Erdemliler sözleşmesi ne zaman niçin kurulmuştur

Mekke’de zulümlerin, haksızlıkların, zorbalıkların ardı arkası kesilmiyordu. Bu durumdan rahatsız olan bazı erdemli kişiler toplanarak bir çözüm yolu bulmaya karar verdiler. Mazlumun yanında olacaklarına, suçlunun karşısında birlik olup mazlumun hakkını koruyacaklarına söz verdiler. Bu antlaşma daha sonraları Hilfü’l-fudül (erdemliler sözleşmesi) adıyla anıldı. Hz. Muhammed (s.a.s) de bu erdemli katılanlar arasındaydı ve o sıra yirmi-yirmi beş yaşlarındaydı.

Bu antlaşmaya katılanlar Mekke’de yapılan her türlü haksızlığı engellemek için birlik ve dayanışma içinde uzun süre gayret gösterdiler. Guruba yeni üye alınmaması dolayısıyla Hilfü’l-fudül zaman içinde üyelerin ölümü ile ortadan kalktı.

Hz. Peygamber, (s.a.s) İslam’dan sonraki yıllarda Hilfü’l-fudül’dan övgüyle bahsetmiştir. Bu antlaşmanın kendisi için kızıl tüylü bir deve sürüsünden daha kıymetli olduğunu söylemiş ve “Eğer bugün Hulfü’l-fudül adına davet edilsem icabet ederim” buyurmuştur. (Müsned, I, 190, 317)

erdemliler sözleşmesi

İlk Cuma namazı ne zaman nerede kılındı?

Kutlu yolculuk sürerken Yesribli müslümanlara Hz. Peygamber’in (s.a.s) Mekke’den ayrıldığı haberi ulaştı. Yesrib’deki müslümanlar, her sabah kalkıp onun yolunu gözlüyorlardı. Nihayet bir pazartesi sabahı, beklenen misafir Yesrib’e yakın bir mesafede bulunan Kuba’ya ulaştı.

Peygamberimiz (s.a.s) burada bir kaç gün kaldı ve bir mescit yaptırdı. Bir cuma günü de buradan ayrıldı. İlk cuma namazını yolda Beni Salim yurdundaki Ranuna vadisinde kıldırdı ve ilk hutbeyi okudu.

Peygamberimiz (s.a.s) ve yanındakiler namazdan sonra Medine’ye doğru yola devam ettiler.

İlk Cuma namazı ne zaman nerede kılındı

Kur’an-ı Kerim’in Muhtevası

Kur’an-ı Kerim’de birçok konuya temas edilmektedir. Ancak ağırlıklı olarak ele alınan konular şu şekilde belli başlıklar halinde toplanabilinir.

-İtikat: Allah Azze ve celle’e, meleklere, kitaplara, peygamberlere, ahirete kaza ve kadere imanla ve bunların ayrıntılarıyla ilgili, inanca ve gayba dair konular.

İbadetler: İnsanların Allah’a nasıl kulluk edeceklerini düzenleyen hususlar; namaz, hac, oruç, zekat vb. bunlar ibadetlerin esasları.

Muamelat: Evlilik, miras, boşanma, mehir, nafaka, emzirme, nesep, alışveriş, kiralama, borç alıp verme, işçi haklarının düzenlenmesi, servetin dolaşımı gibi kişiyi ve toplumu ilgilendiren konulara dair açıklamalar ve hükümler.

- Ukübat: Hırsızlık, cinayet, zina, katil gibi suçlar ve bunları işleyenlere verilecek cezalarla ilgili hükümler.

- Ahlak: Adalet, ana babaya hürmet, tevazu, dostluk, şefkat, merhamet gibi hasletlerin tevsiye edilmesine; zulüm, kibir hıyanet, cimrilik, intikam gibi kötülüklerden sakındırılmasına dair emir ve tavsiyeler.

