Biyografi Baba Haydar Semerkandi hayatı

Konusu 'İslam büyüklerinin hayatları' forumundadır ve Adile tarafından 21 Ekim 2013 başlatılmıştır.

  1. Adile

    Adile Admin

    Baba Haydar Semerkandî hayatı :

    Anadolu evliyâsından Hâce Ubeydullah-i Ahrâr hazretlerinin talebelerinin yükseklerinden ve halîfelerindendir On altıncı yüzyılda yaşamıştır Baba Haydar Semerkandî diye tanınmıştır Doğum târihi ve hâl tercümesi hakkında kaynak eserlerde mâlûmât bulunmamaktadır

    Baba Haydar hazretleri, küçüklüğünde asıl memleketi olan Semerkand'da Hâce Ubeydullah-ı Ahrâr hazretlerinin derslerinde yetişti Hâce hazretlerinin yüksek halîfelerinden olarak mezun olduktan sonra, bir ara Mekke-i mükerremeye gitti Harem-i şerîfte mücâvir, komşu olarak epey müddet kalıp, sonra bir arkadaşı ile berâber İstanbul'a geldi

    İstanbul'da Eyyûb Sultan Câmii civârında kaldı Kerâmetler ve fazîletler sâhibi, hocasına lâyık olgun bir talebe idi Birçok güzel hâllerin kendisinde toplandığı yüksek bir velî idi

    Baba Haydar hazretlerinin zamânında yaşayan, verâ ve takvâ sâhibi, şüphelilerden kaçıp haramlardan sakınan mübârek bir zât şöyle anlatır: "Bir Ramazân-ı şerîfin son on gününde, Ebû Eyyûb-i Ensârî hazretlerinin Câmi-i şerîfinde, Baba Haydar ile ikimiz îtikâf yaptık Ben îtikâfa girdiğimde, o zâten îtikâf hâlinde idi Berâber bulunduğumuz on gün içinde, iki bâdemden başka hiçbir şey yemedi Az yemekte bu kadar ileri, çok yüksek bir zât idi Onun bu hâlini görünce hayretler içinde kaldım Bütün zamânını ibâdet ve tâatle geçirir başka şeylerle hiç meşgûl olmaz idi

    1550 (H 957) senesinin bir sonbahar günü sabaha karşı Baba Haydar vefât etti Mahalle halkı ona son vazîfelerini yapmak için birbirleri ile yarıştılar Yaktıkları ateş bir türlü su kazanını ısıtmıyordu Ne kadar odun attılar ise fayda etmedi Baba Haydar Efendinin vefâtını duyan Sultan, büyük üzüntü içinde mescide geldi Mahallenin ileri gelenlerinden biri durumu Sultana anlattı ve:

    "Sultanım ne yapacağımızı şaşırdık Sabah namazından beri kazanın altına odun koyuyoruz Nerede ise öğle ezânı okunacak, hâlâ su ısınmadı" demesi üzerine, Sultan gözleri dolu bir şekilde yanındakilere:

    "Baba Haydar'ın kulübesinin üzerindeki ağaç dallarından kazanın altına koyun" diye emir verdi

    Hemen kulübenin üzerindeki ağaç dallarından kırıp kazanın altına koydular O anda su ısınmaya başladı Gasil işlemi tamamlandıktan sonra öğle namazını müteâkip kılınan cenâze namazından sonra, kulübesinin olduğu yere defnedildi

    PÂDİŞÂHIM, BABA HAYDAR SİZİ BEKLİYOR!
    Zamânın pâdişâhı Kânûnî Sultan Süleymân, bir gece rüyâsında ak sakallı, nûr yüzlü bir ihtiyârın sırtını sıvazladığını gördü İhtiyâr kendisine:

    "Efendimiz, Eyüp'teki BabaHaydar, sizi kulübesinde bekliyor Onu ziyâret ediniz" dedi Pâdişâh uyanınca bu sıcak sesi mânâlândırmaya çalıştı Kimdi bu Baba Haydar? Devamlı Eyüb'e gitmesine rağmen, Baba Haydar diye birisinden bahsedildiğini hiç duymamıştı Pâdişâhı ayağına dâvet eden bu zât kimdi? Kânûnî bunları düşünürken Şeyhülislâm huzûra girdi Pâdişâhı düşünceli görünce; "Bir derdiniz mi var Sultânım?" diye sordu Pâdişâh da; "Hayrolsun inşâallah Bu gece rüyâda yaşlı bir zât bana; "Eyüp'te Baba Haydar sizi bekliyor" dedi Buna bir mânâ veremedim Bu dâvete, sen ne dersin?" dedi Şeyhülislâm; "Hayırdır inşâallah Pâdişâhım! Eyüp'te hiç bu isimde kimsenin bulunduğunu bilmiyorum Baba Haydar kim acabâ? Sizinle Baba Haydar'ı arayıp bir ziyâret etsek iyi olur" dedi Kânûnî bir süre sonra rüyâsını unuttu Akşam yatınca, yine o ak sakallı ihtiyârı rüyâsında gördü ve yine:

