Arafat'da müstehab olan dualar ve zikirler

Konusu 'Dua hazinesi' forumundadır ve Adile tarafından 21 Kasım 2013 başlatılmıştır.

  1. Adile

    Adile Admin

    Arafat'da Müstehab Olan Zikir Ve Dualar

    Bayram zikirleri bahsinde Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem'in şu hadisini takdim ettik: "Duanın en hayırlısı Arefe günü yapılanıdır. Benim söylediğim, benden evvelki Peygamberlerin söyledikleri en hayırlı söz de şudur:

    Lâ ilahe illallahu vahdehu lâ şerike leh, lehül mülkü ve lehül ham-dü vehüve alâ külü şey'in kadiyr.
    Onun için, bu zikri ve diğer zikir ve duaları çok yapmak müste-habdır. Bunları yapmak için olanca gayret gösterilmelidir. Çünkü bu gün (arefe günü) dua için senenin en faziletli günüdür. O, haccın en büyük kısmı ve gayesidir ve hacda esas olan da odur. Bu bakımdan, insanın zikir, dua ve Kur'ân okumak için bütün gücünü kullanması, duanın çeşitleri ile dua etmesi ve zikirlerin her türlüsünü yapması gerekir. Yalnız olarak ve cemaatle birlikte dua ederek bunu, hem kendine hem de anne ve babasına, akrabalarına, şeyh ve hocalarına, arkadaşlarına, dostlarına, sevdiklerine, kendisine iyiliği dokunan diğerlerine ve bütün müslümanlara da yapmalıdır. Bütün bunlarda kusur etmekten de şiddetle sakınmalıdır. Çünkü diğer zamanların aksine, bu günü -geçtikten sonra- ele geçirmek mümkün değildir. Dua ifadelerinde seci ve kafiye yapmak için kendini zorlamamalıdır. Çünkü bu, kalbi meşgul eder ve duada matlub olan düşkünlük, kendini küçümsemek, fakirlik takınmak, miskinlik, zillet ve huşu'u giderir. Fakat, tertiblemek ve i'rab (okuma şekli) gözetmek külfetiyle meşgul olunmadığı takdirde, kendisine veya başkasına ait olan, hıfzedilen kafiyeli duaları okumakta bir mahzur yoktur. Sünnet olan, duada sesi alçaltmak, söylediklerine kalb ile i'tikad ederek çok istiğfar ve tevbe etmek, duada ısrar edip, onu tekrar etmek ve Allah'ın cevabını ve kabulünü gecikmiş görmemek ve duaya Allah Teâlâ'ya hamd ve sena ve Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem'e salât ve selâm getirmekle başlamak ve onlarla bitirmek, dua ederken kıbleye dönük ve abdestli olmaya gayret etmektir.
    Ali radıyallahu anh'den şöyle dediğini rivayet ettik: "Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem'in arefe günü Mevkıf (Arafat)ta en çok ettiği duası şu idi:


    Allahümme lekel hamdü kellezî nekûlü ve hayran mimmâ nekû-ulü. Allahümme leke salâtî ve nüsükî ve mahyâye ve mematî ve ileyke me'abî ve leke rabbî türasi. Allahümme innî eûzü bike min azabil kabri ve vesvesetis sadrî ve şetâtil emri. Allahümme innî eûzü bike min şerri mâ teciü bihir rîhu.

    "[Allahım! Söyleyebildiğimiz kadar ne söyleyebildiğimizden daha çok, sana hamd olsun. Allahım! Namazım, haccım, hayatım ve ölümüm senin içindir. Dönüşüm sanadır ve Rabbım! Mirasım sana kalacaktır. Allahım! Kabir azabından, kalb vesvesesinden ve hal perişanlığından sana sığınırım. Allahım! Rüzgârın getireceği şeyin şerrinden sana sığınırım.)"*4) Bu arada çok telbiye getirmek, Rasulüllah sallalla-hu aleyhi ve sellem'e çok salât ve selâmda bulunmak, zikir ve dua ederken çok ağlamak da müstehabdır. Çünkü burada (Arafat'ta) dır ki gözler akar, günahların ağırlığı atılır ve dileklerin tahakkuku umulur. Şüphesiz ki burası, azametli bir durak ve büyük bir toplanma yeridir. Allahın hayırlı ve ihlaslı kulları burada toplanır ve burası dünyadaki toplanma yerlerinin en muhteşemidir.
    Burada yapılması beğenilen dualardan bazısı şunlardır.

    Allahümme âtinâ fiddünyâ haseneten ve fil âhırati haseneten ve kınâ azâbannâr. Allahümme innî zalemtü nefsî zulmen kesîran ve innehu lâ yağfiruz zünube illâ ente fağfirli mağfiraten min ındike ver-hamnî inneke entel ğafûrurrahıym. Allahümmağfirlî mağfiraten tus-lıh bihâ şe'nî fiddârayni, verhamnî rahmeten es'adü bina fiddârayni, vetüb aleyye tevbeten nasûhan lâ enküsühha ebeden ve elzimnî se-bilel istikameti lâ eziğu anhâ ebeden. Allahümmenkulnî min züllil mâsıyeti ilâ ızzittaâ ati ve ağninî bihaiâlike an harâmike, ve bitâ'ati-ke an ma'siyetike vebifazlike ammen sivâke ve nevvir kalbî ve kabrî ve e'ıznî mineşşerri küllihi vecma' lil hayra küllehu.

    "[Allahım! Bize dünyada iyilik ve ahirette iyilik ver ve bizi ateş azabından koru. Alahım! Ben kendime çok zulmettim ve günahları ancak sen affedersin. Kendi fazlından beni affet ve bana merhamet et. Muhakkak ki sen affedici ve merhamet sahibisin. Allahım! İki âlemde de işlerimin düzeleceği bir şekilde bana mağfiret et ve iki âlemde de mes'ud olacağım şekilde bana merhamet et. Bana, Hele-bed bozmayacağım kuvvetli bir tevbe ihsan et ve beni hiç sapmayacağım istikamet yolunda tut. Allahım! Beni ma'siyet zilletinden taat izzetine ulaştır, beni helalinle haramından, taatınla ma'siyetinden ve fazlınla senden başkalarından müstağni kıl, kalbimi ve kabrimi nur-landır, beni bütün kötülüklerden koru ve benim için bütün hayırları topla.)"