Allahın zati, subuti sıfatları ve anlamları

Konusu 'Dini bilgiler' forumundadır ve Lasey tarafından 6 Ağustos 2016 başlatılmıştır.

  1. Lasey

    Lasey Admin

    Allahın sıfatları nelerdir?

    Her Müslümanın, Allah Azze ve celle'nin bütün kemal sıfatlarına sahip, noksan sıfatların hepsinden de uzak olduğuna inanması farzdır.

    Allah Azze ve celle hakkında kabul edilmesi vacib olan kemal sıfatları başlıca iki kısma ayrılır:

    1. Tenzihi ve selbi sıfatlar

    2. Zati ve sübuti sıfatlar

    Tenzihi ve selbi sıfatlar şunlardır: Vücud, Kıdem, Beka, Vahdaniyet, Muhalefetün lil-havadis, Kıyam bi-nefsihi.

    Zati ve sübuti sıfatlar ise şunlardır: Hayat, İlim, Semi', Basar, İrade, Kudret, Kelam, Tekvin.

    Şimdi bunları sırası ile inceleyelim:

    1- Tenzihi Ve Selbi Sifatlar

    Vücud:

    Bu sıfat, Allah Azze ve celle'nin var olduğunu ifade eder. Cenab-ı Allah'ın varlığı başka bir varlığa bağlı olmayıp, zatının icabıdır. Yani vücudu, zatıyla kaimdir ve zatının vacib bir sıfatıdır. Bu sebeble Yüce Allah'a Vacibü'l-Vücud denilmiştir. Bazı Kelam alimleri, Vücud sıfatına, sıfat-ı nefsiyye adını vermişlerdir.

    Vücud'un zıddı olan adem (yok olma) Allah Azze ve celel hakkında muhaldir.

    Cenab-ı Allah'ın yok olduğunu iddia etmek, kainatı ve içindeki varlıkları inkar etmeyi gerektirir. Çünkü her şey'i yaratan ve var eden O'dur.

    Kıdem:

    Kıdem, Allah Azze ve celle'nin varlığının başlangıcı olmaması demektir. Allah (c.c) kadimdir, ezelidir. Yani önce yok iken sonradan var olmuş değildir. Geçmişe doğru ne kadar gidilirse gidilsin, Allah Azze ve celle'nin var olmadığı bir an, bir zaman, tasavvur edilemez. Aslında zaman ve mekanı yaratan da O'dur. Allah Azze ve celle zaman ve mekan kayıtlarından münezzeh, ezeli ve kadim bir Zat-ı Zülcelaldir.

    Kıdem'in zıddı olan hudus (sonradan olma, belli bir zamanda yaratılma) Allah Azze ve celle hakkında muhaldir.

    Beka:

    Beka, Allah Azze ve celle'nin varlığının sonu olmaması, daima var bulunması demektir.

    Allah Azze ve celle'nin varlığının başlangıcı olmadığı gibi, sonu ve nihayeti de yoktur. O hem kadim ve ezeli, hem de baki ve ebedidir. Zaten kıdemi sabit olan bir varlığın, bekası da vacib olur.

    Beka'nın zıddı fena, yani, bir sonu olmaktır. Bu ise, Allah Azze ve celle hakkında muhaldir.

    Muhalefetün lil-havadis:

    Yüce Allah'ın, sonradan vücud bulan varlıklara benzememesi demektir.

    Allah Azze ve celle'nin ne zatında, ne de sıfatlarında kendi yarattığı varlıklara benzemez.

    Biz Cenab-ı Allah'ı nasıl düşünürsek düşünelim, O, hatır ve hayalimize gelenlerin hepsinden başkadır. Çünkü hatıra gelenlerin hepsi hadis, yani, sonradan yaratılmış, yok iken var edilmiş şeylerdir. Allah Azze ve celle ise, vücudu vacib, kadim ve baki, her şeyden müstağni, her türlü noksandan uzak, bütün kemal sıfatlara sahip olan İlahi ve mukaddes bir zatdır.