- Nasihat ve tavsiyeler: Dünyanın bir imtihan olduğunu, insanların emir ve yasaklar konusunda duyarlı olmaları gerktiğini hatırlatan uyarılar.

Va’d ve vaid: Müminler için taktir edilmiş olan nimetlere dair müjdeler ve kafirler için hazırlanan kötü sonuca dair sakındırmalar.

İlmi gerçekler: Allah’ın koymmuş olduğu fıtrat ve yaratılıi kanunları üzerinde insanları bakmaya, görmeye, düşünmeye, tefekkür etmeye, araştırmaya ve ibret almaya teşvik eden açıklamalar.

Kıssalar: Geçmiş milletlere ait ibretli hadiseler.

Dualar: İnsanlara nasıl dua edebileceklerini gösteren dua örnekleri.

kuranı kerimin

Allah’a karşı görev ve sorumluluklarımız

İnsanın görev ve sorumluluklarının başında, Allah’a inanmak ve ona kulluk etmek gelir. İnsanın yükümlü olduğu bütün diğer görev ve sorumluluklar Allah’a imanın bir sonucu, Allah’a kulluğun bir tezahürüdür.

İnsan, varlığını borçlu olduğu Rabbini sever, O’na saygı duyar, şükrder, O’nun emirlerine uyar, yasaklarından sakınır. Bütün bunlar kul olmanın gereğidir.

Nitekim insanın yaratılmasındaki temel amaç da Allah’ın varlığını tanıması, O’na inanması ve yanlızca O’na kulluk etmesidir(Zariyat 51 / 56). Daha sonra sözü dilecek bütün görev ve sorumluluklar, işte bu kulluk görevimizin içinde yer almaktadır, onun gereğidir.

Allah’a kulluğun nasıl yerine getirileceği konusunda ise insana Kur’an rehberlik eder. Buna göre insanın Allah’a karşı görev ve sorumluluklarını yerine getirebilmesi, ancak Kur’an’da belirlenen ölçülere uygun bir hayat sürmesi ile mümkündür.

Bu konuda ikinci bir rehber de Hz. Peygamber’in (s.a.s) sünnetidir. Allah’a kulluğun en güzel örneği Resul-i Ekrem (s.a.s) kendi hayatında sergilemiştir. Müminlere düşen görev ise onu örnek almaktan ibarettir.

allaha karsı sorumluluklarımız

Rüyada hamur görmek ne demektir

Arpa unundan yapılmış ekmek, hamuru yoğuranın dindarlığına işarettir.Eğer hamur buğday unundan olur ve mayaya gelirse ticaret malına ve menfaate delalet eder.

Buğday unundan yapılmış mayasız hamur rüyası iyi değildir. Bir rivayete göre, homur görmek akrabalarının yanına gitmek için yolculuğa, başka bir görüşe göre de yolculuktan menfaat elde etmeye işarettir.

İster birtahta üstünde, isterse birkap içinde olsun görülen hamurrüyası, istediğini elde edebilmek için kişinin içinde gizlemiş olduğu niyet ile tabir olunur. Eğer hamur mayalıysa kişi istediği şeye kısa zaman içinde sahip olur. Hamur mayasızsa amacın gerçekleşmesi çok zaman alır.Bu hamurdan ekmek pişirildiğinin görülmesi, amacın gerçekleşmiş olması anlamına gelir.

rüyada hamur görmek ne demektir

Sargı üzerine mesh nasıl yapılır?

Yara nedeniyle sarılmış, kırık sebebiyle alçıya alınmış veya herhangi birrahatsızlık sebebiylr bir şekilde üstü örtülmüş organların abdest ya da gusül esnasında yıkanması zararlıysa bu organlar yıkanmaz, bunun yerinesargı vb. üzerine meshedilir. Sargının abdestsiz veya gusülsüz iken sarılmış olması, üzerine meshederek abdest alma konusunda birengel teşkil etmez.

