B harfi ile Başlayan isimlerin anlamı

Konusu 'Dini islami isimler' forumundadır ve Beyza tarafından 18 Ekim 2013 başlatılmıştır.

  1. Beyza

    Beyza Moderatör

    İsimlerin Anlamları ,B harfinin isim anlamları

    BURAK (Ar.) Er. - Berk-Yıldırımdan türetilmiştir. - Hz. Muhammedin Mirac´daki
    bineği. Kur´an´da böyle bir isim geçmemekle beraber, İslam kaynaklarında böyle
    bir binitin olduğuna dair rivayetler vardır. Burak Reis: (Öl. 1499). Osmanlı
    denizcilerinden.

    BABA : (Tür.) Er. 1. Kendi dölünden çocuğu olan erkek. 2. Birinci dereceden
    erkek akraba. 3. Koruyucu, velinimet. 4. Saygı ifadesi olarak yaşlılara verilen
    unvan. 5. Ecdad, Ata. 6. Tekke büyüğü. 7. Zencilerde görülen saraya benzer bir
    hastalık. - Baba Oruç. Oru

    BABÜR : (Tür.) Er. 1. Böbürlenme. 2. Hükümdar. - Babürşah. Zahirettin Muhammed
    (1483-1530). Hindistan´daki Türk-Hint İmparatorluğu´nu kuran kişi.

    BAĞATUR : (Tür.) Er. - Cesur yiğit.

    BAĞDAGÜL : (Tür.) Ka. - Değeri ölçülemeyen gül.

    BAĞDAT : (Ar.) Ka. - İrak´ın başkenti olan tarihsel kent. Bağdat Hatun: (XIV.
    yy.) Emir Coban´ın güzelliğiyle ünlü kızı. İlhanlılar devletinin son hükümdarı
    Ebu Said Bahadır Han ile evlenmiştir. Bahadır Han´ın ölümünden sorumlu tutularak
    Arpa Han tarafından öldür

    BAĞDAŞ : (Tür.) Er. - Yakın arkadaş, dost.

    BADE : (Fars.) Ka. - Şarap, içki. İsim olarak kullanılmaz.

    BADEM : (Fars.) Ka. 1. Gülgillerden ülkemizin her bölgesinde yetişen ağaç. 2. Bu
    ağacın yaş ve kuru yenen meyvesi.

    BAĞIŞ : (Tür.) 1. Bağışlanan şey, ihsan. 2. Sıçrayış, atlama. - Erkek ve kadın
    adı olarak kullanılır.

    BAĞLAM : (Tür.) 1. Cinsleri ayrı ya da birbirlerine yakın olan şeylerin bir
    arada bağlanmışı, demet, deste. 2. Bir koşuttaki dörtlüklerin herbiri. 3.
    Herhangi bir olayda, olaylar durumlar ilişkiler örgüsü ya da bağlantısı. 4.
    Dilbilgisinde, önce veya sonra gelen

    BADİ : (Fars.) Er. 1. Rüzgara veya havaya ait. 2. Geçici. Badi Ahmed
    (1839-1908). Türk yazar ve şair.

    BADİYE : (Ar.) Ka. - Çöl, kır.

    BAHA : (Ar.) Er. 1. Güzellik, zariflik. 2. Parıltı. 3. Alışma, dadanma. -
    Bahailik mezhebinin kurucusu.

    BAHADDİN : (Ar.) Er. - Dinin güzelligi. Dinin değerlisi.

    BAHADIR : (Fars.) Er. - Cesur, yiğit, bağatur. Timur soyundan Hindistan´da
    hükümdarlık yapmış Türk lider.

    BAHAMRA : (Ar.) - Irak´ta bir yer. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

    BAHAR : (Fars.) Ka. 1. Kışla yaz arasındaki mevsim. 22 Mart´la Haziran arası,
    ilkyaz. 2. Güzellik, güzel. 3. Sığır gözü, papatya, sığır papatyası, sarı
    papatya. 4. Put, çelipa, sanem. 5. Atılmış pamuk. 6. Ölçek. 7. Karanfil, tarçın,
    karabiber gibi kokulu şey.

    BAHAULLAH : (Ar.)Er. - Allah katında değer ve kıymet sahibi.

    BAHRA : (Ar.) Er. - Timur devletinin güney sınırını koruyan eski bir sınır
    kalesi.

    BAHRİ : (Ar.) Er. 1. Denize ait denize mensup, denizle ilgili. 2. Denizci,
    levent. 3. Tüyünden kürk olan, patkada denilen, gagası kaşığa benzer bir çeşit
    deniz ördeği.

    BAHRİYE : (Ar.) Ka. 1. Donanmaya ait. 2. Libya çölünde vahalar grubu, Bahriye,
    Mısır´ın büyük vahalar grubunun en kuzeyinde olan aşırı verimli vahalardır. 3.
    Gönlü geniş, cömert vaha gibi verimli.

    BAHTEVER : (Tür.) Er. - Şah Avrangzeb´in gözde kadınlarından biri.

    BAHTI : (Ar.) Er. 1. Bahtla, kaderle ilgili. 2. Kimi Divan şairlerinin ortak
    mahlası.

    BAHTINUR : (Ar.) Ka. - Talihli, şanslı, yazgısı parlak.

    BAHTİSER : (a.f.i.) Ka. - Talihli, şanslı, iyi yazgılı. İşleri başından beri iyi
    giden.

    BAHTİYAR : (a.f.i.). 1. Bahtlı, talihli. 2. Mesud, mutlu. Bahtiyar (Ebu Mansur)
    (942-978). Büveyhilerin hükümdarlarından biri.- Erkek ve kadın adı olarak
    kullanılır.

    BAHTİŞEN : (a.f.i.) Ka. - Talihi, kaderi, kısmeti şen. (bkz. İkbal).

