Başağrısı, Sıtması Vs. Ağrısı Olanlara Okunan Dua

Konusu 'Dua hazinesi' forumundadır ve Adile tarafından 8 Eylül 2012 başlatılmıştır.

  1. Adile

    Adile Admin

    Başağrısı, Sıtması Vs. Ağrısı Olanlara Okunacak Dualar

    îbn Abbas radıyallahu anhuma diyor ki: Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem bütün ağrılardan ve sıtmadan şöyle dememizi buyururdu: Bismillahil kebir neuzu billahil azimi min şerri ırkın na'arin, ve min şerri harinnar Büyük Allah'ın adıyla, zonklayan her damarın şerrinden ve cehennem ateşinin hararetinin şerrinden ulu Allah'a sığınırız. Sünni, 571; Tirmizi, Tıb, 2075; İbn Mace, Tıb, 3526. Bu gibi durumlarda kendine fatiha, kulhuvallahu ahad ile muavvizeteyn okuması da uygundur. Yukarıda açıklandığı gibi eline üfler. Ve yine yukarıda geçen şiddet duaları da edilir.

    Dua kelime olarak, çağırmak, seslenmek, istemek, yardım talep etmek manalarına gelir. Dinimizde ise dua, Allah’ın yüceliği karşısında kulun aczini itiraf etmesini, sevgi ve tazim duyguları içinde lütuf ve yardımını dilemesini ifade eder.

    Dua, sınırlı ve aciz olan insanoğlunun; sınırsız ve sonsuz kudret sahibi Allah ile kurduğu diyalog ve köprüdür. Bu sebeple insan tarihin hiçbir döneminde duadan uzak kalmamıştır. Dua aynı zamanda zikirdir, ibadettir. Peygamber Efendimiz (s.a.v): “Dua ibadetin özüdür” buyurmuştur.
    Başımız darda iken duaya sarıldığımız gibi nimete kavuşunca, sağlık ve rahat hallerimizde de ibadet ve duaya sarılmamız, Rabbimizi hep hatırda tutmamız kulluğumuzun gereğidir. Bunun içindir ki Kur’an’da: “Duanız olmasa Rabbim size ne diye değer versin?” buyrulmaktadır. Yine birçok ayette canlı cansız bütün varlıkların Allah’ı tesbih ettiği bildirilmiştir. İnsandaki dini temayül ve Allah’a yöneliş de fıtridir yani yaradılışında vardır.
    İnsanla Allah arasında ki mesafe ve duanın kabulü Resulullah (sav)’e sorulduğunda Bakara suresi 186. ayet inmiştir. Ayette Rabbimiz: “Ben yakınım, biri benden bir şey istediğinde onun duasına karşılık veririm” buyurmuştur. Efendimiz (sav) de: “Dua edene istediği şey ya bu dünyada hemen verilir veya ahirete bırakılır yahut ta üzerinden istediği iyilik kadar bir kötülük giderilir” buyurmuşlardır. Yine duaya devam edilmesini tavsiye ederek, Allah’ı güzel isimleriyle anan, dua ve tevbe eden kimsenin günahlarının deniz köpükleri kadar çok olsa bile affedileceğini bildirmişlerdir.”
    Dua ederken mümkün mertebe kıbleye yönelmek, elleri semaya kaldırmak, tabii bir şekilde durmak duanın adabındandır. Oruçlu iken, farz namazlardan sonra, mübarek gün ve gecelerde, seher vakitlerinde dua etmenin fazileti büyüktür. Peygamber Efendimiz (sav) dua ederken bazen ellerini koltuk altları gözükecek kadar yukarı kaldırır, hamd ve tesbih sözlerini sayılara takılmadan “yaratıklar adedince, arşın ağırlığınca” gibi ifadelerle yapar, duadan önce Allah’a hamd ve Resulüne salat-ü selam getirmeyi tavsiye ederdi.

    Dua yaparken anne, baba, akraba, arkadaş, mümin kardeşlerimizi, cennet vatanımızı aziz milletimizi, Peygamberimizin övgüsüne mazhar olan şehitlerimizi, gazilerimizi asla unutmayalım ki; bizim başkalarına yaptığımız dua daha da kabule şayandır. Hz. Ömer (r.a) anlatıyor: Peygamberimizden Umre için izin istedim. İzin verdi ve buyurdu ki “Kardeşim bizi de duada unutma, bizi de duana ortak kıl.” Hz. Ömer “Bu söze dünyayı verseler değişmezdim” buyuruyor. Hayatımıza yön verecek bir hadisle hutbemi bitiriyorum: “Üç dua vardır ki kabul olunmasında şüphe yoktur. Bunlar, mazlumun duası, misafirin duası, anne babanın evladına dualarıdır.”