Aşk, Aşık Olana Yakışır Okuyalım Okutalım

Konusu 'Dini sohbetler' forumundadır ve Lasey tarafından 28 Mart 2019 başlatılmıştır.

  1. Lasey

    Lasey Admin


    Aşk, Aşık Olana Yakışır

    Aşk bir tutkudur, bu öyle bir tutkudur ki katiyen sevmeden duramazsınız. Kendi menkıbeniz sizleri Aşk’a sürükler ve bu inanılmaz bir serüvene dönüşür ve asla artık hiçbir şey sizi tatmin etmemeye başlar ‘O’nu sevmenin dışında.

    Hayatın bu kadar çok ağırlığı ve acımasızlığının karşısında, insanoğlunun bu derece sevgisizleştiği ve varlığını yok ettiklerinin üzerine kurguladığı bir dünyada insanoğlu daha da muhtaç ‘O’nun sevgisine.

    ‘O’nu sevmek ve bütün yönleri ile anlamak insanlığı tedavi ediyor, eksik parçaları tamamlıyor, renksiz olan manayı renklendiriyor, hayatı daha çok anlamlı kılmakta çünkü o gerçeğe ulaşmak için çalacağımız tek kapı, geçeceğimiz tek eşik. Bu nedenle gerçek, bu nedenle sahici, bu yüzden Aşk’ın tek anlamı.

    Lakin o zaman yaşam çekilebilir hale geliyor her şey anlam kazanıyor, tat veriyor. Aksi takdirde hayat yavan ve acımasız.

    Yara açan değil yara saran olmak istiyorsa eğer insan ‘O’na ulaşmalı.

    ‘O’na duyulan aşk, hayatın yeniden yorumlanması, yaşatılması ve sürdürülebilir olması ve geleceği kucaklaması açısından en güçlü panzehir zamanın acımasızlığına karşı. Bu yüzden okumak bizi anlamlı kılan en önemli eylem. Peki, “Oku” emrini hiç mi dikkate almıyoruz?

    Her nefsin, her ruhun, her aklın inanmaya ihtiyacı vardır. Yaratılmış her insan arar kendini.

    Ve insanı akılla yaratan Rabbi de sırf bunun için ona sorularının cevabını açıklayan bir kitap ve kendi dilini konuşan, sorularına cevap veren bir peygamber yolluyor. Bu insanoğluna verilebilecek en değerli hediye. Bu bir rahmet, bu bir kaynak, kana kana içmemiz için bize bahşedilen.

    ‘O’ ışıktır ve insanlığı aydınlatır.

    Bizim dilimizden konuşan, bizim gibi kalbi, ruhu ve aklı olan bir yaratılmışla Allah bize lütfediyor ve ikramların en güzelini veriyor.

    Allah bize önem veriyor.

    Bizi kıymetli görüyor ki, bir kitapla bir peygamber yolluyor. Zifiri karanlık kainatta yolumuzu bulalım ve asla kaybolmayalım. Yoksa başka türlü nasıl anlamlandırabilir insanoğlu eşyayı.

    Allah bizi bize bırakıp: “Sen kendin anla!” demiyor. Bu zulmetmek olurdu. Ama Allah kuluna zulmetmeyi sevmez.

    “Bilmiyorduk, bilemezdik demeyesiniz diye size peygamberler gönderdim.” buyuruyor Allah. (Nisa-165).

    Kul kendini bilmezken… Kulunu yaratan onu çok iyi biliyor.

    Sevmek okumakla başlar. Peki, insan neden Allah’ın ona gönderdiği kitabı okumaz? Neden seçilmiş olan peygamberini tanımaktan uzak durur?

    İlk inanan ise Peygamber oluyor, bize onu şahit tutuyor.

    “Ben inandım, sen de inan ümmetim!” dedirtiyor Peygamber'ine... Biz örnek alalım diye.

    Allah, Peygamberi’ne şöyle vahiy ediyor: “ademoğlu! Eşyayı senin için, seni kendim için yarattım. Senin için yarattığım eşyada, kendim için yarattığım gayeyi telef etme. Ey ademoğlu! Şanım üzerine yemin olsun ki, ben seni severim. Senin üzerindeki hakkım karşısında, sen de beni sevmelisin.”

    Peki, insanoğlu sevgiyi kaybetti mi? Peki insanoğlu gerçek sevgiyi ve buna dair içeriği, manayı, idraki mi yitirdi?

    Sevmek okumakla başlar.

    Peki, insan neden Cenab-ı Allah’ın ona gönderdiği kitabı okumaz? Neden seçilmiş olan peygamberini tanımaktan uzak durur?

    Köleler, içinde bulundukları köleliğin ezici gücü altında ondan kurtulmak yerine kimi zaman herkesi köleleştirmek isterler. Okumamak insanı köleleştirir.

    Okumayan insan kötülerin elinde oyuncak olur, onların oyunlarının bir parçası haline dönüşür.

    Köle olmak istemiyorsak okuyalım, okutalım. Önce Allah’ın bize "oku" diye gönderdiği kitabımızı, ardından bütün edebi metinleri.

    “OKU” emrine uymamak ve akletmemek ne kötü. İşte bu yüzden okuyalım, okutalım.

    Aşk olalım.