    BAHİR : (Ar.) Er. 1. Deniz, derya. 2. Yalancı, ahmak, alık. 3. Ekin sulayıcı,
    sulayan. 4. Belli, besbelli, açık, apaçık. 5. Işıklı, parlak, güzel. Bahir (Abdurrahman)
    İst. 1688-1746). Osmanlı dönemi kadılarından. Şair, bestekar.

    BAHİRA : (Ar.) Ka. 1. Kulağı yarık dişi deve veya koyun. Hayvan yavru
    doğurduğunda veya 5 yavru dişi olduğu zaman hayvanın kulağı kesilerek
    belirtilirdi. - Kur´an-ı Kerim, bu adetleri kaldırmıştır.

    BAHİRE : (Ar.) Ka. 1. Işıklı, parlak, güzel. 2. Dikenli ağaç. 3. Açık, apaçık.
    4. Çok koşan cins deve. 5. Vapur.

    BAHİSE : (Ar.) Ka. - Söz eden, bahseden.

    BAHİT : (Ar.) Er. - Bahtı açık şanslı.

    BAKANAY : (Tür.). – Gökyüzünde duran ay, açık seçik. - Erkek ve kadın adı olarak
    kullanılır.

    BAKIR : (Fars.) Er. l. İnceleyen, tetkik edip açıklayan. 2. Arslan. 3. Hz.
    Hüseyin´in Zeyne´l-Abidin´den torununun adı.

    BAKİ : (Ar.) Er. 1. Allah´ın isimlerindendir. Genellikle "abd" takısı alarak
    kullanılır. Kalıcı, sürekli, devamlı. Varlığının sonu olmayan. Ölümsüz. 2.
    Artan, kalan, geriye kalan. 3. Korunmuş. Baki: - Ünlü Türk şairlerinden olup
    asıl adı Abdül*baki Mahmud´dur.

    BAKYAZI : (Tür.). - Sevilen bir olaydan sonra verilen ziyafet. - Erkek ve kadın
    adı olarak kullanılır.

    BAKİNAZ : (Fars.) Ka. - Sürekli nazlanan, çok nazlı.

    BAKİYE : (Ar.) Ka. - Ağlayan kadın. Hüzünlü kadın.

    BAKİYE : (Ar.) Ka. - Şehvetli kadın. İsim olarak kullanılmaması uygundur.

    BALA : (Tür.) Er. 1. Çocuk yavru. 2. Yüksek, yüce, yukarı 3. Azat. 4. Yedek atı.

    BALABAN : (Tür.) Er. 1. Çocuk bekçisi. 2. Gürbüz canlı, cüsseli, insan veya
    hayvan. Balaban: Gıyasu´d-Din Uluğ Hanın IV. yy. başlarında Aybek tarafından
    İltutmuş´dan sonraki en büyük hükümdar.

    BALAHATUN : (Tür.) Ka. - Üstün, asil kanlı. Değerli soy mensubu. Balahatun: Şeyh
    Edebali´nin kızı ve Osman beyin karısı.

    BALAMİR : (Tür.) Er. - Eski bir Türk kağanı. (IV. yy.) Alanları ve Ostrogotları
    yenerek batıya sürdü.

    BALDAN : (Tür.) Ka. - Bal gibi tatlı, şirin, hoş.

    BALDEMİR : (Tür.) Er. - Güçlü, kuvvetli, şirin.

    BALER : (Tür.) Er. - Tatlı dilli, cana yakın kimse.

    BALGIN : (Tür.) Ka. 1. Bal´a doymuş. 2. Çok tatlı, bal gibi.

    BALHAN : (Tür.) Ka. - Hazar denizi sahilinde Anuderyanın eski yatağının denize
    vardığı yerde bir dağ silsilesi.

    BALIM : (Tür.). 1. Kardeş. 2. Çok sevgili, samimi arkadaş. - Erkek ve kadın adı
    olarak kullanılır.

    BALK : (Tür.) Er. - Şimşek.

    BALKAN : (Tür.) Er. 1. Sarp ve ormanlık sıradağları. 2. Avrupa´nın güneydoğu
    bölgesine verilen isim. Bulgaristan, Yunanistan, Yugoslavya, Arnavutluk ve
    Romanya´yı içerir.

    BALKAR : (Tür.) Er. 1. Kuzey Kafkasya´da yaşayan bir Türk boyu. Kıpçaklann bir
    kolu. 2. Bu boya mensup kişi.

    BALKI : (Tür). 1. Parıltı, ışık. 2. Güzel parlak, süslü. 3. Şimşek. - Erkek ve
    kadın adı olarak kullanılır.

    BALKIR : (Tür.) Er. - Parıltı, ışık, şimşek. Balkır Rıza: (Öl. 1945). Türk
    Karagöz oyunu ustası.

    BALKIZ : (Tür.) Ka. - Şirin, tatlı, hoş. Belkıs adının örfte söylenişi.

    BALİ : (Ar.) Er. - Eski, koca, köhne.

    BALİBEY : (a.t.i.) Er. - Osmanlı beylerinden. Bosna beyi olarak Kanuni´nin
    Belgrad Seferine katıldı. Mohaç savaşında (1526) düşmanı iki yandan çevirerek
    zaferin kazanılmasında büyük payı oldu.

    BALİSOY : (a.t.i.) Er. - Eski, köklü soydan gelen.

    BANGU : (Tür.) Er. 1. Haykırış, bağırış. 2. Gökgürültüsü, yankı.

    BANU : (Fars.) Ka. 1. Kadın hatun, hanım. 2. Kraliçe, prenses. 3. Gelin. 4.
    Şarap ve gül suyu gibi şeylerin şişesi. 5. Yusuf ve Zeliha öyküsünün kadın
    kahramanı. - Banu Hanım (Cevheriye Banu). Türk halk şairi. (1864-1914 Çankırı).
    Kadiri tarikatı bağlılarından.

