Çocukların Ana Babalarına Karşı Görevleri Hem Kur’an-ı Kerîm’de hem de hadislerde çoğunlukla Allah’a kulluk vecîbesinin hemen ardından ana babaya saygılı olma ve iyi davranmanın bir görev olduğuna dikkat çekilir (mesela bk. el-En‘am 6/151-153; el-İsra 17/22-37). Meryem sûresinde Hz. İbrahim ile babası azer arasındaki bir diyalogu aktaran ayetler (19/41-88), evladın ebeveynine karşı saygısına bir örnek oluşturması bakımından ilgi çekicidir. Burada Hz. İbrahim azer’e her sözünün başında “babacığım” diye hitap eder; babası müşrik olmasına, son derece kaba ve tehdit edici ifadeler kullanmasına rağmen yine de o saygısını koruyarak, “Selam olsun sana! Rabbimden senin için af dileyeceğim” der. Hz. Peygamber de en önemli amelleri, Allah katındaki değerine göre, “Vaktinde kılınan namaz, ebeveyne iyilik ve Allah yolunda cihad” (Buharî, “Edeb”, 1; Müslim, “Îman”, 137) şeklinde sıralamıştır. Çok meşhur bir hadiste, “kebair” (büyük günahlar) diye bilinen başlıca kötülüklerin en büyükleri, “Allah’a ortak koşmak, ebeveyne asi olmak ve yalan yere şahitlik yapmak” (Buharî, “Edeb”, 1; Müslim, “Îman”, 143, 144) şeklinde ifade edilmiştir. Ana babaya iyilik edip onları incitmekten kaçınmanın önemine dair pek çok ayet ve hadisin yanında, ahlak kitaplarında da konuya büyük önem verilmiş; onların, birer insan olarak tabii haklarının yanında; evlatların onlara karşı yerine getirmeleri gereken birçok görevden söz edilmiş olup bunların başlıcalarını şöyle sıralamak mümkündür: Maddî ve manevî ihtiyaçlarını karşılamaya, huzurlu bir yaşama ortamı sağlamaya çalışmak, istetmeden vermek, kendilerinden aşırı fedakarlıklar beklememek, haklarında şikayetçi olmamak, kusurlarını saklayıp iyiliklerinden söz ederek itibarlarını korumak, uyarılmaları zorunlu olan durumlarda ise uyarıları incitmeden yapmak, hayatta iken ve öldükten sonra haklarında duacı olmak, haram olmayan konularda isteklerini yerine getirmek, hayır ve ibadetlerine yardımcı olmak, öldüklerinde vasiyetlerini yerine getirmek ve arkalarından hayır hasenatta bulunmak, hatıralarını yaşatmak üzere dostlarıyla ve sevdikleriyle ilişkiyi devam ettirmek, nihayet dinin ve örfün gerekli veya güzel bulduğu diğer hususlarda lazım geleni yapmak.