    Şübhe yok ki, böyle yüce bir Zat, önce yok iken sonra var olan, bil'ahare tekrar zeval bulan varlıklara benzemez.

    Nitekim Cenab-ı Hak kendi zatını Kur'an-ı Kerim'de:

    "Onun "Hak Teala'nın) benzeri yoktur. O, her şey'i işitici ve görücüdür" (Şura: 11) sözleriyle tavsif etmiştir.

    Resul-i Ekrem Efendimiz (s.a.v) bu manayı te'yiden:

    "Her ne ki senin aklına geliyor, işte Allah Azze ve celle onun gayrısıdır" buyurmuştur.

    Kıyam Bi-nefsihi:

    Allah Azze ve celle'nin, başka bir varlığa ve hiçbir mekana muhtaç olmadan zatı ile kaim olması demektir.

    Mevcudatın hepsi, sonradan vücuda gelmiştir. Bu sebeple de bir Yaradana ve bir mekana muhtaçtırlar. Buna mukabil her şeyin yaratıcısı olan Allah Azze ve celle'nin vücudu, zatının gereğidir ve varlığı hiçbir şey'e muhtaç değildir.

    Şayet Allah Azze ve celle de var olabilmek için başka bir varlığa muhtaç olsa idi, O da mahluk olur ve her şey'in Halikı ve başlangıcı olmazdı.

    Halbuki O, her şey'in Halikı ve yaratıcısıdır. O'ndan başka her şey mahluktur. Halık ise, mahlukuna asla muhtaç olmaz.

    Vahdaniyet:

    Allah'ın bir olması demektir.

    Vahdaniyet, Allah Azze ve celle'nin kemal sıfatlarının en önemlisidir. Çünkü bu sıfat, Allah Azze ve celle'nin zatında, sıfatlarında, fiillerinde bir olduğunu; saltanat ve icraatında ortaksız bulunduğunu ifade etmektedir.

    Bu sıfatın zıddı olan birden fazla olmak (taaddüd) ve bir ortağı bulunmak (teşerrük) Allah hakkında muhaldir.

    İslam dininde, hatta bütün hak dinlerde, tevhid, yani, Yüce Allah'ın birliği (tevhid) akidesi, iman esaslarının ve tüm dini inançların temelini teşkil eder. Kalbde tevhid akidesi bulunmadıkça, Allah indinde hiçbir inanç, hiçbir amel, makbul değildir. Bu sebeple İslamiyet, beşeriyete her şeyden önce tevhid inancını sunmuş ve bütün insanlığı Allah'ı birlemeye, şerik ve nazirden tenzihe çağırmıştır. Hak dinler ile batıl dinlerin ayrıldığı en mühim nokta da, bu husustur. Çünkü batıl dinler de Allah Azze ve celle'nin varlığını kabul etmekte, fakat İlahi sıfatlarda, bilhassa, vahdaniyet sıfatında hataya düşerek, O'na nazir ve ortaklar koşmaktadırlar.

    Bu bakımdan, Cenab-ı Allah'ın varlığını kabulden sonra en mühim hakikat, tevhid inancı olmaktadır. Tevhid inancı olmadan Cenab-ı Allah'a imanın bir manası ve değeri kalmamaktadır.

    Kur'an'da Allah'ın birliği ve tevhid inancı üzerinde duran ayetlerden bazıları şunlardır:

    "De ki Allah birdir." (İhlas: 1).

    "Allah'tan başka bir yaratıcı var mıdır?" (Fatır: 3).

    "Onunla (Allah ile) birlikte hiçbir ilah yoktur. (Eğer olsaydı) her ilah kendi yarattığını kabullenir (ve korur) ve mutlaka birisi diğerine galebe eder (üstün gelir)di." (Mü'minun: 91).

