Cami ve mescid adabı nasıl olmalıdır?

Fakih Ebü’l-Leys (rahmetullahi aleyh) der ki: Mescidlere karşı saygı ve hürmet şu onbeş şeyi yerine getirmekle mümkün olur:

1. Mescide girildiğinde, eğer insanlar oturuyor ise selam vermek. Eğer mescide girildiğinde içeride kimse yoksa veya herkes namazı kılıyorsa o zaman “es-Selamu aleyna min Rabbina ve ala ibadillahi’s-salihin- Rabbimizden biz ve O’nun salih kullarına selam olsun.” diye selam verillir.

2. Oturmadan evvel iki rekat tahiyyetü’l-mescid namazı kılmak. Nitekim Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem), “Her şey için bir selamlama vardır. Mescidin selamlamlanması ise onda kılınan iki rekat namazdır.” (İbn Hibban, es-Sahih, nr. 362; Ebu Nuaym, Hilyetü’l-Evliya, 1/166-168.)

3. Mescidde alış veriş yapmamak.

4. Mescidde kılıcı (siah vs.) kınından çıkarmak.

5.Mescidde kaybolan bir eşyanın tellallığını yapmamak.

6. Zikir dışında yüksek sesle konuşmamak.

7. Dünya hadiselerinden bahsetmemek.

8. Ön safa geçmek için insanların üzerine, omuzlarına basmamak.

9. Mescidde yer münakaşası yapmamak.

10. Safı, bir kişinin namaz kılmasına engel olacak kadar daraltmamak.

11. Namaz kılanın önünden geçmek.

12. mescidde tükürmek.

13. Mescidde parmakları çıtlatmak.

14. Mescidi pisliklerden, oyun oynamak için gelen delilerden ve (etrafı kırıp döken) çocuklardan korumak.

15. Mescidde bulunduğu meddetçe Allah’ın zikriyle meşgul olmak, bir an olsun zikirden gafil kalmamak.

Cami ve mescid adabı nasıl olmalıdır

Hasan-ı Basri’nin (rahmetullahi aleyh), rivayet ettiğine göre, Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) demiştir ki: “Ümmetim için öyle bir zaman gelecektir ki, onların mescidlerdeki konuşmaları sadece dünyalık işler için olacaktır. Mescidlere Allah’a olan herhangi bir hacetlerinden konuşmayacaklardır. Sizonlarla oturmayınız.” (Ali el-Müttaki, Kenzü’l-Ummal, nr. 31184.)

Allah’ın seçtiği günler

Birincisi: Cuma günü. Bu günde öylr bir saat vardır ki, şayet bir kul o saate denk gelir de dini veya dünyası için Cenab-ı Allah’tan birşey isterse, istediği mutlaka kendisine verilir.

İkincisi: (Kurban bayramı öncesi) Arife günü.
Arife günü olduğunda Cenab-ı Allah meleklerine karşı övünür ve der ki: “Ey meleklerim! Şu benim kullarıma bakın! Yorgun ve perişan bir vaziyette, mallarını Allah için sadaka olarak vermiş ve üst başları toz toprak içinde huzuruma gelmişler. Sizleri şahit tutuyorum ki, ben onları bağışladım.”

Üçüncüsü: Kurban bayramı günü:
Kurban bayramı günü olduğunda ve kul kurbanını Allah için kestiğinde, kesilen hayvandan akan ilk damla kan, onun işlediği bütün günahlara kefaret olur.

Dördüncüsü: Ramazan bayramı günü.
İnsanlar ramazanda oruçlarını tamamlayıp, bayram namazını kılmak için mescitlere gittiklerinde Allah (celle celaluhu) meleklerine şöyle der: “Ey meleklerim! Her çalışan ücretini ister. Kullarım da ramazan ayında oruçlarını tuttular ve bayram namazlarını kılmak üzere mescitlere gittiler. Şimdi de ücretlerini istiyorlar. Ben sizleri şahit tutuyorum ki, onları bağışladım.” Sonra bir melek, “Ey ümmet-i Muhammed! günahlarınız sevaplara tebdil edilmiş olarak evlerinize dönünüz” diye seslenir.

Allah'ın seçtiği günler

Tahiyyetü’l mescid namazı

Fakih Ebü’l-Leys Semerkandi (rahmetullahi aleyh) der ki: Senetleriyle bize kadar ulaştığına göre Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) Efendimiz’den şöyle rivayet etmiştir:

“Sizden biri, mescide girdiği zaman iki rekat namaz kılmadan oturmasın.” (Buhari, nr.444)

