Çelebi Hüsrev

Konusu 'Eğitim Konuları' forumundadır ve Adile tarafından 19 Ekim 2013 başlatılmıştır.

  1. Adile

    Adile Admin

    Çelebi Hüsrev hazretleri, küçük yaşta ilim tahsiline başlamıştır. Bilhassa büyük âlim Çelebi Cemâleddîn Efendinin ders ve sohbetlerine katıldı. Tasavvufta yüksek derecelere ulaşınca, hocası tarafından, Konya Mevlevihânesi Şeyhliğine getirildi.

    Bundan sonra pekçok kimse onun huzûruna ve sohbetlerine koştu. Memleketin ileri gelenleri ve devrin pâdişâhı Sultan 2. Bâyezîd Han tarafından sevilip sayılmıtır.
    İftirâcılar her zaman vardır!.

    Fakat Çelebi Hüsrev hazretlerine gösterilen bu sevgi ve yakınlık, kendisini çekemeyenlerin, hasetçilerin iftirâlarına sebep oldu.

    Bunlar bu mübârek zâtı her fırsatta kötülemeye ve ona olmadık sıfatlar yakıştırmaya başladılar. Nitekim bu sözler Sultan Bâyezîd-i Velî hazretlerine kadar geldi.

    Pâdişâh kendisine söz getirenlere şöyle dedi:
    -Yüce Allah aziz kıldığı bir zâtı, zelîl etmeyi istemek, o kimsenin alçalmasına rezil ve rüsvây olmasına sebeb olur.
    Bu sözler iftirâcıların suratına bir şamar gibi patladı. Artık Çelebi Hüsrev hazretleri hakkında söz söylemeye cesâret edemediler.

    Kânûnî Sultan Süleymân Hanın oğlu Şehzâde Bâyezîd saltanat iddiâsı ile ayaklanmıştı. Kânûnî, diğer oğlu Selîm’i, onun üzerine gönderdi.

    Şehzâde Selîm, kuvvetleri ile Konya’ya geldi. Orada mânâ âleminin sultanlarından Çelebi Hüsrev hazretleri ile karşılaştı.

    Ondaki vakar ve heybetin karşısında Şehzâde Selîm’e dünyâ sultanlığının verdiği heybet bir anda yok oldu. Şeyh hazretlerine pekçok edeb ve hürmet gösterdi.

    Bu tavrı ile şeyhin mânevî yardımına kavuştu. Şeyh Hüsrev kendisine;
    -Mânâ sultânı ile dünyâ sultânı karşısında bir tek kişi başkaldırmış ne yapabilir? diyerek onun endişesini giderdi. Böylece zafer kazanacağını müjdelemiş oldu. Ertesi gün Konya yakınında Şehzâde Selîm, Şehzâde Bâyezîd’i bozguna uğratıp mağlup etti (1559).

    “Ona tabi olmanızı istiyorum”
    Çelebi Hüsrev 1562 yılında vefât etti. Vefât etmeden önce talebelerini yanına çağırdı ve;
    “Evlatlarım, artık bu fani dünyadan göçüyorum. Yerime, çok sevdiğim sırlar sâhibi, mânevî derecesi yüksek oğlum Çelebi Ferruh’u, talebelerin yetişmesi ve onların işini sevk vede idâre etmesi için halîfe tâyin ediyorum. Hepinizin ona tabi olmasını istiyorum” dedikten sonra vefat etti.