    BARAK : (Tür.) Er. - Oğuzların Bayat boyuna mensup bir oymak. Gaziantep, Kilis
    ve Nizip çevresinde yaşarlar. - Barak Han: Çağatay hükümdarı (1266-1271).

    BARAN : (Fars.) Ka. 1. Yağmur. Mevsim-i Baran, yağmur mevsimi.

    BARAY : (Tür.) Er. - Ezeli, öncesi olmayan, öncesiz.

    BARBAROS : (İtal.) Er. Kırmızı sakal. Baba-Oruç. Türk denizci kaptan-ı derya.
    Oruç Gazi´nin İtalyanlarca meşhur olan ismi. Kanuni döneminde yaşayan ünlü
    denizci. Barbaros Hayrettin olarak bilinmekte.

    BARÇIN : (Tür.) Ka. - Bir tür ipekli kumaş.

    BARIK : (Tür.) Er. 1. Sivri tepeler arasındaki uçurum, yüksek kayalıklardaki
    çatlaklıklar. 2. Yeşillik, çayırlık yer.

    BARIKHAN : (Tür.) Er. - (bkz. Barık).

    BARIM : (Tür.) Er. - Varlık, servet, zenginlik.

    BARIN : (Tür.) Er. 1. Bütün, hep. 2. Güç kuvvet. 3. Göğüs. 4. Moğol devrinde
    Orta Asya´da büyük beyliklerden biri.

    BARIŞ : (Tür.) Er. 1. Savaşsızlık durumu. 2. Savaştan sonra silah bırakma,
    uzlaşma sulh. 3. Dirlik, düzenlik.

    BARKAN : (Tür.). 1. Çöllerde rüzgarın esme yönüne dikey doğrultuda oluşan ay
    biçimindeki küçük kumsal külle. 2. Hareketli kumul. - Erkek ve kadın adı olarak
    kullanılır.

    BARKIN : (Tür.) Er. - Yolculuk eden, yolcu gezgin.

    BARLAS : (Tür.) Er. - Kahraman, savaşçı.

    BARS : (Tür.) Er. l. Kaplana benzeyen yırtıcı hayvan. 2. Arı oğulu. -İsim olarak
    kullanılmaz. Barsbay: (el-Melikü´1-Eşref (Öl. 1438). Mısır Memluklan sultanı.
    Çerkez hanedanındandır

    BARTU : (Tür.) Er. - En eski Türk kağanlarından biri.

    BARİK : (Ar.) Er. 1. Parıldayan. 2. Nazik, dakik, ince. Fikr-i Barik İnce
    düşünce.

    BARİKA : (Ar.) Ka. - Şimşek, yıldırım parıltısı.

    BASAK : (Tür.) Er. - Sağlam, dayanıklı.

    BAŞAR : (Tür.) Er. - Başarılı ol, işi sonuçlandır.

    BAŞARMAN : (Tür.) Er. - Yaptığı işi başarıyla sonuçlandıran.

    BAŞAY : (Tür.). - Birinci, ilkay. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

    BAŞBUĞ : (Tür.) Er. - Başkumandan, hükümdar. - Eski Türklerde orduya kumanda
    eden hükümdar veya komutanlar..

    BAŞEĞMEZ : (Tür.) Er. - Buyruk altına girmeyen, kişilikli.

    BAŞKAYA : (Tür.) Er. – Kayaların başı, güçlü, kuvvetli.

    BAŞKAYNAK : (Tür.) Er. - İlk kaynak. Ana kaynak.

    BAŞKUR : (Tür.) Er. - Türk çadırlarının çevresindeki kanatlan örten bölümlerin
    üst tarafına bağlanan ve 18 cm eni olan kuşak.

    BAŞKURT : (Tür.) Er. - Ural dağlan bölgesinde yaşayan ve Türklerin Kıpçak
    kolundan olan bir boy. Asıl ismi Başkırt´tır. Ural dağlannın güneyinde
    yerleşiktirler

    BAŞKUT : (Tür.) Er. - Kutlu, talihli kimse.

    BAŞOK : (Tür.) Er. - Önde olan yiğit.

    BAŞOL : (Tür.) Er. - Başta ol, önder ol.

    BAŞİR : (Ar.) Er. 1. Müjdeci. 2. Güler yüzlü, mesut, mutlu.

    BAŞÖZ : (Tür.) Er. - Önemli soydan gelen.
     
  2. Beyza

    Beyza Moderatör

    BEDAHŞAN : (Fars.). - Amu-derya´nın kaynağı olan Perc´in yukarı mecrasının sol
    sahilindeki dağlık memleket. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

    BEDAYİ : (Ar.) Er. - Eşi benzeri olmayan güzel, mükemmel, yeni şeyler.

    BEDEL : (Ar.). 1. Değer, kıymet. 2. Bir şeyin yerine verilen, yerini tutan şey,
    karşılık. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

    BEDRAN : (Fars.) Ka. 1. Sert başlı at.2. Daima. 3. Hoş latif, yakışıklı.

    BEDREDDİN : (Ar.) Er. 1. Din´in nuru, ışığı. 2. Dinin aydınlığı, dinde bilgelik.
    Türk dil kuralına göre "d/t" olarak kullanılır.

    BEDREKE : (Fars.) Ka. - Yol gösteren, kılavuz.

    BEDRULCEMAL : (Ar.) Er. 1. Ay yüzlü. 2. Fatımi devleti vezir ve
    serdarlarındandır. 2 defa Şam valisi olmuştur. (1013-1094).

    BEDRUNNİSA : (Ar.) Ka. - Dolunay yüzlü kadın.

