Allah'ın ilmi ve kader

Konusu 'Dini bilgiler' forumundadır ve Lasey tarafından 13 Ocak 2019 başlatılmıştır.

  1. Lasey

    Lasey Admin

    ALLAH’IN İLMİ VE KADER

    Allah, geçmişi ve şu anda olanı bildiği gibi gelecekte olacak olanı da bilir, çünkü O, zaman ve mekandan münezzehtir. Allah’ın ilmine konu olmak bakımından bir zaman diliminin ötekinden, bir mekanın diğerinden farkı olmadığı gibi geçmişten haber vermesiyle gelecek hakkında bilgi vermesi arasında da bir ayrıcalık söz konusu değildir. Eski dönemlerden itibaren alimlerimiz, “Allah’ın ilmi vacip, mümkün ve muhale taalluk eder.” demişlerdir. Bu cümlenin bir anlamı, “Allah vacip bir varlık olan kendisini, mümkün varlık olan evreni ve içindekileri, muhal olan bir şerikinin bulunmasının imkansızlığını bilir.” şeklindedir. Buradan Allah’ın gerçeği ve gerçek olmayanı olduğu gibi bildiği sonucu çıkar.

    Biz insanlar zaman ve mekanla sınırlanmışlığımız dolayısıyla bazı şeyleri bilirken diğerleri konusunda ancak öngörü, varsayım veya hayali birtakım tahminlerde bulunabilmekteyiz. “Yarın falanca ile görüşeceğim.” diyen kişinin sözü bir planlamadan ibarettir. Aslında buna bir tahmin veya hayal demek de mümkündür. Çünkü görüşeceği kişinin veya kendisinin ölmesi, hasta olması, engelleyici başka hususların ortaya çıkması her zaman muhtemeldir. Bu ve benzeri birçok ihtimal dolayısıyla planlama bir temenni ve tahmin olmanın ötesine geçemez. Allah, insanın söz konusu kısıtlı durumunu bildiği için birçok ibadeti şartlara bağlamıştır. Söz gelimi haccın kişiye farz olabilmesi, yeterli mali imkanın yanında yol emniyeti ve sağlık şartlarının bulunmasına bağlıdır. Bu şart ve imkanlardan birinin gerçekleşmemesi halinde kişinin hacca gitmesi farz olmaz.

    Allah Teala’ya nispet edilen ilmin genişliği zaman ve mekan kaydının bulunmamasından ileri gelmektedir. O’nun olmuş ve bitmiş bir şeyi bilmesiyle olacak bir şeyi bilmesi arasında fark bulunmamaktadır. Kader ve kaza konusundaki temel yanılgımız, zaman ve mekanı dışlayarak düşünme imkanımızın bulunmayışından ileri gelmektedir. Diğer bir deyişle Allah’ı da kendimiz gibi zaman ve mekan sınırları içinde tahayyül edişimiz bizi bu yanılgıya düşürmektedir. Bu yanılgıdan kurtulmanın yolu Allah’ın zaman ve mekandan münezzeh olduğuna dair inancımızı güçlendirmekten geçer. Allah’ın bilmesi kudret ve iradesinin, bildiği şeye (malum) gerektiğinde tesir etmesi sonucunu doğurur. İnsanın fiilleri noktasından bakıldığında ise kişinin sorumlu tutulabilmesi ancak fiilinin gerçekleşmesi veya onu gerçekleştirme girişiminde bulunulması halinde vuku bulur. Bu sebeple sadece Allah’ın bilmesiyle sorumluluk, yani ceza ve mükafat durumu gerçekleşmez.