Sargı üzerine mesh için belli bir süre söz konusu değildir. Hastlık iyileşene kadar meshetmeye devam edirlir.
Sargı üzerine ikinci bir sargı sarılsa bu sargıya ayrıca meshetmek gerekmez. Üzerine meshettikten sonra sargının değiştirilmesi veya düşmesi halinde, mesh bozulmaz; iade edilmesi de gerekmez. Ancak, yaranın iyileşmesi halinde, sargı açılmış olsun veya olmasın, mesh bozulur. Bu kimsenin şayet abdestli ise, sargı yerini yıkamakla yetinmesi mümkündür; fakat yeniden abdest alması daha yerinde bir davranış olur.

Sargıya mesh nasıl yapılır

Şeytan nasıl bir varlıktır özellikleri nelerdir?

Şeytan, varlığı Kur’an’da haber verilen, insanları doğru yoldan saptırmaya çalışan bir varlıktır. İnsanı kötülük işlemeye teşvik eder, iyiliklerden alıkoymaya çalışır. Kötülüğün simgesidir. Bu yönüyle “şeytan” kelimesi hem gerçek bir varlığı ifade eder hem de mecazi olarak kötü davranışlar sergileyen, kötülüğe teşvik eden insanlar için kullanılır.

Kur’an-ı Kerim’de İblis adıyla da anılan şeytan, insanları birbirine düşürmeye ve yeryüzünde bozgunculuk yapmaya çalışır. İnsanlar tarafından görülmez ama onların kalplerine vesvese sokarak kötülüğünü gösterir. Bununla birlikte gücü sınırlı, hile ve tuzakları zayıftır. Bütün mahretini insanları tahrik etmek ve kendi yoluna çağırmaktan ibarettir. Ona uyup uymamak ise kişinin kendi iradesindedir.

Hz. Peygamber (s.a.s) şeytanın şerrinden Allah’a sığınmış ve müslümanlara da ondan Allah’a sığınmalarını emretmiştir. Ayrıca şeytanın kötülüklerinden korunmak için Kelime-i tevhid çekmeyi, Ayetü’l-kürsi ve Haşr suresinin son üç ayeti başta olmak üzere Kur’an okumayı tavsiye etmiştir. (Nahl 16/ 99; Müslim, Müsafirin, 212; Darimi, Fedailü’l-Kur’an,14)

Yüce Rabbimiz buyuruyor ki:

” Gerçek şu ki; şeytanın, inana ve yanlız Rablerine tevekkül eden kimseler üzerinde bir hakimiyeti yoktur. Şeytanın hakimiyeti, sadece onu dost edinenler ve Allah’a ortak koşanlar üzerindedir” (Nahl 16/ 99-100)

şeytan

Peygamber Efendimizin Bir Günü

Hz. Peygamber, (s.a.s) gününü üçe bölerdi. Birkısmını ibadetle, bir kısmını ümmetinin işleriyle, geri kalan zamanını da kendi işleriyle geçirirdi.

Sabah namazından sonra diz çökerek oturur, güneş doğana kadar öylece kalırdı. Daha sonra ashabı onun çevresine oturur, onun nasihat ve öğütlerini dinlerlerdi. Bu sohbetin ardından genellikle ihtiyaç sahiplerine yardım dağıtılması, ganimet mallarının paylaştırılması gibi toplumu ilgilendiren işleri yapardı.

Çoğu zaman güneş biraz yükselip gün ilerleyincekuşluk namazını kılar, sonra evine giderdi. Evde bulunduğu saatlerde ev işlerine yardımcı olurdu. Evinin, ailesinin işlerini kendisi görür, bu konuda kimsenin yardımını kabul etmezdi. Hz. Aişe’nin ifadesiyle, evde sıradan bir insan ne yapıyorsa onu yapardı. Yırtık elbiseleri, ayakkabısı sökülmüşse kendi eliyle tamir eder, süt sağar, devesinin bakımıyla ilgilenir, evi temizlerdi.