    BEDRİ : (Ar.) Er. 1. İçi altın dolu kese. Bedr-i Dilşan b. Mehmed b. Oruç b.
    Gazi b. Şeban: (XV. yy. il yarısı) Türk şairlerinden. Murat II. adına yazdığı
    Murat namesi ünlüdür. 2. Ayla ilgili, ayın ondördü gibi güzel.

    BEDRİYE : (Ar.) Ka. 1. Ay gibi. Ay kadar güzel. Ay´a ait. 2. Sühreverdiyye
    tarikatının altı şubesinden biri.

    BEDİ : (Ar.) Er. 1. Bir şeyi örneği olmadığı halde meydana getiren. 2. Yoktan
    vareden. Allah´ın 99 isminden birisidir. 3. Söz estetiği, halin muktezasına uyan
    delilleri açık şekilde belirtme ve sözü güzelleştirme yollarına ait bilgiler
    toplamı. 4. Güzel, güzell

    BEDİA : (Ar.) Ka. 1. Yüksek estetik değerde, sanat eseri. 2. Beğenilen ve takdir
    edilen şey. Eşi az bulunur güzellikte. 3. Ülkü, ideal.

    BEDİD : (Fars.) Er. - Meşhur, görünür, açık meydanda. (Hüveyda).

    BEDİH : (Ar.) Er. - Şan ve şerefi büyük olan.

    BEDİHE : (Ar.) Ka. 1. Düşünmeden, birden bire söylenen güzel söz. 2. Başlangıç.

    BEDİHİ : (Ar.) Er. - Besbelli, açık-apaçık.

    BEDÜK : (Tür.) Er. - Büyük, yüce, gösterişli, önemli.

    BEDİR : (Ar.) Er. - Dolunay, ondört gecelik ay.

    BEDİRAN : (Fars.) Ka. 1. İşleri kötü idare eden. 2. Çapkın kadın.

    BEDİRHAN : (Fars) Er. - İleri görüşlü, aydın lider.

    BEDİÜZZAMAN : (Ar.) Er. 1. Zamanın harikası. 2. Asrın mükemmel insanı. - Daha
    çok lakab olarak kullanılır. - Bediüzzaman Said Nursi: Son devrin meşhur
    müslüman alimlerindendir. Hayatının önemli bir kısmı İslami düşüncelerinden
    ötürü hapislere girip çıkmakla geçti. Ris

    BEGÜM : (Fars.) Ka. - Kadın hükümdar, prenses. Doğu Türk hükümdarlarının harem
    ve kızlarına isim olarak verilirdi.

    BEHÇET : (Ar.) Er. 1. Sevinç. 2. Güzellik, güleryüzlülük. 3. Şirinlik. Bu kelime
    Kur´an-ı Kerim´in Neml suresi 60. ayetinde geçmektedir.

    BEHLÜL : (Ar.) Er. 1. Çok gülen, çok gülücü. 2. Hayır sahibi, çok iyi adam. 3.
    Bir İslam sofisi, Behlül-i Dana. Harun er-Reşid´in kardeşinin adı olup, delice
    hareketleriyle meşhur olmuştur.

    BEHMAN : (Fars.) Er. 1. Filan filanca. 2. Fars takviminde 11. ay´a ve her ayın
    2. gününe delalet eder.

    BEHMAR : (Fars.) Er. - Çok ziyade, fazla. - Erkek ve kadın adı olarak
    kullanılır.

    BEHMENYAR : (Fars.) Er. - İbn Sina mektebine mensup ve Arapça telifleri olan
    filozof. (X-XI. yy.). İbn Sina´nın kitaplarını şerhetmişir.

    BEHNAN : (Ar.) Er. - Güleç, güler yüzlü, iyi huylu ve daima gülen adam.

    BEHNANE : (Ar.) Ka. - Güleryüzlü, iyi huylu ve daima gülen kadın.

    BEHRA : (Fars.) Ka. l. Onun için ondan dolayı. 2. Bir Arap kabilesi olup Hunus
    ovasında yerleşmişlerdir.

    BEHRAM : (Fars.) Er. 1. Merih yıldızı. 2. Her ayın 20. gönü. 3. Acem
    pehlivanlarından birinin adı. 4. İran hükümdarlarından birkaçının adı ki en
    meşhuru yaban eşeği avına pek düşkün olan "Behram Gûr"dür.

    BEHRAMŞAH : (Fars.) Er. 1. Gazne sultanı. 2. Kirman Selçukluları hükümdarı. 3.
    Eyyubilerin büyük şairi.

    BEHREM : (Ar.) Ka. - Asfur çiçeği kırmızı gül.

    BEHİÇ : (Ar.) Er. - Şen, güzel, güler-yüzlü adam. Kur´an-ı Kerim´de adı geçen
    kelimelerdendir. - (bkz. Hac, ayet 5).

    BEHİCE : (Ar.) Ka. - Şen, güzel, güleryüzlü kadın.

    BEHİRE : (Ar.) Ka. 1. Güzel kadın. Soyu-sopu temiz kadın. 2. Şişmanlıktan dolayı
    nefes darlığı olan.

    BEHİYE : (Ar.) Ka. - Beha´dan güzel.

    BEHİŞT : (Fars.) Er. 1. Cennet. 2. Uçmak.

    BEHZAD : (Ar.) Er. - Ressam, minyatürcü.

    BEKATA : (Tür.) Er. - İleri gelen, saygın. Soylu, isim yapmış sülaleden.

    BEKDİL : (Tür.) Er. 1. Doğru sözlü, mert. 2. Gönlü zengin. Baygönüllü.

    BEKRİYE : (Ar.) Er. 1. Her şeyin evveli, ilk çocuk. 2. Genç ve taze kız. 3. Dişi
    deve yavrusu.

