Biyografi Abdullah bin Übey bin Selül Kimdir, Hayatı, Hakkında Bilgi

Konusu 'İslam büyüklerinin hayatları' forumundadır ve Lasey tarafından 20 Ocak 2019 başlatılmıştır.

  1. Lasey

    Lasey Admin


    Abdullah Bin Ubey Bin Selûl

    [​IMG]


    Medine’deki münafıkların reisi idi. Efendimizin hicretinden kısa bir süre önce, Medine’nin Hazreç Kabilesi’nin ileri gelenlerinden biri olduğu için, başına bir taht geçirilerek kral ilan edilecekti. Lakin Hazreç ve Evs Kabilesi’nden pek çok kimse İslamiyeti kabul edip “Ensâr” olunca bu işten vazgeçilmiş, Ubey’in oğlu büyük bir hayal kırıklığına uğramıştı. Müslümanlar peygamberimizin önderliğinde Medine’de İslam devletini kurdukları ve Bedir Zaferi ile hakimiyetlerini pekiştirdikleri zaman o, düşünüp taşındı ve Müslümanlığı kabul etmiş görünmenin kendisi için daha akıllıca olacağına karar verdi. Cami ve cemaate iştirak ediyor, kendi adamlarıyla bir araya geldiğinde ise: “Biz mü’minlerle alay ediyoruz, Yahudi komşularımız ve Mekkeli müşriklerle bir olup İslam’ın kökünü kazıyacağız!” diyordu.

    İşte, cehennemin en alt tabakasına girecek olan korkunç ve zavallı bir topluluk. Münafıklar topluluğu… Ve işte onların inkar ve sürekli fitne içinde yaşayan lideri Abdullah bin Ubey bin Selûl…

    O, Uhud Savaşı’nın en kritik anında, Efendimizle birlikte düşmanla karşılaşmaya giderken, yarı yolda, kendisine tabi 300 adamı alıp geri dönecek kadar büyük bir ihanet sergilemekten kaçınmadı. Efendimiz 700 kadar sahabesi ile 2000 kişilik bir müşrik ordusuna karşı akıl almaz bir savaş verdi ve orada 70 güzîde sahabesini kaybetti.

    Abdullah Bin Ubey Bin Selûl kimdirMünafıkların reisi bununla da yetinmeyip, daha sonraki dönemlerde Hz. Aişe’ye iftira atmaktan, yahudileri koruyup kollamaktan ve müminlere eziyet etmekten vazgeçmedi. Bir seferden dönüldüğü sırada, “Medine’ye girdiğimizde aziz olan zelil olanları oradan sürüp çıkartacak!” gibi gerçekten ağır ve çirkin bir söz söylediği için kendi öz oğlu Abdullah tarafından katledilerek cezalandırılmak istendi ama Efendimiz, ortalık karışmasın ve Müslümanlar birbirlerini öldürüyorlar denmesin diye buna müsaade etmedi. Münafık Abdullah’ın oğlu, öylesine sadık ve gerçek mü’mindi ki, Resulallah’ın huzuruna gelip: “Babam mutlaka sizden özür dilemeli! Dilerseniz onun başını uçurup size getirebilirim ey Allah’ın Resulü!” demişti. İman ve küfrün mücadelesinde unutulmaz bir sahneydi bu. Efendimiz sabırlı olunması gerektiğini söyleyip mü’min Abdullah’ı fikrinden vazgeçirdi.

    Yıllarca İslam düşmanlığı yapan ve Efendimizin sahabesiyle beraber yoldan geçtiği bir sırada: “Toz kaldırmayın! Rahatsız oluyoruz!..” diyecek kadar kalbi katılaşmış bu adam, ölüm döşeğinde bile, kin ve nefretini fısıldamaktan geri kalmadı. Rivayete göre Hz. Ömer’in muhalefetine rağmen oğlu Abdullah’ın incinmesine gönlü razı olmayan Efendimiz onun cenaze namazını da kıldırdı ama hemen ardından bundan böyle hiç bir münafığın cenaze namazını kıldırmamasını emreden ayet-i kerîme nâzil oldu.

    Abdullah bin Ubey bin Selûl, zelil ve sefil bir mahluk olarak, mahşerdeki mizan önünde nereye kaçacak? O gün, meleklerin perçemlerinden yakaladığı hangi münkir ve münafık kurtulabilir ki?