Fakih Ebü’l-Leys (rahmetullahi aleyh) der ki: Yani kişi mescide girdiğinde ve vakti de namaz kılmanın mekruh olmadığı bir vakit ise iki rekat tahiyyetü’l mescid namazı kılmalıdır.Buna göre bir kişi mescide ikindi namazını veya sabah namazını kıldıktan sonra girmiş ise, bu vakitlerde Tahiyyetü’l-mescid namazı kılınmaz. Çünkü Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) bu vakitlerde namaz kılınmasını yasaklamıştır. Bu kişi oturur, tesbih çeker; tehlil(la ilahe illallah) getirir veya Resulullah’a (sallallahu aleyhi vesellem) salatu selamlarda bulunabilir. Böylelikle o namazın faziletine ermiş ve mescide de hürmet ederek hakkını yerine getirmiş olur.

manevi hayat

Hacı Bektaşi Veli’nin Hayatı Kısaca

Hacı Bektaş Veli, Ahmet Yesevi’nin öğrencilerinden biridir ve bu büyük mutasavvıf 1210 yılında doğmuş, 1270 yılında vefat etmiştir. Ahmet Yesevi’nin öğrencilerinden Lokman Parende’den ders almış, İslami ilimleri öğrenmiş, özelikle tasavvuf alanında kendini yetiştirmiştir.

Ünlü mutasavvıf Hacı Bektaş veli, İslamiyetin Anadolu’da yaygınlaşıp kökleşmesinde önemli rol oynamıştır ve O hayatı boyunca, dini ve ahlaki değerlerin yerleşmesi için çalışmıştır. Sohbetlerinde; kalp kırmaktan kaçınmayı, büyüklere saygılı olmayı, misafiri en güzelşekilde ağırlamayı, Türk-İslam törelerine sahip çıkmayı ön plana çıkarmıştır. Çevresindeki insanlara “eline, diline ve beline sahip çıkmayı” öğütlemiştir. Yalın, duru bir Türkçeyle söylediği şiirlerle insanlara İslam dinini ilkelerini doğru bir şekilde öğretmeyi amaçlamıştır.

Hacı Bektaş Veli, 1970 senesinde, vefat ettiği Nevşehir’de defnedilmiştir ve onun Hacıbektaş ilçesinde bulunan mezarı, günümüzde türbe haline getirilmiştir. En önemli eseri Makalat’tır.

hacıbektaşveli-manevihayat

Azrailin kendi canını alması

Mukatil’in (rahmetullahi aleyh) Muhammed b. Ka’b’dan, onun da Ebu Hüreyre’yi (radıyallahu anh) dinleyen bir adamdan rivayet ettiğine göre ölüm meleğinin kendi ruhunu alması şöyle olacaktır:

“Her şeyden yüce ve münezzeh olah Cenab-ı Allah, Cebrail, mikail, İsrafil ve arşı tşıyan meleklere ölmelerini emreder; onlar da ölürler. Sonra ölüm meleğine,

-Ey ölüm meleği! Benim yaraktıklarımdan geriye kim kaldı, diye sorar. Ölüm meleği,

-Ölmeyen, her zaman hayat sahibi olan siz, bir de aciz ve zayıf kulunuz ölüm meleği, der. Cenab-ı Allah ona,

-Ey ölüm meleği!Sen benim, “Her nefis ölümü tadacaktır” (Ali İmran 3/185) sözümü işitmedin mi? Sende benim yarattıklarımdan birisin. Bildiğin gibi seni yaratan da benim. O halde sende öl, buyurur.

Bunun üzerine ölüm meleği kendi canını alarak ölür.

azrailin kendi canını alması

Bir başka haberde bu hadis şöyle anlatılmıştır: Cenab-ı Allah ölüm meleğine kendi ruhunu alması için emir verir. Bunun üzerine ölüm meleği cennet ile cehennem arasında bir yere gelir ve orada kendi ruhunu çıkarır. Bu esnada öyle bir haykırış kopar ki, eğer o esnada hayat sahibi varlıklar orada olsaydı hepsi birden ölürlerdi. Ölüm meleği kendi ruhunu aldığı sırada,

-Şayet ruhun çıkmasının bu kadar zor ve acı verici olduğunu bilseydim, elbette müminlerin ruhunu alırken daha yumuşak davranırdım, der. Azrail (ölüm meleği) bu sözün ardından ölür. Ezeli ve ebedi hayat sahibi Cenab-ı Allah’tan başka hiç bir canlı hayatta kalamaz.

Bundan sonra Cenab-ı Allah alçak dünyaya,

-Nerede sultanların, mal-mülk sahiplerin? Nerede onların oğulları, torunları? Nerede zalimler! Hani onların oğulları nerede? Benim verdiğim rızkı yedikleri halde benden başkasına tapanlar nerede?

Sonra Cenab-ı Allah, “Bugün mülk kimindir?” diye sorar. Kimse cevap veremeyeceğinden Cenab-ı Allah, “Tek ve kahhar olan Allah’ındır” (Mü’min 40/16)

Dinimize göre akraba ziyaretinin önemi

Allah (celle celaluhu) Kur’an-ı Kerim’de çeşitli yerlerde akrabaları ziyaret edip onların hak ve hukuklarının gözetilmesini emretmiştir:

“Adını kullanarak birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah’tan ve akrabalık haklarına riaytsizlikten de sakının” (Nisa 4/1).

