Allah'ın Hakk (El-Hak) İsminin Anlamı Nedir?

Konusu 'Dini islami isimler' forumundadır ve Lasey tarafından 14 Mart 2017 başlatılmıştır.

  1. Lasey

    Lasey Admin


    HAK (El-Hakk):
    1. Allahü tealanın Esma-i hüsnasından (güzel isimlerinden). Vacib-ül-vücûd yani varlığı lazım olan, hiç yok olmayan, daima var olan ve kendisinden başkası yaratmaya layık olmayan.
    Kur'an-ı kerîmde mealen buyruldu ki:
    ...Allah, Hak'dır. (Müşriklerin) Allahü tealadan başka taptıkları batıldır (yok olucudur). (Hac sûresi: 62)
    Her gün el-Hak ism-i şerîfini bin defa söyliyenin huyu ve ahlakı güzelleşir. (Yûsuf Nebhanî) Hak şerleri hayr eyler, Zannetme ki gayr eyler, Mevla görelim n'eyler, N'eylerse güzel eyler.
    (İbrahim Hakkı Erzurûmî) Aklın varsa ey kardeşim Hakkı sevmek olsun işin Aşk tadını tatmıyanın Kalbi temiz olmaz imiş.
    (M. Sıddîk bin Saîd)
    2. İslamiyet.
    Kur'an-ı kerîmde mealen buyruldu ki:
    Hak gelince, batıl (şirk, puta tapmak) gider. Batıl, her zaman gidicidir. (İsra sûresi: 81)
    3. Gerçek, doğru.
    Kur'an-ı kerîmde mealen buyruldu ki:
    Cennet ehli (Cennet'e girince) Cehennem ehline; "Biz Rabbimizin bize vadettiğini (sevabı) hak bulduk. Siz de Rabbimizin size vadettiğini (azabı) hak buldunuz mu? diye seslenir. (Onlar da) evet derler. (A'raf sûresi: 44)
    Ölüm haktır, kabr haktır. Kabirde, Münker ve Nekir denilen iki meleğin meyyite (ölüye) sual sorması haktır. Haşr (kabrden kalkıp Arasat meydanında hesab vermek için toplanmak) haktır. Neşr haktır. Dünyada yapılan amellerin işlerin hesabını vermek hak tır. Amellerin tartılması haktır. Cehennem üzerinde bulunan ve üzerinden geçilecek, Sırat denilen köprü haktır. Cennet'in mü'minler (inananlar) için, Cehennem'in de kafirler için olduğu haktır. (Nesefî)
    4. Alacak.
    Bir kimse, peygamberlerin ala nebiyyina ve aleyhimüssalevatü vesselam yaptığı ibadetleri yapsa, fakat üzerinde başkasının bir kuruş hakkı bulunsa, bu bir kuruşu ödemedikçe, Cennet'e giremeyeceği bildirilmiştir. (İmam-ı Rabbanî)
    5. Pay, hisse.
    Bayi' (satıcı)den başka bir kimsenin hakkı bulunan bir malın satılması, o kimsenin izin vermesine bağlıdır. Yani izin vermezse müşteri (alıcı) o mala malik, sahib olamaz. (İbn-i abidîn)
    6. Hatır, hürmet.
    Peygamber efendimiz sallallahü aleyhi ve sellem; "Allahümme innî es'elüke bilhakkıssa'ilîne aleyke" yani; "Ya Rabbî! Senden isteyip de verdiğin kimselerin hakkı için, senden istiyorum, derdi ve böyle dua ediniz!" buyururdu. (İbn-i Mace) Ya ilahî ol Muhammed hakkı çün Ol şefaat kanı Ahmed hakkı çün Biz asî mücrim kulları Yarlığayûb günahlardan berî Kabrimiz îman ile pür nûr kıl Mûnis-i gılman ile hem hûr kıl.
    (Süleyman Çelebi)
    7) İnsanın yapması lazım gelen şey.
    Müslümanın müslüman üzerine beş hakkı vardır: Selamına cevap vermek, hastalığında arayıp sormak, cenazesinde bulunmak, davetine gitmek, aksırıp elhamdülillah deyince, yerhamükellah diye karşılık vermek. (Hadîs-i şerîf-Buharî, Müslim)

    Hak Teala:
    Yüce Allah. Allah celle celalühü. (Bkz. Allah) Hak teala, intikamın kul eli ile alır İlm-i hali bilmiyenler, onu kul yaptı sanır.
    (M. Sıddîk bin Saîd)

    Hakk-ul-Yakîn:
    Bir şeyin hakîkatine kavuşma, mahiyetine erişme, bulma, tatma. Allahü tealanın beğendiği ahlak ile ahlaklanıp, kalb gözünün açılması ve manevî perdelerin kaldırılması neticesinde elde edilen kesin ilim, bilgi.
    Evliyanın çoğu, ancak öldükten sonra hakk-ul-yakîn makamına varmaktadır. Bu dünya hayatında hayalden kurtulmak imkansızdır. Evliyanın büyüklerinden, pek az seçilmişleri, bu dünya hayatında iken, bu devlete erdirmekle şereflendirirler. Dünyada oldukla rı halde, bilgilerine hayal karışmaz. (İmam-ı Rabbanî)
    İlmi ve ameli şerîat gösterir. İlmin ve amelin rûhu ve kökü gibi olan ihlası (her şeyi Allah için yapabilmeyi) elde etmek için tasavvuf yolunda ilerlemek lazımdır. Güçlükle ve çalışarak ele geçen ihlas devamlı olmaz. Sonra kalbe nefsin arzuları gelir . Zahmet çekmeden ele geçen ihlas devamlıdır. Zahmet çekerek elde edilen, devamsız ihlasın sahiplerine muhlis denir. Devamlı ihlas sahiplerine muhlas denir. Muhlas olana ibadet yapmak, tatlı ve kolay olur. Çünkü bunlarda nefislerinin arzusu ve şeytanın vesvesesi kalmamıştır. Böyle bir ihlas, insanın kalbine ancak bir velînin kalbinden gelir. Bu ihlas ile insan hakk-ul-yakîn mertebesine kavuşur. (İmam-ı Rabbanî)