulbe bin Zeyd -radıyallahu anh-, gecenin bir kısmı geçince kalktı, namaz kıldı ve şöyle yalvardı:

    “Ey Allah’ım! Sen cihada çıkmayı emir ve teşvik buyurdun. Halbuki beni, üzerine binip Rasûlün ile birlikte cihada çıkabileceğim bir hayvana sahip kılmadın! Rasûlü’nün elinde de beni üzerine bindirecek bir hayvan bulundurmadın! Ben her zaman mal, beden ve eşyadan üzerime düşen sadakayı vermişimdir. Ey Allah’ım! Kulların içinde bana nasib ettiğin şu bir parça malımı tasadduk ediyorum!”

    Sabah olunca Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’in yanına gelip:

    “–Ya Rasûlallah! Elimde sadaka olarak verebileceğim bir şey yok. Şu bir parça eşyamı tasadduk ediyorum! Bundan dolayı beni üzen veya bana kötü söyleyen, ya da benimle alay eden kimseye de hakkım helal olsun!” dedi.

    Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-; aşk, muhabbet ve sehavetle dolu olduğu kadar, af ve merhametle de yüklü olan bu sözler karşısında sadece:

    “–Allah sadakanı kabûl etsin!” buyurdu ve başka bir şey söylemedi. Ertesi gün de ona:

    “–Ben senin sadakanı kabûl ettim. Seni müjdelerim! Muhammed’in varlığı kudret elinde bulunan Allah’a yemin ederim ki, sen sadakası kabûl olunanların divanına yazıldın.” buyurdu. (İbn-i Hacer, el-İsabe, II, 500; İbn-i Kesir, es-Sire, IV, 9; Vakıdi, III, 994)
     
    Son düzenleme: 21 Ocak 2019