Yani kendisinden ihtiyaçlarınızı ve merhametini istediğiniz Allah’tan korkunuz. Akrabalık hakları çiğnenmekten ötürü Allah’tan sakınınız. Akrabalarınızı ziyaret ediniz ve onlarla ilişkilerinizi kesmeyiniz.

“Akrabaya hakkını ver” (İsra 17/26).

Gerek akrabalarını ziyaret etmekgerekse onların maddi manevi ihtiyaçlarını karşılamak üzereonlarla ilişkide bulun.

“Muhakak ki Allah, adaleti, iyiliği, akrabaya yardım etmeyi emreder, çirkin işleri, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor” (Nahl 16/90)

Yani: Cenab-ı Allah düşünüp öğüt almanız için, tevhid üzerine olmanızı, insanlara karşı merhametli olmanızı, akrabalarınızı gözetmenizi emrediyor. Yine Cenab-ı Allah düşünüp öğüt almanız için, insanlara zulmetmeyi, kendisinin ve Peygamber’inin yasakladığı çirkin vefenalığı yasaklıyor.

akraba ziyareti

Rüyada armut görmek ne demektir?

Mevsiminde yeşil yada kırmızı renkte ve tatlı armut yediğini gören helal mal sahibi olur, sarı renkte bir armut yediğini görmek hastalık ve illet demektir. Ekşi ya da tadı bozuk armut yediğini görmekse hüzün ve gam anlamına gelir.

Cafer Sadık (r.a). “Armut yediğini görmek beş şekilde tabir olunur,” demiştir.Helal mal, zenginlik ve servet, eş, dileğin gerçekleşmesi, menfaat.

Sulu armut yediğini görmek bir esnaftan kazanç elde etmek anlamına gelir ve bir rivayete göre de armut rüyası, çeşidi ne olursa olsun mal sahibi olmak anlamına gelir.

Ebu Sait El Vaiz’e göre, armut görmek her zaman mala tabir olunur ve bir rivayete göre kadın için armut görmek bir çocuğa hamile olmaya delalet eder.

Armut ağacı mal ve para kazanmak için halka iyi ilişkiler kurmaya çalışan bir kimseyle tabir olunur. Bir rivayete göre zengin ve halka faydalı, insanların iyiliği için çalışan biriyle tabir olunur.

rüyada armut görmek nedir-manevihayat-

Kabir Azabından Allah’a Sığınmak

Her müslüman mutlaka kabir azabından sözlü ve fiili olarak Allah Teala’ya sığınmalı ve kabir azabından korunmak, hazırlıklı olmak için, oraya gitmeden önce salih ameller yapmalıdır. Çünkü insan toprak üstünde olduğu müddetçe amel etmesi onun için çok kolaydır. Ancak ne  zaman ki toprağın altına girse, tekrar hayata dönüp de bir tek iyilik yapmayı ne kadar çok temenni edecektir. Ancak buna izin verilmeyecektir. Hasret pişmanlık içinde kalacaktır.

 

Ohalde aklı başında olan bir kişi, ölümü ve ölülerin halini düşünür. Çünkü ölüler her daim iki rekatlık da olsa kendilerine namaz için izin verilmesini temenni ederler. Veya, “izin verin de bir kerelik de olsa, ‘La İlahe ilahe illallah Muhammeden Resulullah’ diyelim” diye ya da bir kere olsun Allah’u Teala’yı tesbih etmek için izin isterler, fakat onlara hiçbir surette izin verilmeyecektir.

 

Ölüler, hayattakilerin günlerini nasıl da gaflet ve boş şeyler peşinde tükettiklerine bakarak şaşırır kalırlar. Ey kardeşim! Sakın günlerini boş geçirerek zayi etme! Zira bu günlerin senin servetinin başına gelir. Sen buna sahip  olduğun meddetçe kazanç elde edebilirsin. Dikkat et!Senin yaşadığın şu günlere nazaran ahiret pazarı kesattır. O gün sermayesini bu günden hazırla. Gün gelecek ve senin bu sermayen  büyük kıymet kazanacaktır. Öyleyse, o gün için çok çalış, sermayeni artır. Çünkü Kabre girdikten ve ahirete göçtükten sonra amel etmeye muktedir olamayacaksın.

 

Allah’u Teala’dan istediğimiz odur ki, bizi hacet gününe (kıyamet gününe) hazırlanmaya muvaffak kılsın. Bizleri  yaptıklarından dolayı pişmanlık duyanlardan eylemesin. Aynı şekilde, tekrar dünyaya dönmeyi ve salih amellerde bulunmayı temenni edenlerden de kılmasın. Bize ve tüm müminlere kabir azabını kolaylaştırsın.  Amin…

 

kabir azabından allaha sığınmak