    BELEN : (Tür.) 1. Dağ beli, dağın aşılacak yeri, dağlık yer. 2. Akdeniz

    bölgesinde İskenderun´da Suriye´nin Kuzeye ulaşan büyük yolun Amanos dağlarım
    aştığı geçit üzerinde bulunan kasaba. - Erkek ve kadın adı ola*rak kullanılır.

    BELGE : (Tür.) Er. - Bir gerçeğe tanıklık eden şey.

    BELGİN : (Tür.) Ka. 1. Alamet, nişan, marka. 2. Tam ve kesin olarak belirlenmiş,
    sarih.

    BELHİ : (Ur.). - Belh şehrine mensup (Afganistan). - Erkek ve kadın adı olarak
    kullanılır.

    BELKIS : (Ar.) Ka. - Müslümanların seba melikesine verdikleri isim. - Güneşe
    tapan bir kavmin kraliçesi iken Hz. Süleyman´a biat ederek kendisiyle evlenmiş
    ve müslüman olmuştur. Kur´an´da ismi lafzen geçmemiştir. Fakat Hz. Süleymanla
    arasında geçen olaylar Neml s

    BELİĞ : (Ar.) Er. 1. Fasih ve düzgün konuşan. 2. Açık, yeterli, tam.

    BEL´AM : (Ar.) Er. 1. Terbiyesiz, aç gözlü, pisboğaz, obur. 2. Hz. Musa hakkında
    İsrailoğullarını kandırarak yalan söyleyip dünya menfaatından ötürü gerçeğe
    sırtını dönen, bilge olmasına rağmen küfrü tercih edip Hz. Musa´ya beddua
    etmesiyle tanınmış olan "Bel´am b

    BENDE : (Fars). 1. Bağlanmış kimse, tutsak. 2. Kul, köle. 3. Yürekten bağlı. 4.
    Büyük aşkla seven. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

    BENDER : (Fars.) Er. - Deniz veya büyük nehir üzerindeki liman. Ticaret limanı.

    BENGİ : (Tür.) Er. - Sonu olmayan, hep kalacak olan, sonsuz, ebedi.

    BENGÜ : (Tür.) Ka. - Ebedi, sonu olmayan.

    BENGİSU : (Tür.) Ka. - Ebedilik, ölümsüzlük veren su, Ab-ı hayat.

    BENNA : (Ar.) Ka. - Yapı yapan, mimar, kalfa, dülger.

    BERA : (Ar.) Er. - 1. Fazilet. 2. Seçkin olma vasfı. 3. Olgunluk. el-Bera´ b.
    Azib: Ashabdandır. (Küfe-691). Bedir gazası dışında bütün savaşlara katıldı. Rey
    ve Kazvin´i fethetti. Kufe´de vefat etti.

    BERAT : (Ar.). 1. Resmi belge, imtiyaz belgesi. 2. Osmanlıda bir kimseye verilen
    nişan, rütbe veya toprak imtiyazını gösterir belge. - Erkek ve kadın adı olarak
    kullanılır.

    BERCA : (Fars.). - Yerinde tam doğru ve münasip. - Kadın ve erkek adı olarak
    kullanılabilir.

    BERCESTE : (Fars.) Ka. 1. Seçilmiş, beğenilmiş. 2. Güzel, hoş, latif.

    BERÇİN : (Fars.) Ka. - Toplayıcı.

    BERCİS : (Ar.) Ka. 1."Müşteri" denilen yıldız, Jüpiter gezegeni. 2. Sütü çok
    olan deve.

    BEREKET : (Ar.) Ka. 1. Bolluk. 2. Meymenet, saadet, mutluluk, Allah vergisi.

    BEREN : (Tür.) Er. - Güçlü, kuvvetli, akıllı.

    BERFİN : (Fars.) Ka. 1. Kardan yapılmış. 2. Tertemiz, kar gibi beyaz.

    BERGÜZAR : (Fars.) Ka. - Hediye, hatıra, andaç.

    BERGÜZİN : (Fars.) Ka. - Seçkin, beğenilmiş makbul.

    BERHUZ : (Fars.) Er. - Dağarcık, torba.

    BERK : (Tür.) Er. 1. Sağlam, kuvvetli. 2. Katı, sert. Şiddetli. 3. Hızlı. 4.
    Orman. 3. Arı, şimşek, yaprak.

    BERK YARUK : (Tür.) Er. - Selçuklu Sultanı. (Öl. 1104). Melikşah´ın oğlu.

    BERKA : (Ar.). - Kuzey Afrika´da eski bir şehir. - Kadın ve erkek adı olarak
    kullanılır.

    BERKAN : (Ar.) Er. 1. Şakıma, parıldama. 2. Kıvırcık tüylü kuzu postu kürkü.

    BERKANT : (Tür.) Er. - Güçlü, bozulmaz, yemin.

    BERKE : (Tür.) Er. 1. Kama. 2. Altınordu hükümdarı. Cengiz Han´ın torunu ve
    Cuci´nin 3. oğludur.

    BERKEL : (Tür.) Er. - güçlü el.
    BERKER : (Tür.) Er. - Güçlü, sağlam kişilikli.

    BERKKAN : (Tür.) Er. - Güçlü soydan gelen.

    BERKMAN : (Tür.) Er. - Güçlü, sağlam, kişilikli.

    BERKSAN : (Tür.) Er. - Güçlü tanınan kimse.
     
  3. Beyza

    Beyza Moderatör

    BOĞAÇ : (Tür.) Er. - Küçük yaşta boğa öldürdüğü için kendisine bu ad verilen,
    Dede Korkut hikayelerindeki bir kahraman. Dirse Han´ın oğlu.

    BOĞATAŞ : (Tür.) Er. - Ünlü Türk beylerinden biri.