    "Yer ve gökte Allah'tan başka ilahlar olsaydı, yerin de, göğün de nizamı bozulur, harab olurdu." (Enbiya: 22).


    2- Zati Ve Sübuti Sifatlar


    Bu sıfatlar, selbi sıfatlar gibi Allah'ı noksanlıklardan tenzih eden itibari vasıflar olmayıp, Allah Azze ve celle'nin zatı ile kaim olan ezeli ve hakiki sıfatlardır.

    Bu sıfatlara ayrıca sıfat-ı meani ve sıfat-ı ilmi de denir.

    Sübuti sıfatlar, Eş'arilere göre 7, Matüridilere göre, 8'dir. Şimdi bunları sırası ile inceleyelim:

    Hayat:

    Allah Azze ve celle'nin hayat sahibi olması, hayat sıfatiyle muttasıf bulunması demektir.

    Allah Azze ve celle hakkında vacib olan bu sıfat, mahlukatta görülen ve maddenin ruh ile birleşmesinden doğan geçici ve maddi bir hayat olmayıp ezeli ve ebedidir. Bütün hayatların kaynağı olan hakiki hayattır.

    Hayat sıfatı, İlim, İrade, Kudret gibi kemal sıfatlariyle yakından ilgilidir. Bu sıfatların sahibi bir zatın, hayat sahibi olması zaruridir. Çünkü ölü bir varlığın ilim, irade ve kudret gibi kemalatın sahibi olacağı düşünülemez.

    Bunun içindir ki, hayat sıfatını, Allah Azze ve celle'nin ilim, irade ve kudret gibi sıfatlarla vasıflanmasını sağlayan ezeli bir sıfattır, diye tarif etmişlerdir.

    Hayat sıfatının zıddı memat, yani, ölü olmaktır. Bu ise Allah hakkında muhaldir.

    İlim:

    Allah Azze ve celle'nin her şey'i bilmesi, ilminin her şey'i kuşatması demektir.

    Bu alemi en güzel şekilde, en mükemmel bir nizam üzere yaratan ve onu idare eden Zat-ı Akdes'in, yarattığı varlığı en ince teferruatına kadar bilmesi gerekir. Zira hakikati, faydası, lüzum ve hikmeti bilinmeyen bir şey, nasıl yaratılabilir? O halde yaratıcının bir şey'i yaratabilmesi için, evvela ilim sahibi olması, sonra o ilmin icablarına göre yaratması şarttır. Bundan başka, iman ve salih amel sahiplerini mükafatlandırmak, isyan eden ve kötü yolda olanları da cezalandırmak, ancak bu kimselerin yaptıklarını bütün teferruatı ile bilmekle mümkündür.

    İlmin zıddı cehil, gaflet ve unutkanlıktır. Bütün bunlar Hak Teala hakkında muhaldir.

    İrade:

    Cenab-ı Allah'ın bir şey'in şöyle olup da böyle olmamasını dilemesi; her şey'i dilediği gibi tayin ve tesbit etmesi demektir.

    Allah Azze ve celle kamil bir irade sahibidir. Bu kainatı ezeli olan iradesine uygun olarak yaratımştır.

    Bu kainatta olmuş ve olacak her şey Allah Azze ve celle'nin dilemesi ve irade etmesiyle olmuş veya olacaktır. O'nun her dilediği mutlaka olur, dilemediği de asla vücud bulmaz. Bu hususta Kur'an'da:

    "Allah dilediğini yaratır. Bir işe hükmederse (yani onu dilerse) ona ancak 'ol' der, o da oluverir" (al-i İmran: 47) buyrulur. Hadis-i şerifte de: "Allah'ın dilediği oldu, dilemediği de olmadı" denilmiştir.

    İrade sıfatından başka meşiet adında müstakil bir sıfat yoktur.

    Çünkü, irade ve meşiet aynı manaya gelir. Nitekim meşiet, Kur'an'da ve hadislerde irade manasına kullanılmıştır.
     
