29 Mayıs istanbulun fethi ile ilgili şiirler

Konusu 'Şiir köşesi' forumundadır ve Adile tarafından 21 Ekim 2013 başlatılmıştır.

  1. Adile

    Adile Admin

    İSTANBULUN FETHİ

    Aştık geçilmez dağlar üstünden
    Öyle vakur, öyle heybetli
    Vardık ot bitmeyen vadilere
    Ayağımız değdi yeşerdi!

    Gönlümüzde büyüklüğü Asya’nın
    Yıktı köhneliğini orta zamanın
    Zamanın karanlığı ortasında
    Şimşek örneği parlayan kılıcımız
    Nur yağdırdı aydınlık yeni günlere
    Eskilik, karanlık düşüverince yere,
    Dağlar, denizler misali,
    Yol verdi gemilere!
    Sustu kulakları tırmalayan çan;
    Burca bayrak dikince Ulubatlı Hasan!

    İbrahim MİNNETOĞLU
    -------------------------------
    FETİH ZAMANI


    Havanın mavisinde, denizin yeşilinde
    Bir türkü, Orta Asya’dan beri duymuşuz.
    Anamızın sütünden bayraklara kadar
    Yüce fetihle büyümüşüz.

    Yakmış gecemizi yıldızlar
    Burçlardan yana uyanmışız.
    Bir yazı gibi tepeler alnında
    Yazılmışız, silinmişiz.

    Nur ile kuvvet ile aşk ile
    Kaderin büyüsünü bozmuşuz.
    Görmüşüz suretini güzelliğin
    Koca feleklere görünmüşüz.

    Cihanın yarısı gök;
    Önünde şehit şehit durmuşuz,
    Cihanın yarısı İstanbul
    Almışız.

    Fazıl Hüsnü DAĞLARCA
    -----------------------------
    Fatih ve Fetih


    Bin dört yüz otuz iki Edirne’de dünyaya
    Habib’in cennetle müjdelediği buya

    Daha yaşı on iki bir vilayette vali
    O kadar hoşnut mutlu bir sorsanız ahali

    Molla Gürani ona ilim irfan öğreten
    Yirmisinde Sultan’dı o dünyayı titreten.

    Çağ açıp çağ kapatan hükümdar derler ona
    Cihan İmparatoru İstanbul teslim ona

    Ne söylesem az kalır çağ kapatan fethine
    İlk topu o kullandı dünya hayran ilmine.

    Papa bile elaman etti Bizans zulmüne
    İstanbul kucak açtı Türk-İslam askerine.

    Yönetimde çok sertti en önde savaş etti
    Onu gören askeri sancak ellinde gitti

    Her savaşta düşmanı kırdı perişan etti
    Adı Sultan Mehmed’ti bir de Fatih ekletti

    Ak Şemsettin hocası her dem onun yanında
    İstanbul’a girince Mehmed Sultan önünde

    O gün Mayıs’ın üçü bin dört yüz seksen birde
    İstanbul Maltepe de kabri şimdi Fatih de

    Kayaturan tüm dünya o Sultan’a hayrandı
    Yılar geçse de millet hayır duayla andı.

    Şevki Kayaturan

    ----------------------------------
    FETİH MARŞI


    Yelkenler biçilecek, yelkenler dikilecek;
    Dağlardan çektiler, kalyonlar çekilecek...
    Kerpetenlerle surun dişleri sökülecek...

    Yürü: "Hala, ne diye oyunda oynaştasın?
    Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaştasın!

    Sende geçebilirsin yardan, anadan, serden...
    Senin de destanını okuyalım ezberden...
    Haberin yok gibidir taşıdığın değerden...

    Elde sensin, dilde sen... Gönüldesin, baştasın:
    Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaştasın!

    Yüzüne çarpmak gerek, zamanenin fendini,
    Göster: Kabaran sular nasıl yıkar bendini?
    Küçük görme, hor görme, delikanlım kendini

    Şu kırık abideyi yükseltecek taştasın;
    Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaştasın!

    Bu kitaplar Fatih’tir, selim’dir, Süleyman’dır;
    Şu mihrap sinanüddin, şu minare Sinan’dır;
    Haydi, artık, uyuyan destanını uyandır!

    Bilmem neden gündelik işlerle telaştasın?
    Kızım, sende Fatihler doğuracak yaştasın;

    Delikanlım, işaret aldığın gün atandan
    Yürüyeceksin... Millet yürüyecek arkandan;
    Sana selam getirdim Ulubatlı Hasan’dan...

    Sen ki burçlara bayrak olacak kumaştasın...
    Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaştasın!

    Bırak, bozuk saatler yalan yanlış işlesin!
    Çelebiler çekilip haremlerde kışlasın!
    Yürü, arslanım, fetih hazırlığı başlasın...

    Yürü, hala ne diye, kendinle savaştasın?
    Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaştasın!

    Arif Nihat ASYA