    BOLGAN : (Tür.) Er. - Eski Türk adlarından.

    BORA : (İtal.) Er. - Araziden çıkan şiddetli rüzgar.

    BORAN : (Tür.) Er. - Rüzgar, şimşek, gökgürültüsü, sağanak yağmurun birlikte
    olduğu iklim hadisesi. Boran Hatun: Emevi halifesi Me´mun´un zevcesi.

    BOYLA KUTLUG YARGAN : (Tür.) Er. - Eski Türklerde birleşik rütbe unvanı. Suci
    yazıtında Kırgız kabilesinden Yaplakar Kan Ata´nın ünvanı olarak geçer.

    BOYLA BAĞA TARKAN : (Tür.) Er. - Anlamı iyice bilinmemekle birlikte. Orhun
    yazıtlarında vezir Tonyukuk´a verilen unvan olarak geçer.

    BOYLAN : (Tür.) Er. - Kibirli, mağrur.

    BOYRAZ : (Tür.) Er. - Kuzey rüzgarı.

    BOYSAN : (Tür.) Er. - Uzun boylu, yakışıklı delikanlı.

    BOYSEL : (Tür.). - Uzun boylu. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

    BOZAN : (Tür.) Er. - Büyük Selçuklu Emiri. Selçuklu Sultanı Melikşah´a büyük
    yardımları dokundu. Kazanılan birçok zaferde etkin rol oynadı.

    BOZBEY : (Tür.) Er. - Kır beyi, gri.

    BOZBORA : (Tür.) Er. - Fırtına.

    BOZDOĞAN : (Tür.) Er. - Bir şahin türü.

    BOZER : (Tür.) Er. - Beyaz tenli.

    BOZKURT : (Tür.) Er. - Göktürk efsanelerinde yer alan kutsal hayvan.
     
  4. Beyza

    Beyza Moderatör

    BOZUN : (Tür.) Er. 1. Büyük Selçuklu emirinin adı. 2. Sürülmemiş tarla.

    BOZYEL : (Tür.) Er. - Yağmur getiren lodos rüzgarı.

    BUDAK : (Tür.) Er. 1. Ağacın dal olacak sürgünü. 2. Dal. 3. Dalın göv*de
    içindeki sert bölümü.

    BUĞRA : (Fars.) Er. 1. Büyük erkek deve, iki hörgüçlü deve. 2. Turna kuşu, turna
    sürüsünün önünde uçan turna horozu. 3. Harizm hükümdarlarından birinin lakabı.

    BUĞRAHAN : (f.t.i.) Er. 1. X. yy.´ın başlarında Orta Asya´daki yağma boyundan
    çıkan ve ilk İslam devletinin Türk hükümdarlarının birçoğuna verilen ünvan. 2.
    İliğ ve Karahanlı sülalesinden birçok hükümdarların unvanıdır. - Tarık Buğra,
    Saltuk Buğra.

    BUDUN : (Tür.) Er. - Halk, kavim, ahali.

    BUHAYRA : (Ar.) Ka. 1. Küçük deniz. 2. Mısır´ın kuzeybatısında bir şehir.

    BUHRİ : (Ar.) Er. 1. Tütsüye ait. 2. Denize ait.

    BUHTAN : (Ar.). - Yalan, iftira. - İsim olarak kullanılmaz.

    BUKA : (Ar.). - 1. Ülke, yer. 2. Büyük bina. 3. Ben, benek. - Erkek ve kadın adı
    olarak kullanılır. Buka Han: Altınordu devletinin Bayagut boyundan Nogay Yarguçi
    adlı prensin oğlu.

    BUKET : (Fars.) Ka. - Çiçek demeti.

    BUKLE : (Fars.) Ka. - Kıvrılmış, küçük lüle şeklinde saç.

    BULAK : (Tür.) Er. - Kaynak, pınar, çeşme.

    BULGAR : (Tür.) Er. - Olgun, bilgili, görgülü, hoşgörülü kimse.

    BUMİN : (Tür.) Er. - Göktürk devletinin kurucusu (Öl. 552). Avarlarla arası
    açılınca, savaşarak onları çökertti ve merkezi Ötüken olmak üzere Göktürk
    devletini kurdu (552). Aynı yıl öldü.

    BURAK : (Ar.) Er. - Berk-Yıldırımdan türetilmiştir. - Hz. Muhammedin Mirac´daki
    bineği. Kur´an´da böyle bir isim geçmemekle beraber, İslam kaynaklarında böyle
    bir binitin olduğuna dair rivayetler vardır. Burak Reis: (Öl. 1499). Osmanlı
    denizcilerinden.

    BURÇ : (Ar.) Er. 1. Süryanice Burgus kelimesinin Arapçalaştınlmış hali. 2.
    Kalenin köşelerine yapılan daha yüksek ve daha kalın çıkıntı kule. 3. Yuvarlak
    bina. 4. Güneşin ayrıldığı oniki kısımdan herbiri. 5. Tek hisar.

    BURÇAK : (Tür.). - Baklagillerden, taneleri yemiş olarak kullanılan bir bitki. -
    Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

    BURCU : (Tür.) Ka. - Güzel koku.

    BURÇİN : (Tür.) Ka. - Dişi geyik.

    BURHAN : (Ar.) Er. 1. Delil hüccet. 2. Hakkı batıldan, doğruyu yanlıştan ayıran
    delil. 3. İlahi aydınlık.

    BURHANEDDİN : (Ar.) Er. - Dinin delili. Burhaneddin Mahmud b. Taceddin el-Buhari
    (Öl. 1149). Hanefi fıkıh alimi. Önemli yapıtı. el-Muhit el-Buhari´dir. - Türk
    dil kuralı açısından "d/t" olarak kullanılır.

