Atike Binti Abdulmuttalib (r. anha)'nın hayatı hakkında bilgi

Konusu 'İslam büyüklerinin hayatları' forumundadır ve Beyza tarafından 18 Ekim 2012 başlatılmıştır.

  1. Beyza

    Beyza Moderatör

    Atike Binti Abdulmuttalib (r. anha) kimdir?

    Âtike (radıyallahu anhâ), Fatıma binti Amr’ın kızıdır. Bu hanım sahabî, aynı zamanda Allah Resûlü’nün halasıdır. Hicretten önce Müslüman olmuş ve aradan çok zaman geçmeden de Medine’ye hicret etmiştir.Âtike (radıyallahu anhâ), Medine’ye hicretinden önce, kendisini çok endişelendiren bir rüya gördü. Erkek kardeşi Abbas ibn-i Abdulmuttalib’e:
    – Sana bir şey anlatmak istiyorum; ama anlatacağım şeyle alâkalı olarak kimseye bir şey söylemeyeceğine dair bana söz ver.Ben, senin kavminin başına bir kötülük ve musibet gelmesinden korkuyorum, diyerek gördüğü rüyayı anlatır.Şöyle bir rüya görmüştür: Kureyşliler Bedir’e binekli olarak çıkmadan önce, Abbas ibn-i Abdulmuttalib bineğin üzerine atlar ve “Ebtah” denilen yerde durarak, son nefesiyle bağırır: “Ey özür
    sahipleri, haydi öleceğiniz çukurlara (mezarlara) koşun.” Bu sözü üç kez avazı çıktığınca bağırarak söyler.Âtike (radıyallahu anhâ) der ki: “Ben, insanların onun etrafında toplandıklarını görüyordum. Sonra Abbas ibn-i Abdulmuttalib Mescid-i Haram’a girdi; insanlar da onun peşinden girdiler. O anda, birdenbire Abbas’ın bineği Kâbe’nin üzerinde temessül etti.Hz. Abbas’ın söylediklerinin aynısını haykırarak söylüyordu.Âtike Binti Abdulmuttalib (r. anhâ)Sonra da, Ebû Kubeys Dağı’ndan bir kaya parçasını tutup, yuvarlayıverdi.Kaya yuvarlanarak geldi ve dağın altına kadar inince oradainfilak etti. Mekke’de ev namına hiçbir şey kalmadığı gibi,her evin başına bu kayadan bir parça düştü. Fakat enteresandır ki;
    Haşimoğulları ile Zühreoğulları’ndan kimsenin evine-barkına bu kayadan bir şey sıçramadı.”Âtike’nin (radıyallahu anhâ) kardeşi Hz. Abbas: “Bu, gerçek bir rüyadır.”dedi ve hemen endişeli bir şekilde dışarıya çıktı. Dışarıda Velid ibn-i Utbe ile karşılaştı. Velid, Hz. Abbas’ın arkadaşıydı. Rüyayı ona da anlattı ve kimseye söylememesini istedi; ama hâdise halk arasında duyuldu ve yayıldı. Herkes, Âtike’nin rüyasını konuşuyordu.
    Ebû Cehil: “Ey Abdulmuttaliboğulları, erkeklerinizin peygamberlik iddiasını beğenmediniz de şimdi de kadınlarınız mı başımıza peygamber kesildi? Âtike, rüyasında madem bu türlü şeyler görmüş; üç gün bekleyelim bakalım. Eğer dedikleri çıkarsa tamam,yoksa sizin Araplar içinde en yalancı aile olduğunuzu ilan ederiz.” diyerek cevap verdi.Âtike’nin (radıyallahu anhâ) rüyasının üzerinden üç gün geçmedi ki,Zamzam ibn-i Amr denen biri Mekke’ye geldi. Ebû Süfyan, onu kervana sahip çıkmaları için Kureyş’i ayaklandırmaya göndermişti.O da, Mekke’ye girer girmez devesinin kulaklarını kesti ve bağırmaya başladı: Kureyşlileri kervanı korumaya davet ediyor, Hz. Muhammed’in kervana yetişip kaçırmak üzere olduğunu haykırıyordu.Mekkeliler hemen pür telaş toplanıp Ebû Leheb’e gittiler ve onun da beraberlerinde çıkmasını istediler. Ebû Leheb: “İşte Lut,işte Uzza, onlar gitsin kurtarsın, kesinlikle ben çıkmam ve hiçbir kimseyi de göndermem.” diyordu. Haddizatında Ebû Leheb’i meneden şey, Âtike’nin rüyasından korkmasıydı. Zira, o rüya hakkında şöyle diyordu: “Âtike’nin rüyası elimi kolumu bağladı.”Âtike (radıyallahu anhâ) cahiliye dönemindeyken Ebû Umeyye ibn-i Muğıre ile evlenmişti. Ondan Abdullah, Züheyl ve Kâribe isimli üç çocuğu oldu.