İkindi namazından sonra eşlerinin yanına gider, hepsinin yanında birmüddet kalırdı. Eşleriyle ilgilenir, onlar için faziletlerin en üstününü arzular, sevgi, sefkat ve ilgisi ile elinden geleni yapardı.

Akşamları Hz. Peygamber (s.a.s.) hangi eşinin odasındaysa bütün eşleri orada toplanıp görüşürlerdi. Yatsı namazından sonra konuşmayı sevmez, dinlenmeye çekilerek uyurdu. Gecenin üçte biri veya yarısı gectikten sonra uyanırdı. Baş ucunda duran misvakı ile diişlerini temizler, abdest alır ve ibadetle meşgul olurdu. Bundan sonra secde ettiği yere başını koyarak biraz daha uyurdu.

peygamber efendimizin bir günü

Allah’ın sıfatları ve anlamları

Allah’ın varlığına ve birliğine iman etmekle uzun bir yolculuk başlar; başlangıcı nurlu, sonu nurlu bir yolculuk… Çünkü Allah göklerin ve yerin nurudur. O’nun nuru kulun ve mahlukatın bakışlarınca idrak edilmez. Kul, ancak O’nun isim ve sıfatlarının tezahür ve tecellilerini hayranlıkla seyre dalar. Yüce Rabbimiz bu seyirde yolun işaretlerini ebedi vahyi Kur’an-ı Hakim ile kullarına bildirmiştir. Allah’ın, kelamında bize öğrettiği niteliklerini iki gurupta özetleyebiliriz: zati sıfatlar, subiti sıfatlar.

Zati sıfatlar, sadece Rabbimizin sahip olduğu ve sırf O’na özgü niteliklerdir.

– Vücud: Vardır; olması ya da yok olması düşünülmez.
– Kıdem: Başlangıcı yoktur, varlığı sonradan ortaya çıkmamıştır.
– Beka: Sonsuzdur; varlığı hiçbir zaman son bulmayacaktır.
– Vahdaniyet: Eşi, benzeri ve ortağı yoktur. Birdir, tektir biriciktir.
– Muhalefetün li’l-havadis: Yaratılmışlara benzemez; Ondan başka her şey sonradan olmuştur ve hiçbir şey O’na denk ya da benzer değildir.
– Kıyam bi-nefsihi: Hiçbir şeye ve hiç kimseye ihtiyacı yoktur, varlığı başkasına bağlı değildir.

Subiti sıfatlar, Rabbimizin mükemmelliğini ifade eden, O’nu daha iyi tanımamızı sağlayan niteliklerdir. Bu nitelikler diğer varlıklarda da Allah’ta olandan farklı olarak sınırlı düzeyde vardır.

– Hayat: Diridir ve O’nun için “ölüm” söz konusu değildir.
– İlim: Her şeyi bilir ve her şeyden haberdardır.
– Sem: Her şeyi duyar ve işitir.
– Basar: Her şeyi görür.
– irade: Dilediğini yapar, her şey O’nun dilemesiyle olur.
– Kudret: Her şeye gücü yeter.
– Kelam: Yarattıkları ile irtibat ve iletişim kurar. Onlara mesajını gönderir.
– Tekvin: Dilediğini, dilediğince yaratır.

allah'ın sıfatları ve anlamları

Hastalıkta namaz nasıl kılınır

Hasta olmak dinimizce namaz kılmamak için bir mazeret olarak kabul edilmez. Hasta olan kişi ayakta duramıyacak durumda ise oturarak, oturamıyacak durumda ise yatarak ima ile namazını kılar.

İma, baş hareketleri ile namazın rükünlerinin sadece işaret edilerek birbirinden ayrılması anlamına gelir. İma bile yapamayacak durumda olan ağır hastalardan namaz sorumluluğu düşer.

Şafii mezhebine göre başıyla ima yapmaktan aciz olan kişi, kiprikleriyle ima eder. Bunu da yapamazise namazın rükünlerini kalbi ile yerine getirir.

hastalıkta namaz nasıl kılınır