    BURKAN : (Tür.). - Uygur Türklerinin Budaya verdikleri ad. - İsim olarak
    kullanılmaz.

    BURKAN : (Ar.) Er. - Yanardağ, volkan.

    BURKHAN : (Tür.). - Put, heykel, Buda heykeli. - İsim olarak kullanılması
    yanlıştır.

    BUSE : (Fars.) Ka. - Öpüşmek, öpmek. - İslâmî ahlâka aykırı olduğu için isim
    olarak kullanılmaz.

    BUYAN : (Tür.). 1. Mutluluk, uğur, talih. 2. İyi biliş, sevab. - Erkek ve kadın
    adı olarak kullanılır.

    BUYRUK : (Tür.) Er. 1. Belirli bir davranışta bulunmaya zorlayıcı güç. 2.
    Egemen. 3. Emir. 4. Kendi başına hareket eden.

    BİCAN : (Fars.) Er. 1. Cansız, ruhsuz. 2. Canını esirgemeyen, şehit.

    BİDAYET : (Ar.) Ka. - Başlama, başlangıç.

    BİDİL : (Tür.) Er. - Hindistan´da yerleşmiş Farsça yazan büyük Türk şairi.

    BİGE : (Tür.) Ka. - Evlenmemiş, çouğu olmamış.
     
  5. Beyza

    Beyza Moderatör

    BİHRUZ : (Fars.) Ka. - İyi gün, güzel gün anlamında. Bihruze Hatun: Şah
    İsmail´in zevcesi. Çaldıran´da yenilip her şeyini bırakan Şah İsmail´in zevcesi.

    BİHTER : (Fars.) Ka. - Pek iyi, daha iyi.

    BİHTERİN : (Fars.) Ka. - En iyi, pek iyi.

    BİKE : (Tür.). - Benzersiz, eşsiz. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

    BÜKLÜM : (Tür.) Ka. - Bükülmüş kıvrılmış şeylerin oluşturduğu halka.

    BİLAD : (Ar.) Er. - Şehirler bölge, eyalet, memleket isimlerini ifade için
    terkiplerde kullanılır.

    BİLAL : (Ar.) Er. - Su gibi ıslatan, ıslatış, ıslaklık. Bilal b. Raba: İslamın
    ilk müezzini, Habeş asıllı olup İslamı köle olarak ilk kabul edenlerden
    birisidir.

    BİLAN : (Tür.) Er. - Süslü ve işlemeli kılıç kemeri.

    BİLAY : (Tür.). - Ay gibi asil ol. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

    BÜLBÜL : (Ar.) Ka. 1. Sesinin güzelliğiyle ünlü ötücü kuş. 2. Sesi çok güzel
    olan kimse. Bülbül Hatun: Bayezid II.´in eşi. (Öl. Bursa 1515). Şehzade Ahmed´in
    annesi.

    BİLDAR : (Fars.) Er. 1. Bel, belleyen, yer kıran, kürek çeken. 2. İstihkam
    neferi.

    BİLEK : (Tür.) Er. - Güç, kuvvet.

    BİLEN : (Tür.) Er. - Bilgili, görgülü, anlayışlı. - Erkek ve kadın adı olarak
    kullanılır.

    BÜLENT : (Fars.) Er. - Yüce yüksek, ala, ulu.

    BİLGE : (Tür.). - Bilgili, iyi geniş, derin, bilgi sahibi kimse. - Kadın ve
    erkek adı olarak kullanılır.

    BİLGE HATUN : (Tür.) Ka. - Kutluk Han´ın annesi. Türk hükümdarı (VIII.yy-).

    BİLGEHAN : (Tür.) Er. - Göktürk hakanı (683-734). Babası Kutluğ İlteriş Han´dır.

    BİLGEKAĞAN : (Tür.) Er. - (bkz. Bilge). Bilge Kağan (683-734). Göktürk hakanı.
    İkinci Göktürk hanedanlığının kurucusu.

    BİLGEKAN : (Tür.) Er. - Bilgin soydan gelen.

    BİLGEN : (Tür.) Ka. - (bkz. Bilge).

    BİLGER : (Tür.) Er. - Akıllı, bilgili, bilge, bilgin.

    BİLGİN : (Tür.). - Bilgili kişi (alim, karşılığı olarak da kullanılmaktadır).
    -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

    BİLGİNUR : (t.f.i.) Ka. - Bilginin ışığı, bilginin aydınlığı.

    BİLGİYE : (Tür.) Ka. - Bilgin hanım.- Yanlış yapılmış isimlerdendir.

    BİLKAN : (Tür.) Er. - Bilgili.

    BİLLUR : (Ar.) Ka. 1. Bazı cisimlerin tabi olarak aldıkları geometrik şekil. 2.
    Duru, berrak, kesme cam, kristal. 3. Necef taşı. (Mec.) Temiz, pırıl pırıl
    insan.

    BİLMEN : (Tür.) Er. - Bilen, anlayan, bilgili.

    BİLSEN : (Tür.) Ka. - Kendini bil.

    BİNALP : (Tür.) Er. - Yiğitler.

    BİNALİ : (Ar.) Er. - Ali´nin oğlu.

    BİNAY : (Tür.) Ka. - Bin tane ay, çok kuvvetli ışık.

    BİNHAN : (Tür.) Ka. - Hanların hanı.

    BİNKAN : (Tür.) Er. - Soylu kanlar.

    BİNNAZ : (Tür.) Ka. 1. Nazlı. 2. Cilveli. 3. Allah´a yalvaran.

    BİNNUR : (Tür.) Ka. 1. Nurla özdeşleşmiş. 2. Bin tane nur.

    BİNTUĞ : (Tür.) Er. - (bkz. Binkan).

    BÜNYAMİN : (Ar.) Er. - Yakub peygamberin en küçük oğlu.