  2. Lasey

    Lasey Admin

    Kudret:

    Kudret, Allah Azze ve celle'nin varlıklar üzerinde irade ve ilmine uygun olarak te'sir ve tasarruf etmesi, her şey'i yapmağa ve yaratmaya gücü yetmesi demektir.

    Allah Azze ve celle'nin sonsuz bir kudret sahibi olduğuna ve her şey'e kadir bulunduğuna, görmekte olduğumuz şu kainat ve ihtiva ettiği güzellik ve şaşmaz nizam en büyük delildir.

    Tekvin:

    Tekvin; icad ve yaratma demektir. Tekvin'i madum (yok) olan bir şey'i yokluktan çıkarmak, vücuda getirmek diye izah etmişlerdir.

    Tekvin, Ehl-i Sünnet'in iki hak itikadi mezhebinden biri olan Matüridilere göre, ilim, irade ve kudret sıfatından ayrı bir sıfattır.

    Yine Matüridilere göre, Allah Azze ve celle'nin yaratmak, rızık ve nimet vermek, azab vermek, diriltmek, öldürmek gibi bütün fiilleri, tekvin sıfatına racidir. Onun eser ve tecellisi sayılır. Bunlara sıfat-ı fi'liyye (fiili sıfatlar) da denilir.

    Kudret ve tekvin, birer kemal sıfatı olup zıdları olan acz, Allah hakkında muhaldir.

    Eş'arilere göre ise: Allah'ın tekvin sıfatı diye ayrı, müstakil bir sıfatı yoktur. Tekvin, kudret sıfatının makdurata (yaratılması takdir edilmiş şeylere) yaratma anında taallukundan ibarettir. Yani tekvin, kudret sıfatı içinde itibari bir vasıf olmaktadır.

    Allah Azze ve celle'ye Mükevvin isminin verilmesi, O'na, kudret sıfatından ayrı, Tekvin adında bir sıfatın isnad edilmesini gerektirmez. İcad etmek, yaratmak, bilfiil vücuda getirmek, Hak Teala'nın Kudret sıfatıyla olur.

    Matüridiler Tekvin sıfatını Kudret sıfatından ayrı bir sıfat kabul ettiklerinden, zati ve sübuti sıfatları 8 olarak sayarlar. Eş'arilere göre ise bu sıfatlar 7'dir (Sıfat-ı Seb'a).

    Semi' ve Basar:

    Allah'ın her şey'i işitip, her işi görmesi demektir.

    Sem' ve basar sıfatları da Allah'ın ezeli ve ebedi kemal sıfatlarındandır.

    Allah'ın işitip görmesine, uzaklık - yakınlık, gizlilik - açıklık, karanlık - aydınlık gibi mefhumlar bir engel teşkil edemezler.

    O, içimizdeki fısıltıları, kalbden ve gönülden yaptığımız duaları işitir. Hikmetine uygun şekilde karşılık verir.

    Allah Azze ve celle'nin Semi' ve Basir, yani, her şey'i en iyi işitici ve en iyi görücü olduğu, Kur'an-ı Kerim'de defalarca zikredilmiştir.

    Sem' ve Basar sıfatları birer kemal sıfatı olduğundan, zıdları olan a'malık (görmemek) ve sağırlık (işitmemek) Zat-ı Bari hakkında muhal olan noksan vasıflardandır.

    Kelam:

    Allah Azze ve celle'nin harfe ve sese muhtaç olmadan konuşması demektir. Allah Azze ve celle'nin kelam, yani, söyleme, konuşma sıfatı vardır. Bu sıfat ezeli ve ebedidir. Bu sebeple Allah'a Mütekellim denilir. Kur'an-ı Kerim'e de Kelamullah tabir edilir. Allah'ın peygamberlerine bildirdiği vahiyler, onlara verdiği İlahi kitablar, mahlukatına gönderdiği ilhamlar, hep O'nun Kelam sıfatının bir tecellisidir.