    "Baba Haydar sizi kulübesinde bekliyor Pâdişâhım!" dedi Sabah Pâdişâh, rüyâsını Şeyhülislâma anlatınca, o da; "Bu ziyâret artık mecbûr oldu Pâdişâhım!" dedi Pâdişâh buna rağmen o gün de Baba Haydar'ın ziyâretine gidemedi Gece yatınca rüyâsında üçüncü defâ yaşlı zâtı gördü Pâdişâha dargın dargın bakıp, kırık bir sesle sâdece:

    "Baba Haydar sizi bekliyor" dedi Sabah olunca, Sultan lalasını yanına çağırıp; "Tez davran Eyüp'ten dâvet aldık gidiyoruz" dedi Her ikisi kıyâfet değiştirip, Eyüb'e gittiler Öğle ezânı okunduğu sıra Eyüb'e vardılar ve namaz kıldıktan sonra cemâatten bâzı kişilere:

    "Biz uzaktan geldik Baba Haydar isimli birini arıyoruz Acaba tanıyor musunuz?" diye sordular Koca câmide Baba Haydar'ı tanıyan çıkmadı Sokakta bulunan dükkan sahiplerine de sordular Onlar da tanımıyordu Bu sırada küçük bir çocuk:

    "Siz şu tepede oturan ve kimseyle konuşmayan amcayı mı arıyorsunuz?" diye sordu Sultan da gayr-i ihtiyârî; "Evet, onu arıyoruz" deyince, çocuk kendisini tâkib etmelerini istedi Epeyce gittikten sonra, yapayalnız köhne bir kulübeyi işâret ederek; "O amca bu kulübede yaşar Ama kimseyle konuşmaz, kimseyi de kulübeye almaz" dedi Pâdişâh ve lalası yavaşça kulübeye yaklaşıp, kulübenin önünde tereddüd içinde beklerken içeriden titrek ince bir ses:

    "Buyurunuz Pâdişâhım!" diyerek dâvet etti Pâdişâh selâm vererek içeri girdi Baba Haydar bir postekinin üzerinde oturuyordu Binlerce sinek her yanını kaplamış onu gizliyordu Geceleri rüyâsına giren zâtı merak eden Pâdişâh, büyük bir dikkatle Baba Haydar'ın yüzüne bakıyordu Fakat sineklerden yüzünü seçemiyordu Bir müddet duran Sultan dayanamayarak; "Hazret! Şu sinekleri kovalasan da yüzünü bir görsek" dedi Baba Haydar; "Sultânım! Siz Peygamber efendimizin vekîlisiniz Şu gücünüzü gösterin de sinekleri siz kovalayın" buyurunca, Sultan hemen harekete geçti Ne kadar uğraştı ise sinekleri kovalayamadı Baba Haydar hazretleri kalkıp, pencereyi açtı ve odaya doğru dönüp; "Haydi bakalım!" deyince, bütün sinekler emir almışçasına odayı hemen boşalttı Pâdişâh o anda karşısında nûr yüzlü güleç bir ihtiyar zâtın durduğunu gördü Elini öpmek istedi ise de Baba Haydar elini çekti Pâdişâh ona:

    "Efendim! Benden ne dilerseniz dileyin" dedi "Senin sağlığından başka hiçbir şey istemem" deyince, Sultan postekinin altına, altın dolu bir kese bırakmak istedi Bunu fark eden Baba Haydar, eliyle keseyi iterek:

    "Mâdem çok istiyorsan, şuraya bir mescid inşâ ettir Çünkü öyle zannediyorum ki bana komşular gelecek Eyüp Câmii uzak Onlar için buraya bir mescit yaptır da gece gündüz ibâdet etsinler" dedi Pâdişâh bu isteği hemen yerine getirdi Câmi kısa zamanda tamamlandı Câminin açılışında Kânûnî Sultan Süleymân da hazır bulundu ve Baba Haydar'ın yanına giderek:

    "Efendi hazretleri buyurunuz Artık mescid sizindir Orada sizin için de husûsî yer yaptırılmıştır" dedi
    Baba Haydar, Sultana; "Ben ölünceye kadar mekânım şu gördüğün kulübedir Öldüğüm zaman bu kulübenin bulunduğu yere gömülmek isterim Benim başımın ucunda mescid olduktan sonra, üzerime sakın türbe yaptırmayın Bir mezar taşı bana yeter Bu bizim sana vasiyetimiz olsun" dedi Pâdişâhın bütün ısrarlarına rağmen, mescidde kendisi için hazırlanan odada oturmadı Baba Haydar, vefât edinceye kadar bu câmide imâmlık yaptı ve insanlara vâz u nasîhatleri ile doğru yolu anlattı