    BİRANT : (Tür.) Er. 1. Özel, tek yemin. 2. Özelliği olan yemin.

    BİRAT : (Tür.) Er. 1. Asil, soylu, bir aileye mensup. 2. İlk erkek çocuğa
    verilen isim.
     
  6. Beyza

    Beyza Moderatör

    BİRAY : (Tür.) Ka. - Ay gibi tek, eşsiz.

    BİRCAN : (Tür.) Er. - Tek, eşsiz. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

    BİRCE : (Tür.) Ka. - Tek, eşsiz, biricik.

    BİRCİS : (Ar.) Ka. - Gezegen, Jüpiter, müşteri yıldızı, bercis.

    BİRDAL : (Tür.) Er. - Bir tane, tek dal.

    BÜRDE : (Ar.) Ka. 1. Hırka, Arapların gece üzerlerine örttükleri, gündüz
    giyindikleri elbise. 2. Ka´b b. Züheyrin yazdığı kaside. Peygamberimiz Hz.
    Muhammed (s.a.s) tarafından beğenilmiş ve Peygamberimiz hırkasını çıkararak
    şaire giydirmiştir. Bu yüzden bu kaside

    BİRGE : (Tür.) Er. 1. Kamçı. 2. Birlikte, beraber.

    BÜRGE : (Tür.). - Bir yerde duramayan canlı, taşkın kimse. - Erkek ve kadın adı
    olarak kullanılır.

    BİRGİ : (Tür.) Ka. - Batı Anadolu´da İzmir ilinin Ödemiş ilçesinin merkezi,
    Bozdağ eteklerinde kurulmuştur.

    BİRGÜL : (Tür.) Ka. - Bir tane, tek gül. Kıymetli gül.

    BİRGİT : (Tür.) Er. - Birleşik, birleşmiş, birlik almış.

    BİRGİVİ : (Tür.) Er. - Birgivi: Büyük din ve dil alimi (d. 1522) İmam Birgivi
    lakabıyla şöhret olmuş, vasiyetnamesi ve ilmihali o dönem halkının ihtiyacını
    karşılamıştır.

    BİRHAN : (Tür.) Er. - Tek yönetici.

    BİRKAN : (Tür.) Er. - Soylu.

    BİRKE : (Ar.). 1. Büyük havuz. 2. Gölcük. 3. Göğüs. - Erkek ve kadın adı olarak
    kullanılır.

    BÜRKE : (Ar.) Ka. 1. Martı. 2. Havuz, gölcük.

    BİRMA : (Hint.). - Çin Hindi´nde bir yer. Birmanya diye de tanınır. Birmanya
    müslümanları ülkelerinin % 30´una ulaşmışlardır. - Erkek ve kadın adı olarak
    kullanılır.

    BİRMEN : (Tür.) Er. - Tek olan, benzeri olmayan kimse.

    BİROL : (Tür.) Er. - Tek ad, bir ol.

    BİRSEN : (Tür.) Ka. - Sadece sen, tek sen.

    BİRSEV : (Tür.) Ka. - Tek sevgili.

    BİRSİN : (Ar.) Ka. - Yonca.

    BİRTAN : (Tür.) Er. - Bir tane, tek.

    BİRUN : (Fars.) Er. 1. Dışarı. 2. Dış harici. 3. Osmanlı Devleti´nde saray
    dışında vazifeli memurlar.

    BİRÛNÎ : (Fars.) Er. - Reyhan Muhammed b. Ahmed el-Biruni: Büyük İslam bilgini
    (973-Gazne 1048). İbn Sina´dan ders altı. Hindistan´a gitti. Sanskritçe öğrendi.
    Pozitif ilimlerin hepsiyle ilgilendi ve bu konuda birçok kitap yazdı.

    BİRİM : (Fars.) Ka. - Bir tanem, biriciğim.

    BİSTAMİ : (Fars.) Er. - (bkz. Bistem). - Bayezid Bistami: Ünlü mutasavvıf,
    hayatı hakkında çok az şey bilinmektedir.

    BİSTEM : (Fars.) Er. - Horasan eyaletinde El-Bürz eleklerinde bir şehir. Hüsrev
    2. Pervizin dayısı Bistam tarafından kurulduğu için bu ismi almıştır.
    Elmaslanyla ünlüdür.

    BÜTE : (Tür.) Ka. - Fidan.

    BİTENGÜL : (Tür.) Ka. - Güllerin bitmesi.

    BÜTEYRA : (Ar.) Ka. 1. Güneş. 2. Sabah.

    BİŞAR : (Fars.) Er. 1. Esir tutsak. 2. Altın, gümüş kakmalı işlemeler. 3.
    Saçılan şey, saç. 4. Güçsüz, dermansız.

    BİŞR : (Ar.) Er. - Güler yüzlü kişi, güleç, sevimli. Bişr b. Bera´:
    Sahabedendir. Babası Bera´ b. Marun Akabe beyatına katılanlardandı. Bişr, iyi
    bir savaşçı ve okçuydu. Yahudi bir kadının verdiği zehirli eti yiyince
    zehirlenerek şehid oldu.

    BÜŞRA : (Ar.) Ka. - Müjde, sevinçli haber.

    BÖKE : (Tür.) Er. 1. Kahraman, güçlü kimse. 2. Önder, başkan, reis. 3. Kabadayı,
    cesur efe. 4. Güreşçi, pehlivan.

    BÖRÇETİN : (Tür.) Er. - Eski tarihçilere göre Türkleri Ergenekon´dan kurtaran
    demircinin adı.

    BÖRİTİGİN : (Tür.) Er. - Karahanlı hükümdarı. Maveraünnehir´e hakim oldu.
    Bastırdığı paralarda İbrahim b. Nasr adıyla anılır (XI. yy.).